Forum ana sayfa 3. Hukuk Dairesi 2016/12073 E. , 2017/18365 K.

3. Hukuk Dairesi 2016/12073 E. , 2017/18365 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 388361
Konum: İstanbul



3. Hukuk Dairesi 2016/12073 E. , 2017/18365 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, dava dilekçesinde; davalıların annesi olan....'in kurumdan aylık almakta iken, 2003 yılında vefat ettiğini; ancak, ölümünden sonra haksız olarak aylıklarının çekildiğini, bu nedenle davalılar aleyhine ... 2. İcra Müdürlüğünün 2010/2283 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların annelerinin ağabeyleri ...'in yanında kaldığını ve vefat ettiğini beyanla takibe itiraz ettiklerini, ...'in...'in üvey oğlu olduğunu, mirasçı olmadığını, borçtan davalıların sorumlu olduğunu beyan etmiş; itirazın iptali ile takibin devamına davalıların %40 inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., cevap dilekçesinde; kendisinin ailevi problemleri sebebiyle merhum annesi ile 17 yıldır görüşmediğini, annesinin vefat ettiği tarihe kadar ağabeyi ...'in yanında kaldığını, annesinin ölümünü dahi definden sonra akrabalarından duyduğunu, annesinin ölümünden sonra maaşının ATM makinesinden çekildiğini, makinede kamera olmadığı için çekenin tespit edilemediğini, kendisinin herhangi bir suçu olmadığını beyan etmiştir.
Davalı ..., cevap dilekçesinde; hiç alakasının olmadığı halde, annesinin ölümünden sonra çekilen paralardan sorumluluğu kabul etmediğini, annesinin aylığının tereke dâhil bir mal olmadığını dolayısıyla halefiyet yoluyla müteselsil sorumluluğun bu davada uygulanma yerinin olmadığını savunarak, açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davalıların annesi olan...'in kurumdan aylık almakta iken 2003 yılında vefat ettiği, ancak ölümünden sonra haksız olarak aylıklarının çekildiği anlaşılmakta ise de; çekilen aylıkların davalılar tarafından çekildiği ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 599.maddesine göre; ‘Mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, miras bırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve miras bırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar’. 605. maddeye göre “Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır”. 606. maddeye göre; “Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe miras bırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar”. 610. maddeye göre; “Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur”. 640. maddeye göre, "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler". 641. maddeye göre; “Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar.
Somut olayda; davacı davasında; davalıların, müşterek anneleri...'in 31.12.2002 vefat etmiş olmasına rağmen, annelerinin maaşlarını haksız olarak aldıklarını, bu paraların tahsili amacıyla yapılan icra takibine de haksız itiraz ettiklerini ileri sürerek; yapılan itirazın iptali, takibin devamı ile icra inkâr tazminatına karar verilmesini istemiş olup; davalılar ise, savunmalarında; müşterek murislerinin kendileriyle oturmadığını, üvey kardeşleri olan ... ile oturduğunu, yatan aylıkların kendileri tarafından çekilmediklerini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, her ne kadar, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; toplanan delillerden ve dosya kapsamından davalıların murisinin 31.12.2002 vefat ettiği, bu tarihten sonra 23.01.2003-23.07.2003 tarihleri arasında yatan ölüm aylıkları olan 1.989,82 TL’nin tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Murisin mirasçıları davalılar olduğuna ve bu davalıların da mirası reddetmediklerine göre fazladan çekilen paradan davalılar sorumludur. Mahkemece, bu husus göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları