Forum ana sayfa 3. Hukuk Dairesi 2016/6701 E. , 2017/17400 K.

3. Hukuk Dairesi 2016/6701 E. , 2017/17400 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 388695
Konum: İstanbul



3. Hukuk Dairesi 2016/6701 E. , 2017/17400 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, 28/02/2013 tarihinde arkadaşının evinde baca temizliği yaptığı sırada, aşağıdan yardım almak üzere kendisine uzatılan demir boruyu yukarı çekerken, teras katının çok yakınından geçen enerji nakil hattı nedeniyle elektrik akımına kapıldığını ve ağır şekilde yaralandığını, elindeki demir çubuğun elektrik tellerine temasının söz konusu olmadığını, temas etmiş olsa dahi bu olaya şehir içinden kontrolsüz, gerekli güvenlik önlemleri alınmadan, hiçbir ek uyarı olmadan geçirilen yüksek gerilim hattının neden olduğunu, zararın doğrudan tehlikeli iletim hattından ve özensiz işletmeden kaynaklandığını ve olay nedeniyle davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 1.000 TL maddi tazminat ile 50.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın zaman aşımına uğradığını, olayda kendilerine izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığını, davacının elektrik tellerine demir boru ile dokunması neticesinde akıma kapıldığını, tüm kusurun davacıda olduğunu, elektrik hatlarının yönetmelikte belirtilen mesafelere ve standartlara uygun şekilde tesis edildiğini belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının, arkadaşının evinin bacasını temizlediği sırada elektrik akımına kapılarak yaralandığı, bilirkişi raporuna göre bina ile enerji nakil hattı arasında olması gerekenden daha fazla bir mesafenin bulunduğu, meydana gelen olayda davalının hiçbir kusurunun bulunmadığı, tüm kusurun davacı ile bina sahibi arkadaşına ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava; elektrik enerjisi dağıtım hattından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davalı şirket, bölgede elektrik enerjisinin dağıtımını yerine getirmektedir. Bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar ihtimali taşıdığından, davalı şirketin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur.
Kusur aranmaksızın sorumluluğun düzenlendiği haller, kusursuz sorumluluk halleri olarak ifade edilmektedir. Doktrinde kusursuz sorumluluk hallerinin olağan sebep sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ikili ayırıma tabi tutarken, TBK tarafından açıklanan hakkaniyet sorumluluğu-özen (sebep) sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ayırıma tabi tutulduğu görülmektedir. Denetleme ve gözetimde özen (... gereği, kusur unsur olarak aranmaz.
... sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluğun düzenlendiği Borçlar Yasası'nın 58. maddesi gereğince "… ... olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur." ( TBK .69. maddesi ). TBK'nun 71/1.maddesine göre de; "Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur.".Belirtilen yasal düzenlemeler gereğince, davalı, zararlandırıcı sonucun doğmasına yol açan enerji hattının yapım ve bakım eksikliklerinden kaynaklanan zararlardan sorumludur. Sorumluluktan kurtulmanın olumsuz koşulu ise, zarar ile yapım bozukluğu ve bakım eksikliği arasındaki nedensellik bağının kesilmiş olmasıdır.
Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira, bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, yine de çoğu zaman zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple, sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından; bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır(Prof. Dr. ..., Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf: 14-15)
Kusursuz sorumlulukta, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etmek zorunluluğu yoktur. Aksine kusursuz sorumlu olan davalının, olayla zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir.
Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Uygun illiyet bağı ancak, üç halde kesilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusurudur.
Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinin 5. maddesinde; "Kuvvetli akım tesisleri her türlü işletme durumunda, cana ve mala herhangi bir zarar vermeyecek ve tehlike oluşturmayacak bir biçimde yapılmalıdır.
Herhangi bir kimsenin dikkatsizlikle de olsa yaklaşabileceği uzaklıktaki kuvvetli akım tesislerinin gerilim altındaki bölümlerine (aktif bölümler) dokunulması olanaksız olmalıdır ve ilerideki bölümlerde belirtilen emniyet mesafeleri ile koruma önlemleri sağlanmalıdır."
Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinin 27.maddesinde; "Tesislerinve aygıtların teknik belgelerinde belirtilen aralıklarda bakım ve onarımları yapılmalıdır. Yapılan bakım ve onarımlar kalıcı bir şekilde kaydedilmelidir." düzenlemeleri yer almaktadır.
Bu kapsamda enerji nakil hattının sahibi bulunan davalı kurum, bu yapı eserinin fena yapılmasından, bakımı ve işletilmesindeki eksikliklerden sorumlu olup, bu tür hatları kişilerin can ve mal güvenliği açısından tehlike arz etmeyecek şekilde inşa etmek, bulundurmak, bu hatlara güvenli yaklaşma sınırının aşılmasını önleyici tedbirleri almakla yükümlüdür.
Somut olaya gelince; davacının, olay tarihinde arkadaşının evinin terasında baca temizliği yaparken, yerden iple bağladığı "T" şeklindeki demir boruyu yukarı çektiği esnada binanın önünden geçen enerji nakil hatlarına teması sonucu akıma kapılarak yaralandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporunda, davacının olay tarihinde baca temizliği yapmakta kullanacağı 3-4 metre uzunluğunda demir boruyu bağlanan ip yardımı ile aşağıdan yukarıya doğru çekerken borunun enerji nakil hattına değmesi sonucu yaralandığı, olayın meydana geldiği yerde elektrik hatlarının yapıya (binaya) olan uzaklığının 2,4 metre olarak ölçüldüğü, bu mesafenin yönetmelik hükümlerine uygun olduğu, bu nedenle davalı şirkete izafe edilecek bir kusur ve sorumluluğun bulunmadığının belirtildiği, mahkemece de söz konusu bilirkişi raporunun hükme esas alındığı görülmektedir.
Ne var ki, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tellerin olması gereken emniyet mesafesinden daha fazla uzaklıkta olduğu ve dava konusu olayın davacının dikkatsizliği ve tedbirsizliği sonucunda meydana geldiği belirtilmiş olmasına karşın, bu raporda, davalı şirketin, kusursuz sorumluluk kapsamında yer alan tehlike sorumluluğuna ilişkin hiçbir değerlendirmeye yer verilmemiş olup, bu yönüyle bilirkişi raporunun dava konusu olay içeriğine uygun ve hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, davalının sorumluluğunun kusursuz sorumluluk kapsamında olup, sorumluluğun ancak uygun illiyet bağının kesilmesi halinde ortadan kalkacağı, davacının kusurunun ise tazminatın miktarının tayininde göz önüne alınacağı açıktır. Bu kapsamda davalı kurumun Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği gereği bakım ve özen borcunu gereği gibi yerine getirip getirmediği, olabilecek tehlikeleri düşünerek gerekli denetimleri yapıp yapmadığı, olayın meydana geldiği binanın etrafındaki yüksek gerilim ve yaklaşma mesafesi ile ilgili uyarı levhası bulunup bulunmadığı, ilgili yönetmeliğe göre, söz konusu enerji nakil hattının binaya olan mesafesi ile ilgili davalı ... şirketi yönünden bir ihlal söz konusu olmasa dahi ağır özen yükümlüğü gereği meydana gelen olayda sorumlu tutulup tutulamayacağı hususlarının değerlendirilmesi gerekecektir.
O halde mahkemece, davalının meydana gelen olayda kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumlu olduğu gözetilerek, davalı şirket açısından tehlike sorumluğuna ilişkin değerlendirmeler içeren, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli, tarafların kusur oranlarının da gerekçeleriyle belirtildiği, önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik konusunda uzman bilirkişi heyetinden ( Ankara veya İstanbul mahkemeleri aracılığıyla) rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davacı taraf yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları