Forum ana sayfa 3. Hukuk Dairesi 2016/11003 E. , 2017/18160 K.

3. Hukuk Dairesi 2016/11003 E. , 2017/18160 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 390930
Konum: İstanbul



3. Hukuk Dairesi 2016/11003 E. , 2017/18160 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; ... ilçesi, ... Mah. 246 Pafta, 303 Ada, 2 Parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binadaki 4 dairenin maliki olduğunu, davalı borçlunun da bu binada bir dairesi bulunduğunu, binanın onarım ve güçlendirilmesi için yaptığı masraflar ile belediyeye ödemek zorunda kaldığı para cezasının davalının payına düşen miktarının tahsili amacıyla davalı aleyhine başlattığı takibe davalının itiraz ettiğini, haksız itiraz nedeniyle takibin durduğunu, icra takibinde toplam tutarın 1/5'i yerine 1/22'si hesaplanmak suretiyle talepte bulunulduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile, takibin 4.650,00 TL asıl alacak ve 3.265,00 TL işlemiş faiz yönünden devamına, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri gereğince görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, davanın dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta; davacının dava konusu bina için yaptığı tadilat ve güçlendirme masrafları ile bu nedenle belediyeye ödediği para cezasının, yine aynı binada bağımsız bölüm sahibi davalının payına düşen miktarının tahsili amacıyla davalı aleyhine takip başlattığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptali davasının açıldığı, mahkemece davanın Tüketici Mahkemeleri’nin görevine girdiği gerekçesiyle, usulden reddine karar verildiği görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, hangi mahkemenin görevli olduğu hususuna ilişkindir.
Aynı yargı yolundaki uyuşmazlığın hangi mahkemede çözümleneceği konusu mahkemenin göreviyle ilgili olup, davanın görüleceği mahkeme tespit edilirken ilk yapılması gereken, uyuşmazlık konusu hakkında özel görevli bir mahkemenin bulunup bulunmadığının tespitidir. Zira özel mahkemelerin görevi genel mahkemelerin görevinden önce gelmektedir. Eldeki uyuşmazlıkta tüketici mahkemelerinin genel mahkemeler ile ilişkisinin tespiti gerekmektedir. Bu nedenle Tüketici mahkemesinin göreviyle ilgili hükümlerin yer aldığı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerinin irdelenmesi yoluna gidilmiştir.
28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasanın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir. Aynı yasanın 3/k bendinde ise, "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Önemle belirtilmelidir ki, yasal hükümde tüketici işlemi kavramı sınırlandırılmamış olup, yasada tüketici işlemine örnek olarak sayılan sözleşmelerin yanında tüketicilerin ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden gerçek yahut tüzel kişiler ile akdetmiş oldukları tüm sözleşmeler tüketici işlemi olarak kabul edilmiştir. Son olarak, 6100 sayılı HMK'nun 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir.
Dava dilekçesinden ve dosya içerisindeki delillerden davacının; dava konusu binada dört adet dairesi, davalının ise bir adet dairesi bulunduğu, davacının binanın güçlendirilmesi ve tadilat işlerini üçüncü kişilere yaptırdığı ve binanın tadilatı sırasında ruhsat alınmadığından belediyeye imar para cezası ödediği bu haliyle, temyize konu uyuşmazlık bakımından davalının iş sahibi davacının ise yüklenici olmadığı, taraflar arasında eser sözleşmesi de dahil olmak üzere herhangi bir sözleşme ilişkisi kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, taraflarından birinin tüketici, diğerinin ticari veya mesleki amaçla hareket eden (satıcı ) ve çekişmenin de tüketici işlemine ilişkin olmamasına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun kapsamında kalmadığı belirgindir. Yukarıda açıklanan yasa hükümleri uyarınca taraflar arasında tüketici işlemi niteliğinde eser sözleşmesi ilişkisi bulunmadığından görevli mahkeme genel mahkemeler olup, mahkemece esasa girilerek davanın sonuçlandırılması gerekirken, Tüketici Mahkemeleri’nin görevli olduğundan bahisle davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün re’sen BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları