Forum ana sayfa 3. Hukuk Dairesi 2016/12993 E. , 2017/18300 K.

3. Hukuk Dairesi 2016/12993 E. , 2017/18300 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 389355
Konum: İstanbul



3. Hukuk Dairesi 2016/12993 E. , 2017/18300 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki kişisel eşya alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; davalı ile boşandıklarını, davalının depoda tuttuğu eşyalarını 30.08.2012 tarihinde teslim aldığını ancak televizyonu kırık olması nedeniyle teslim almadığını, ayrıca düğünde takılmış olan 100 adet çeyrek altının davalıda olduğunu ve düğünde takılan bilezikler bozdurularak alınan 7 adet tek model bilezik ile 1 adet hasır bileziğin de davalıda kaldığını beyan ederek ... marka 102 ekran TV'nin, düğünde takılan 100 adet çeyrek altının ve düğünde takılan bilezikleri bozdurmak suretiyle alınan 30 gr.dan 7 adet bileziğin ve 1adet 40 gr hasır bileziğin aynen iadesine, aynen iadesi mümkün değil ise; faizi ile birilikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; davalının cevabına cevap dilekçesinde ise düğünde takılan takıların davalının annesi tarafından bir poşete konulduğunu ve bozdurularak mobilya ve kredi kartı borcu ödendiğini, evden zaten şiddet görerek polis eşliğinde ayrıldığından yanında eşya götürmesinin mümkün olmadığını beyan etmiştir.
Davalı; eşyaların 30.08.2012 tarihinde davacı tarafından teslim alınmış olduğunu, kendisinin evlenmeden önce almış olduğu televizyonu davacı tarafa ödemekle yükümlü olmadığını, düğünde takılan takıların içeriğinin ise 50-52 civarında çeyrek altın ve takılan bileziklerin bozdurulması sonucu 23 gr.dan 5 adet bilezik ve 1 adet hasır bilezik olduğunu ve bunları da davacının alıp götürdüğünü, altınların kendisinde kaldığına dair ne bir evrak ne de açılmış olan bir banka kasa hesabı mevcut olduğunu belirterek davanın reddi ile kendisi tarafından eşyaların yıpranmaması için tutulan taşınmaza ödenen kira bedelin davacıdan alınmasına karar verilmesini dilemiş, ikinci cevap dilekçesinde de takıları annesine sadece balayına gittikleri hafta hırsızlığa karşı tedbir amaçlı bıraktıklarını ve dönüşte de hemen aldıklarını şayet bir an için geri alma olayının gerçekleşmemiş olduğu düşünülse bile davacının düğünde takılan ziynet eşyalarının bozdurularak mobilya ve kredi kartı ödenmiştir şeklinde ikrarı olduğunu, davacının düğün sonrası kendisi ile yaşadığı süre zarfında düğündeki bu birikimi borçları kapatmada kullandıklarını zaten cevap dilekçesinde ikrar etmiş olduğunu, bu ikrarla bile davanın sonuçsuz kaldığını ve reddi gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece; taraf tanıklarının birbiriyle tutarsız ve aksi beyanlarına göre davacıya ait ziynet eşyalarının davacıda kalıp kalmadığı, tarafların borçlarına harcanıp harcanmadığı konusunda tam bir kanaate varılamamış, davacı taraf ziynet eşyalarını davalının iade yükümlülüğünde olduğunu kanıtlayamadığından ve genel kural uyarınca ispat yükü davacıya ait olduğundan davacı tarafa iddiasını kanıtlamak için yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış,
davacı vekilinin yemin teklif etmeyeceğini beyan etmesi üzerine davacı taraf ziynet eşyalarını davalının iade yükümlülüğünde olduğunu kanıtlayamadığından düğünde takılan 100 adet çeyrek altına ve düğünde takılan bilezikleri bozdurmak suretiyle alındığı bildirilen bilezikler ile hasır bileziğe yönelik davanın reddine, televizyon yönünden ise, dava konusu televizyonun davacıya ait olduğu ve davalı tarafça depoya kaldırıldığında kırılarak kullanılamaz hale geldiği anlaşıldığından ... marka 102 ekran tv bedeli olan 1.191,80 TL’nin dava tarihi olan 06/09/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, ziynet eşyalarının iadesine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlamakla yükümlüdür.
Kural olarak düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Bu eşyaların iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, koca bu eşyaları iadeden kurtulur.
Davacı, dava dilekçesinde düğünde takılan çeyrekler ile 7 adet tek model bilezik ile 1 adet hasır bileziğin davalıda kaldığını beyan etmiş, cevaba cevabında ise düğünde takılan ziynetlerin kendisine hiç verilmediğini kredi kartı ve mobilya borcu için harcandığını belirtmiştir. Davalı da ikinci cevap dilekçesinde davacının düğün sonrası kendisi ile yaşadığı süre zarfında düğündeki bu birikimi borçları kapatmada kullandıklarını zaten cevap dilekçesinde ikrar etmiş olduğunu belirtmiş, bu suretle ziynetlerin evlilik birliği içinde borçlar için bozdurulduğunu kabul etmiştir.
Hal böyle olunca mahkemece, davalının düğünde takılan dava konusu ziynetleri borçları kapatmada kullandıklarını ikrar ettiği, bunların kadının isteği ve onayı ile iade edilmemek üzere bozdurulduğu hususunda ispat yükünün davalıda olduğu dikkate alınarak; evlilik birliği içinde borçlar için bozdurulduğu anlaşılan ziynet eşyaları (ayar, gram ve bedeli) yönünden, davacının rızasını ispat için davalıya imkan tanınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeyle ispat yükünün davacıda olduğu ve davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları