Forum ana sayfa 3. Hukuk Dairesi 2016/10760 E. , 2017/17350 K.

3. Hukuk Dairesi 2016/10760 E. , 2017/17350 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 366462
Konum: İstanbul







3. Hukuk Dairesi 2016/10760 E. , 2017/17350 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalıya ait taşınmazda muhtesat sahibi olduğunu, taşınmazın kadastro tespit tutanağında da davacının murisinin ağaçlarının bulunduğunun belirtildiğini,başka ağaçlar da yetiştirildiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere, 30.000.00.- TL'nin dava tarihinden yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
Diğer davacılar, aynı nedenleri ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 147.000.00.- TL'nin dava tarihinden yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir. Bağlantı nedeni ile davalar birleştirilmiş, davacılar 23/01/2015 tarihinde talep sonucunu 240.400.00.- TL' ye yükseltmişlerdir.
Davalı, zamanaşımı definde bulunmuş, esası bakımından da; ağaçlardan yararlanılmadığını, davacıların kötüniyetli olduğunu, ağaçları söküp götürebileceklerini, odun değerine hükmedilebileceğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; 232.887,50 TL muhdesat bedelinin davalıdan dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsili ile toplam bedelin 31 pay kabul edilerek, davacılardan ...'ye 30.050'şer TL ve faizi, ...'e 7.512,50'şer TL ve faizinin ödenmesine, muhdesatların tapudan silinmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dava, dava konusu taşınmaza davacıların ve murislerinin diktiği ağaçların değerinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsiline ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu'nun 729.maddesinde; "Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır" denilmektedir.
TMK'nın 722.maddesinde ise; Bir kimsenin kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanması halinde bu malzemenin arazinin bütünleyici parçası olacağı; ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesinin aşırı zarara yol açmaması halinde malzeme sahibinin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebileceği; aynı koşullar altında arazinin malikinin de rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebileceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 723.maddesi gereğince; Malzeme sökülüp alınamazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyi niyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar, bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir. Anılan hükümler, esas itibariyle (BK'nın 61 ve devamı maddelerinde) TBK'nın 77 ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmenin özel bir halidir.
Bu bağlamda davacıların talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesinde, 14.02.1951 tarih ve 1949/17-1951/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca davacıların iyi niyetli olup olmadığının mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulması gerekir.
Somut olayda, taşınmazın kadastro tespit tutanağında ve buna dayanarak oluşan tapu kaydında "muhtesat bilgileri" bölümünde yeralan ağaçlar yönünden davacıların iyiniyetli, bu bölümde yeralmayan ancak taşınmaza dikilen diğer ağaçlar yönünden kötüniyetli olduklarından değerlendirmenin buna göre yapılması gerekir. Diğer anlatım ile taşınmazın tapu kaydının "muhtesat bilgileri" bölümünde yeralan ağaçlar yönünden ağaç değerinin talep edilmesi haklıdır. Davacıların, başkasına ait olduğunu bilmelerine rağmen taşınmazı kullanmaya devam etmeleri nedeniyle dikilen diğer ağaçlar yönünden iyiniyetli olmadıkları, bu ağaçlar yönünden sadece TMK'nın 723.maddesi gereğince asgari levazım bedelini davalıdan talep edebilecekleri açıktır. Gerek öğretide, gerekse uygulamada asgari levazım değerinin, tüm malzemenin işçilik ve bakım giderleri gözetilmeksizin, piyasadaki en düşük değerlerinden, dikim yılı veya yıllarına göre yıpranma payı düşüldükten sonra elde edilecek miktar şeklinde hesaplanacağı benimsenmiş bulunmakla, yeterli teknik inceleme de buna göre yeniden yapılmalıdır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda iyiniyet ve kötüniyet ayrımı ve ağaç değeri ve odun değeri ayrımı yapılmadığından, taşınmazdaki ağaçların davalının satınaldığı tarih itibari ile değerleri hesaplandığından, anılan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
2-) HMK'nın 27. maddesine göre, davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının tarafların açıklamalarını dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda hakim, tarafları dinlemeden, açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için onları kanuna uygun biçimde duruşmaya davet etmeden karar veremez.
Somut olayda, mahkemece; taşınmazın bulunduğu ... ilçesine keşif yapılması için talimat yazılmış, talimat mahkemesi tarafından taraf vekillerine keşif günü tebliğ edilmiş, davalı vekiline gönderilen davetiye "muhatap ölmüştür" gerekçesi ile iade edildiği halde davalı asile keşif günü tebliğ edilmeksizin belirlenen gün (24/10/2013 tarihinde) keşif yapılmış ,davalı tarafın keşfe katılma hakkı engellenmiştir.
Bu durum, usul ve yasaya aykırı ise de; taşınmazdaki ağaçların yargılama sürerken 09/09/2013 tarihinde çıkan yangın nedeni ile yandığı, yapılan keşifte de ağaçlar yandığından, bilirkişilerin ağaçları inceleyemedikleri, tarafların arasında daha önce görülen elatmanın önlenmesi davasında yapılan keşiften ve hazırlanan bilirkişi raporundan yararlanmak zorunda kaldıkları anlaşıldığından; mahkemece, yeni bir keşfin yararı olup olmayacağı düşünülerek, başka bir ziraat mühendisi bilirkişiden yukarıda anılan ilke ve esaslara göre bilirkişi raporu hazırlaması istenilerek, oluşacak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir.
Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları