Forum ana sayfa 3. Hukuk Dairesi 2017/6188 E. , 2017/18230 K.

3. Hukuk Dairesi 2017/6188 E. , 2017/18230 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 388515
Konum: İstanbul



3. Hukuk Dairesi 2017/6188 E. , 2017/18230 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tahliye davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; Mahkemece 01.07.2016 tarihli ek karar ile temyiz talebinin süreden reddine karar verilmiş olup davacı vekilinin bu defa ek karar ile birlikte hükmü temyiz etmesi üzerine: ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; malik olduğu taşınmazı 01.01.2014 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile davalı şirkete kiraladığını, davalı ile aralarındaki kira sözleşmesinin 1. maddesi hükmüne rağmen dava konusu taşınmazın dava dışı başka bir şirkete kiralandığını, ve sözleşmenin 2. maddesine aykırı olarak taşınmazın pavyon olarak kullanıldığını bu nedenle davalının akde aykırı davrandığını belirterek davalının tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece davanın kabulü ile davalının taşınmazdan tahliyesine karar verilmiş, Hükmü, davalının temyiz etmesi üzerine, mahkemece 09.06.2016 tarihli ek kararla davalının temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verilmiş; davalı temyiz isteminin reddi kararıyla birlikte hükmü temyiz etmiştir.
1) Mahkemece 09.06.2016 tarihli ek kararla temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verilmiş ise de ; gerekçeli karar, davalı ...’ne ilanen tebliğ edilmiştir. 7201 sayılı Yasanın 28 nci ve Tebligat Tüzüğü’nün 46 ve devamı maddeleri uyarınca ilanen tebligat, adresi bilinmeyen kişilere yapılır. İlanen tebligat yoluna başvurulabilmesi için muhatabın gerekli şekilde adresinin araştırılması ve buna rağmen tebligat yapılabilecek adresinin tespit edilememesi gerekir. Davalı ... . Şti’nin adresi zabıta marifetiyle araştırılmış, tespit edilemeyince de dava dilekçesi ilanen tebliğ edilmiştir. Ancak, anılan davalı, ticaret şirketi niteliğinde olup, ticaret siciline kayıtlı olduğu ve buraya da adresini bildirmiş olduğu görülmektedir. Davalıya yapılan tebligatın davalının ticaret sicilindeki adresine yapılmadığından dolayı, bu hali ile yapılan tebligat usulsüzdür. Usulsüz tebliğ nazara alınarak temyiz talebinin reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Bu nedenle, mahkemenin 09.06.2016 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldı; temyiz isteminin reddine ilişkin kararın kaldırılarak temyiz incelemesine geçildi.
2) Yetkili makamlar tarafından bir takım hukukî işlemlerin, bunların hukukî sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kimselere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin de usulüne uygun şekilde yapıldığının belgelenmesi olarak tanımlanan tebligat, Anayasa ile güvence altına alınan iddia ve savunma hakkının, daha da özelde hukukî dinlenilme hakkının tam olarak kullanılması ve bu suretle adil bir yargılamanın yapılmasını sağlayan çok önemli bir araçtır.
Bir davada davalının, davacının açmış olduğu davadan haberdar olması, davaya cevap vermesi ve hatta cevap süresinin işlemeye başlaması için dava dilekçesinin tebliğ edilmesi gerekir. Aksi durumun, ilgilinin hak arama hürriyetini kısıtlayacağına şüphe yoktur. Aslında hemen her hukuksal işlemin tebligat ile sonuç doğuracağını söylemek mümkündür.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden usulünce haberdar edilmesi ve böylece taraf teşkilinin sağlanması ile mümkündür. Bu yolla kişi, hangi yargı merciinde duruşması bulunduğuna, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğuna, yargılamanın safahatına, duruşmanın hangi tarihte yapılacağına, verilen kararın ne olduğuna, Tebligat Kanununda açıklanan usule uygun tebligat yapılması ile vakıf olabilecektir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde "Hukuki dinlenilme hakkı" düzenlenmiştir. Buna göre davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (YHGK.'nun 2009/52 Esas, 2009/105 Karar sayılı kararı)
Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Mahkemenin, dava dilekçesini ve duruşma gününü taraflara kendiliğinden tebliğ edip taraf teşkilini sağlaması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun amir hükmü gereğidir.
Görüldüğü üzere, taraf teşkili sadece davanın açılması aşamasında değil, yargılamanın diğer aşamalarında da önem taşımaktadır. (...23.11.2011 gün ve 11-554 Esas-684 Karar)
Somut olayda, dava dilekçesi davalı ... . Şti’ne ilanen tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış, yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. 7201 sayılı Yasanın 28 nci ve Tebligat Tüzüğü’nün 46 ve devamı maddeleri uyarınca ilanen tebligat, adresi bilinmeyen kişilere yapılır. İlanen tebligat yoluna başvurulabilmesi için muhatabın gerekli şekilde adresinin araştırılması ve buna rağmen tebligat yapılabilecek adresinin tespit edilememesi gerekir. Davalı ... . Şti’nin adresi zabıta marifetiyle araştırılmış, tespit edilemeyince de dava dilekçesi ilanen tebliğ edilmiştir. Ancak, anılan davalı, ticaret şirketi niteliğinde olup, ticaret siciline kayıtlı olduğu ve buraya da adresini bildirmiş olduğu görülmektedir. O halde, davalı tüzel kişiliğin adresinin kayıtlı olduğu ticaret sicilinden sorulması, tespit edildiği takdirde bu adresine dava dilekçesinin tebliğinin yapılması, adresinde bulunmadığından bahisle tebligat evrakının iade edilmesi halinde Tebligat Yasasının 35. maddesine göre tebligatın gerçekleştirilmesi zorunludur. Şayet, ticaret
sicilinden de adresi belirlenemezse ilanen tebligat yoluna gidilmelidir. Bu durum karşısında, davalının kayıtlı olduğu ticaret sicilinden adresi tespit edilmeden, yukarıda açıklanan prosedür izlenmeden eksik araştırmaya dayalı olarak dava dilekçesinin ilanen tebliği usulsüz olup, davalı açısından taraf teşkilinin sağlandığının kabulü doğru değildir. O halde, davalıya usulüne uygun şekilde dava dilekçesinin tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanması, kanıtlarını sunma imkanı tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davalının yokluğunda aleyhine yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3) Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle mahkemece verilen EK KARARIN KALDIRILMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, üçüncü bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları