Forum ana sayfa 3. Hukuk Dairesi 2016/10803 E. , 2017/17635 K.

3. Hukuk Dairesi 2016/10803 E. , 2017/17635 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 388515
Konum: İstanbul



3. Hukuk Dairesi 2016/10803 E. , 2017/17635 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki maddi manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalı ile 01/04/2014 tarihinde tanıştıklarını, 16/08/2013 tarihinde de ailelerinin huzurunda söz/nişan yüzüklerinin takıldığını, 20/04/2014 tarihinde daha büyük bir nişan yapılması ve 22 Haziran 2014 tarihinde nikah ve düğün yapılması konusunda anlaştıklarını, kararlaştırılan 20/04/2014 tarihine bir hafta kala davalı ve ailesinin olmadık şeyler bahane ederek nişandan ayrılmak istediklerini beyan ettiklerini, davalıya bu durumu sorduğunda ise ailesinin baskısı nedeni ile kendisinin evlilikten vazgeçtiğini söylediğini, nişan bozma sebebi olarak davalı tarafın nişan tepsisine konulan muzların renklerinin bozulmasının gösterildiğini, nişanın böyle sudan bir sebeple bozulmasının kendisini son derece üzdüğünü ve insan içine çıkılmaz hale getirdiğini, ayrıca kendisinin ve ailesinin nişan töreni nedeni ile 3.500,00 TL masraf yaptıklarını beyan ederek 20.000,00 TL manevi tazminat ile 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davacı ile nişanlanmalarının söz konusu olmadığını, taraflar arasında söz yüzüğü takıldığını, nişan olmadığını, davacının daha önce iki kez nişanlanıp ayrıldığını ve aynı şeyleri diğer nişanlılarına da yaptığını, davacının kayınvalidesine hakaret içerikli sözler sarf ettiğini, sözün bozulmasında kusurun davacı tarafta olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; tarafların büyük nişan yapılmak üzere nişanlandıkları ve nişanın davalı tarafça ve kusuru ile bozulduğu anlaşılmakla, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının maddi tazminat talebinin ise ispatlanamadığından reddine karar verilmiş hüküm süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Kişilik değerlerinde oluşan manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Objektik eksilmeden ise, sadece o kişi için değil; toplumdaki diğer bireylerin de aynı zarara(duruma) düşmeleri anlaşılmaktadır. Yasalar manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlandırmıştır. Bunlar, kişinin ve ailenin onur ve saygınlığına yönelik suçlar(TCK 125 ), kişilik değerlerinin zedelenmesi (MK 24.md), isme saldırı(TMK 26.md), nişan bozulması (TMK 121 .md), evlenmenin feshi(TMK 174), babalığın benimsenmemesi(MK 286 ), bedensel zarar ve öldürme(BK 56 ) ile kişilik haklarının zedelenmesidir.(BK 58). TMK 24 ve TBK 58. maddede belirtilen kişisel çıkarlar; kişilik haklarıdır. Kişilik hakkı ise kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, insanın insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimdir.(4.H.D. 08.04.1996 tarih ve 1996/3713 Esas,1996/4111 Karar sayılı ilamı.)
4721 sayılı TMK. nun 121.maddesine göre, nişanın bozulması yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Bilindiği üzere; manevi tazminat, haksız bir eylemin yarattığı üzüntünün, duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödencedir. Manevi zarar, mal varlığına dokunmayan, yaşam, sağlık, namus, sır, aile mahremiyeti gibi mal varlığı harici varlıklarda meydana gelen azalma olup, bu zarar manevi tazminatla giderilmeye, azaltılmaya çalışılmıştır.
Nişanın bozulmasının, taraflarda değişik şiddet ve ölçülerde de olsa üzüntü yaratması ve menfaatleri haleldar etmesi doğaldır. Doğal olan bu üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz. Bir kere nişanlandıktan sonra tazminat ödeme tehdidi altında bulunmak suretiyle evlenmeyi taraflar için zorunlu hale getirebilecek şekilde manevi tazminata hükmedilemez. Ancak nişanın bozulması nedeni ile fahiş bir zarar doğmuş ve bu nedenle kişilik hakları da saldırıya uğramış ise bu durumun ispatı halinde manevi tazminata hükmedilebilir.
Somut olayda,davaya konu olayda manevi zararın esaslı unsurunu teşkil eden kişilik değerlerindeki objektif eksilme noktasına ulaştığının kabulü mümkün değildir.
Hal böyle olunca, manevi tazminat koşullarının gerçekleştiği ispat edilemediğinden manevi tazminat yönünden de davanın tümden reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde davalının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 14.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları