Forum ana sayfa 3. Hukuk Dairesi 2016/12004 E. , 2017/17748 K.

3. Hukuk Dairesi 2016/12004 E. , 2017/17748 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 388515
Konum: İstanbul



3. Hukuk Dairesi 2016/12004 E. , 2017/17748 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda,davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, 14/11/2010 tarihinde ilgili adresteki inşaatta balkonların demir parmaklıklarını takarken demir çubuğun hemen binanın önünden geçen Yüksek Gerilim Hattından Elektriği çekmesi sonucunda feci şekilde yaralandığını, bu olay nedeniyle uzun süre tedavi gördüğünü, tedavisinin halen devam ettiğini, iki ayağından ve iki elinden de sakat kaldığını; meydana gelen kazada, davalı ... meskun mahalde yüksek gerilim hatlarını yönetmeliklerde belirtilen güvenlik mesafelerini nazara almadan tesis etmesi nedeniyle, meydana gelen olayda tam kusurlu olduğunu; kendisinin tellere hiçbir teması olmadan elektriğe kapıldığını; inşaatı yapan dava dışı şirketin, davalı ...’ın ... İl Müdürlüğü’ne defalarca başvuru yaparak yüksek gerilim hatlarını inşaat alanından uzaklaştırılmasını talep ettiğini; ancak, bu taleplere davalının olumlu ve olumsuz bir cevap vermediğini,meydana gelen olay nedeniyle savcılıkça yapılan soruşturma neticesinde ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu karara itiraz ettiğini ve dosyanın halen itiraz incelemesinde olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin tüm hak ve tazminat talepleri saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 14/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın öncelikle husumet nedeniyle reddi gerektiğini,esas yönünden;davacının işçi olarak istihdam edilirken bu kazanın meydana geldiğini,işveren olarak tadilat işini yaptıran şahsın gerekli tedbirleri almak, yakından geçtiği iddia edilen ... için çalışmadan kendilerine haberdar etmek yükümlülüğü ve sorumluluğunun bulunduğunu; olayda, dava dışı işveren ve dikkatsiz çalışma yapan davacının kusurlu olduğunu; davacının, olaya konu iş nedeniyle SGK İl Müdürlüğü’ne girişinin olup olmadığı,
primlerinin istihdam eden tarafından yatırılıp yatırılmadığı hususunun araştırılması gerektiğini; olay sonrası yaptıkları incelemeye göre, ... emniyet mesafesinin ilgili yönetmeliklerde öngörülen uzaklıkta ve şartlarda olduğunun tespit edildiğini, ayrıca savcılıkça davacının tamamen kendi kusuru ile olaya sebebiyet vermesi nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, talep edilen tazminat miktarının da fahiş olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece;alınan bilirkişi raporunda ,dava konusu olayda dava dışı işverenin % 70, davacının %30 kusurlu olduğu, davalının ise herhangi bir kusurunun bulunmadığının belirlendiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; davacının elektrik akımına kapılarak yaralanmasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı Dedaş, bölgede elektrik enerjisinin dağıtımını yerine getirmektedir. Bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar ihtimali taşıdığından, davalı şirketin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur. Bu sorumluluk türü tehlike sorumluluğu olarak da isimlendirilmekte olup, sorumluluk türlerinin en ağırını oluşturur. Burada tehlikeli nesne veya işletme ile gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması sorumluluk için yeterlidir.
Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, gene çoğu zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple, sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır. (Prof. Dr. ..., Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt ... sf: ...-...).
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise;davacının,davalı şirkete ait enerji nakil hattından kaynaklı olarak elektrik akımına kapılarak yaralandığı sabit olmakla,davalı şirketin faaliyeti ile ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağının bulunduğu, davalı şirketin TBK.nın 69. maddesi uyarınca meydana gelen zarardan sorumlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, mahkemece yukarıdaki açıklamalar ve madde hükümlerini karşılamayan bilirkişi heyet raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda ifade edilen açıklamalar gözetilmek suretiyle,davalı ... şirketine ait enerji nakil hattından kaynaklı olarak davacının yaralandığının gözetilmesi, bu kapsamda davalı ... şirketinin meydana gelen olaydaki kusur oranının belirlenmesi noktasında önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden Yargıtay ve taraf denetimine elverişli kusur raporunun alınması, kusur
oranı belirlendikten sonra davacının maluliyet oranının tespiti noktasında Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas Dairesinden rapor alınması,bu eksiklikler giderildikten sonra ise; dosyanın maddi tazminat hesabı yönünden alanında uzman bir hesap bilirkişisine tevdi edilmesi suretiyle sonucuna uygun hüküm tesisi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları