Forum ana sayfa 9. Hukuk Dairesi 2015/22568 E. , 2017/9855 K.

9. Hukuk Dairesi 2015/22568 E. , 2017/9855 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 366462
Konum: İstanbul







9. Hukuk Dairesi 2015/22568 E. , 2017/9855 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalılar avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06/06/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalılardan ... İnşaat Şirketi'nde 12.04.2011- 20.06.2013 tarihleri arasında çalışmış olduğunu, davalı şirketlerden ... Şirketi'nin 1990 yılında tüm varlıkları ile Atilla Doğan grubu tarafından satın alındığını, her iki şirketin aynı merkezden yönetilen şirketler olduğunu, bu nedenle işçilik alacaklarından müteselsilen sorumlu olduklarını, davacının işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş aktini haklı olarak feshettiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık ücretli izin, ücret, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalılar Cevabının Özeti:
Davalılar vekili, davalı ... Şirketi'nin davacının çalışmalarından sorumlu tutulamayacağını, şirketler arasında herhangi bir bağlantı olmadığını belirterek, bu şirket yönünden husumet itirazında bulunmuş, işçilik alacaklarının ödendiğini, talep edilebilecek başka bir alacağının bulunmadığını belirterek diğer davalı yönünden davanın esastan reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak SGK kayıtlarından ve tüm dosya kapsamından davacının sadece davalı ... Şirketi'nde çalışmasının olduğu, diğer davalı şirkette herhangi bir çalışmasının olmadığı anlaşılmış olup, her ne kadar her iki şirket aynı gruba ait ise de, her iki şirketin ayrı ayrı faaliyette bulunduğu, birbirlerinden bağımsız tüzel kişiliklerinin bulunduğu anlaşılmakla, davalı ... Şirketi'nin işçilik alacaklarından sorumlu tutulamayacağı kabul edilerek, bu şirket yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının iş akdini maaş alacağının ödenmemesi nedeniyle haklı olarak feshettiği gerekçesiyle de diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı fazla çalıştığı iddiasını tanık deliline dayanarak ispatlamaya çalışmış ise de, tanıklarının işverene karşı davası olup, davacı ile menfaat birliği olan kişilerdir. Dosya kapsamında bu tanıkların beyanını destekler hesaplamaya elverişli yan deliller de bulunmamaktadır. Bu nedenle ispatlanamayan fazla çalışma alacağının reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
3-Davacı kısmi dava açmış ıslah ile alacak miktarlarını artırmış, ancak ıslah dilekçesinde faiz talep etmemiştir. Buna karşın Mahkemece ıslah ile artırılan miktar için faize hükmedilmesi HMK.nun 26. maddesinde belirtilen taleple bağlılık kuralına aykırı olup, isabetsizdir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.06.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Yerel mahkemece, davacının ıslah dilekçesi üzerine açıkça faiz istemediği halde ıslah ile arttırılan miktarlara faiz yürütmesi nedeni ile verdiği kararın davalı tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile açıkça talep olmadığı gerekçesi ile ıslah ile arttırılan miktarlara faiz yürütülmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Diğer taraftan, Islah, karşı tarafın onayına ve yargıcın kararına bağlı olmaksızın bir tarafın usule ilişkin yaptığı işlemleri, gerekli giderleri vermek koşuluyla yasada belirtilen süre içerisinde yöntemine uygun biçimde tamamen veya kısmen düzeltilmesini sağlayan hukuksal bir işlemdir.
Normatif düzenleme, HMK’un 176. maddesine göre;
“(1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.
(2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.”
Kısmen ıslahta davada daha önce yapılmış olan belli bir usuli işlemin düzeltilmesi söz konusudur. Kısmen ıslaha uygulamada sıklıkla dava konusunun (müddeabihin) arttırılması biçiminde rastlanmaktadır. Davanın kısmen ıslahı ile davada yapılmış olan belli bir usul işlemi ıslah edilir (düzeltilir) ve bundan sonraki usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sağlanır.
Kısmi ıslah sureti ile dava konusunun arttırılması ile kısmi dava dilekçesinde belirtilen miktarın arttırılmasına ilişkin usul işlemi düzeltilmekte ve dava tam eda davası niteliğini almaktadır. Dava dilekçesinde faiz istemi var ise ıslah ile miktar arttırıldığından ayrıca ıslah dilekçesinde faiz istenmesine gerek bulunmadığı gibi ıslah ile arttırılan isteklere temerrüt varsa temerrüt tarihinden faiz yürütülmesi gerekir. Zira kısmi ıslah da olsa ıslah bir ek dava değildir, bu dilekçe ile dava dilekçesinde kısmi olarak istenen miktar düzeltilmiştir.
Yerel mahkemenin ıslah ile arttırılan miktarlara faiz yürütmesi isabetli olup Dairemiz bozma kararının (3) nolu bendine katılmıyorum. 06/06/2017




  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Kararları