Forum ana sayfa 3. Hukuk Dairesi 2016/11194 E. , 2017/17981 K.

3. Hukuk Dairesi 2016/11194 E. , 2017/17981 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 390930
Konum: İstanbul



3. Hukuk Dairesi 2016/11194 E. , 2017/17981 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; ... ilçesi, ..., 182 ada, 137 parselde kayıtlı bulunan 24/120 arsa paylı 1. kat 6 nolu bağımsız bölümün maliki olduğunu, tapu kaydında bulunan vakıf şerhinin terkini için taviz bedeli ödemek mecburiyetinde bırakıldığını, vakfın türü itibariyle taviz bedeli alınmasını gerektirmeyen vakıflardan olduğunu belirterek, 8.399,00 TL taviz bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı; 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu 18/1 maddesinde miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlar dışında kalan vakıf taşınmazlardan taviz bedeli tahsilatını düzenlendiğini, taşınmazın vakıf olduğu tapu kaydı ile sabit olduğunu, davacı tarafça sadece aşar ve rusumatın vakfedilmiş olduğu hususunun ve miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmemiş olduğunun ispatı gerektiğini, eskiden icare ve mukataaya bağlanan taşınmazların tasfiyesi için Vakıflar Yasası'nın 18. ve 19. maddeleri hükümleri getirilmiş ve bu taşınmazların mülk taşınmaza dönüşümü ve mutasarrıfına intikali için alınan taviz bedeli, icare ve mukataa bedeli olarak alınan bedel olduğundan bu bedelin ödenmesinin yasal zorunluluk olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile 8.399,00 TL taviz bedelinin dava tarihinden itbaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
5737 sayılı Vakıflar Kanunu 27.02.2008 tarihli Resmi Gazete de yayımlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Sözü edilen 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 18.maddesi hükmüne göre; icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar taviz bedeline tabiidir.
Kanunun 3.maddesinde yapılan tanıma göre de; Mukataalı vakıf, zemini vakfa, üzerindeki yapı ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını, icareteynli vakıf ise, değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazlarını ifade eder.
Bu halde somut uyuşmazlığın çözümü için “... Vakfının” mukataalı veya icareteynli vakıf olup olmadığının veya miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekir.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu farklı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığı keşfen ve uzman bilirkişiler marifetiyle saptanmalıdır.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır.
Somut olaya gelince; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanmıştır. Bu durumda mahkemece,dava konusu taşınmaza ait vakfıye getirtilerek mahallinde keşif yapılarak; tapu kaydı ve dayanakları (kadastro tutanağı vd.) ile vakfiye örneği uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile mahalline uygulanmalı ve akabinde ...nun 266. maddesi uyarınca yukarıdaki ilkeleri kapsar biçimde uzman bilirkişi kurulundan rapor aldırılarak sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme sonucu kurulan hüküm isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları