Forum ana sayfa 3. Hukuk Dairesi 2016/12030 E. , 2017/18344 K.

3. Hukuk Dairesi 2016/12030 E. , 2017/18344 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387978
Konum: İstanbul



3. Hukuk Dairesi 2016/12030 E. , 2017/18344 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; davalı ile aralarında bir abonelik sözleşmesi olmamasına rağmen aleyhine ... İcra Müdürlüğünün 2012/5118 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalıya herhangi bir elektrik borcu veya kaçak elektrik borcunun bulunmadığını, 1989 yılından beri Avusturalya'da yaşadığını, konutunu kiraya veya oturması için kimseye vermediğini, abonelik işlemleri için kimseye vekaletname göndermediğini belirterek davalıya borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; elektrik sarfiyatının olduğunu, alacaklarının kaçak elektrik kullanımından kaynaklandığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; kısa kararda; davanın kabulüne, davacının ... İcra Dairesine, 2012/5118 sayılı takip dosyasında borçlu olmadığını tespitine, karar verilmiş, gerekçeli kararda ise; kısa kararda tefhim edilen hükme ek olarak "asıl alacak miktarı olan 3.001,39 TL'nin %20'si oranı olan 600,27 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Gerekçeli kararda, kötüniyet tazminatı talebi hakkında da karar verildiği halde, kısa kararda bu hususta bir karar verilmediği anlaşılmıştır. Bu suretle, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK’nun “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294. maddesinde açıklandığı üzere mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.
Aynı yasanın “Hükmün kapsamı” başlıklı 297. maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
“Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Somut uyuşmazlıkta da; temyiz edilen gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir .
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bendde açıklanan nedenle davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları