Forum ana sayfa 3. Hukuk Dairesi 2016/6932 E. , 2017/17636 K.

3. Hukuk Dairesi 2016/6932 E. , 2017/17636 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 364254
Konum: İstanbul







3. Hukuk Dairesi 2016/6932 E. , 2017/17636 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; ... ili ... ilçesi ... Köyünde bulunan tarımsal sulama amaçlı ... abone numaralı tesisin sahibi olduğunu, davalı tarafından 08/05/2013 tarihinde elektrik tahakkuku düzenlenerek gönderildiğini, kaçak elektrik tahakkukunda kaçak olayının 15/03/2013-06/04/2013 tarihleri aralığı olarak belirtildiğini, bu tarih aralıklarında tesisinde hırsızlık olayı olması nedeni ile zaten elektrik bağlantısının bulunmadığını, düzenlenmiş olan kaçak elektrik tahakkuku ve ek tahakkukun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan ederek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının koruması altında bulunan sayacın 06.04.2013 tarihinde yapılan kontrolünde sayacın tüketimi kaydetmesini engellemek amacı ile “sayacın nötr girişine fiş kullanma sureti ile kaçak elektrik kullandığının”tespit edildiğini, kurum tahakkukun EPTKY 14. ve 20. maddesine göre yapıldığını, 23 günlük kaçak kullanım hesabının yasal mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde davacının kaçak kullanımına bağlı olarak 446,63 TL borcu bulunduğunun tespit edildiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile; davacının davalı şirkete karşı 15/03/2013- 06/04/2013 tarihleri arası kaçak elektrik kullanımları sebebiyle 13.153,17 TL borçlu olmadığının tespitine, 446,43 TL borcu olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava; kaçak tahakkukuna dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
HUMK'nun 275. ve devamı maddelerinde; “bilirkişilik" müessesesi düzenlenmiş olup, anılan maddede mahkemenin çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra 286.maddede de bilirkişinin oy ve görüşünün hâkimi bağlamayacağı düzenlenmiş ise de işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre verilen raporlar çelişkili ise mahkeme HUMK'nun 283.maddesi hükmüne dayalı olarak, bilirkişiden açıklama ya da ek rapor isteyebileceği gibi 284.maddesi hükmüne dayalı olarak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor alabilir.
HMK'nun 266.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hâkimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukukî bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her hâlde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. Bilirkişi raporu, kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Dava konusu borç miktarının tespitine yönelik Elektrik Mühendisi bilirkişi ... ... tarafından tanzim edilen 25.11.2014 tarihli raporda; davacı tarafından sayaca müdahale edildiği ve bu yöntemle kaçak elektrik kullanıldığı belirtilerek ilgili yönetmelik maddeleri çerçevesinde davalı kurumun talep edebileceği toplam kaçak elektrik tüketim bedelinin 11.896,73 TL olduğu bildirilmiştir.
Taraf vekillerince alınan bilirkişi raporuna itiraz edilerek yeniden bilirkişi raporu alınmasının talep edilmesi üzerine Elektrik-Elektronik Mühendisi bilirkişi ... tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunda ise; davacıya ait sayaca müdahale edilerek kaçak elektrik kullanıldığı tespit edilerek davacının borç miktarı 446,63 TL olarak hesaplanmış; mahkemece bu bedel üzerinden hüküm tesis edilmiştir.
Mahkemece iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmediği kuşkusuz olmakla, kaçak elektrik tüketim bedeline ilişkin söz konusu çelişki giderilmeden hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca mahkemece, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan, kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlendiği tarihte yürürlükte olan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve anılan Yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından yayımlanan 622 sayılı Kararı nazara alınarak, ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, birbiriyle çelişen raporlar arasındaki çelişki giderilmeden, itiraza uğrayan rapora dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 14.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları