Forum ana sayfa 3. Hukuk Dairesi 2017/3076 E. , 2017/18213 K.

3. Hukuk Dairesi 2017/3076 E. , 2017/18213 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 391204
Konum: İstanbul



3. Hukuk Dairesi 2017/3076 E. , 2017/18213 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; davaya konu taşınmazı davalı ... ile yapılan 02/03/2001 tarihli kira sözleşmesine göre 800 USD bedelle çay bahçesi olarak işletmek üzere kiraladığını ancak daha sonra ... Milli Emlak Dairesi Başkanlığınca ecrimisil tahakkuk ettirilerek ödenmesi yönünde ihtarname gönderildiğini, ecrimisil ihtarnamesine istinaden İdare Mahkemesinde açmış bulundukları dava sonucu 16.503,15 TL'lik kısmının iptali, bakiyenin hukuka aykırı olmadığı yönünde verilen kararın kesinleştiğini bu arada davalı ...'ye kira ödemeye devam ettiğini ileri sürerek hem Belediye'ye kira ödemeye hem de Milli Emlak Müdürlüğüne ecrimisil ödemeye mecbur bırakıldığı için haksız olarak ödediği 38.400 USD karşılığı 57.600,00 TL kira bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; zamanaşımı def'ini ileri sürmüş, dava konusu alanın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/9 E.-2005/109 K. sayılı kararıyla hüküm ve tasarrufunun kendilerine ait olduğuna karar verildiğini, bu yerin davacı yana kiralandığını, ancak sözleşme hükümleri dışına çıkılması ve Kıyı Kanununa aykırı yapılaşma yapılması nedeniyle yerin yeniden projelendirilmesi ve Kıyı Kanunununa göre yapılaşmasının sağlanması için sözleşmenin feshedildiğini, taşınmaz üzerindeki binaların yıkıldığını, davacının açtığı ecrimisil ihbarnamesinin iptali davasından bilgilendirmediğini, bu durumda hatalı olanın davacı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 6.Hukuk Dairesinin 24.03.2014 tarih 2013/11552 E.- 2014/3576 K. sayılı ilamı ile; ''14.02.2001 kira başlangıç tarihinden ecrimisil tahakkuk ettirilen 01.01.2002 tarihine kadar davalı idarenin kiralayan sıfatıyla tahsil ettiği kira bedellerinden ödenen ecrimisilin istirdadının doğru olmadığı, mahkemece ecrimisil tahakkuk ettirilen dönemde o dönem için ödenen kira bedelini geçmemek kaydı ile davacı tarafından ödenen ecrimisilin belirlenerek istirdadına karar verilmesi gerektiğinden'' bahisle bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece; bozma ilamına uyma kararı verildikten sonra yapılan yargılama neticesinde; davacı tarafından açılan davanın 26/05/2015 tarihli celsesinde tarafların sulh olduklarının beyan edildiği, davalı tarafın söz konusu davacıya ait talep edilen bedel ve masrafları ödediğine dair dosyaya 10/11/2015 havale tarihli makbuz sunduğu, davalı tarafın 41.216 TL'yi davacı kuruma ödemiş bulunduğu, bu sebeple davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece bozma ilamına uyma kararı verilmiş ise de bozmaya uygun karar verilmemiştir. Şöyle ki;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 315. maddesine göre; ''Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.''
Somut olayda, bozma kararından sonra davacı vekili, 26.05.2015 tarihli duruşmada; davalı ... ile karar bozulmadan önce sulh olduklarını ve buna ilişkin belgeyi gelecek celse dosyaya sunacağını bildirmiş, davalı vekili ise; sulhden haberleri olmadığını, araştırıp beyanda bulunmak için süre istediği, 10.11.2015 tarihli duruşmada ise, davacı vekilinin; davanın konusu alacak ferileri ile birlikte alındığını, davanın konusuz kaldığını belirterek, eski talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiş, davalı vekili ise; ödeme makbuzunu sunarak, öncelikle bozma kararı doğrultusunda rapor alınmasını istemiştir.
Davalı tarafça yargılama sırasında, 18.07.2013 tarihli makbuz ile 41.216 TL ödeme yapıldığı sabit ise de; taraf vekillerinin duruşmadaki beyanları ile taraflar arasında sulh sözleşmesinin olup olmadığı, varsa sulhe göre karar verilmesini isteyip istemedikleri anlaşılamamış, mahkemece de bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır.
O halde mahkemece; öncelikle davacı tarafa süre verilerek varsa bahse konu sulh sözleşmesinin dosyaya celbinin sağlanması, şayet taraflar arasında HMK'nın 315. maddesi anlamında sulh sözleşmesinin yapılmadığı anlaşılırsa da Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 24.03.2014 tarih 2013/11552 E. - 2014/3576 K. sayılı bozma ilamı doğrultusunda gerekirse bilirkişiden rapor alınarak varılacak sonuç neticesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme neticesinde, yukarıdaki gibi hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı taraf yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları