Forum ana sayfa 10. Hukuk Dairesi 2016/11215 E. , 2017/8718 K.

10. Hukuk Dairesi 2016/11215 E. , 2017/8718 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 389655
Konum: İstanbul



10. Hukuk Dairesi 2016/11215 E. , 2017/8718 K.

"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılığının ve 6111 sayılı Kanun kapsamından yararlandırılması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra Tetkik Hakimi ... düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi
Davacı, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılığının ve 6111 sayılı Kanun kapsamından yararlandırılması gerektiğinin tespitini istemiş, mahkemece, vergi, oda ve sicil kayıtları nazara alınarak bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 22.03.2002-02.09.2003 tarihleri arası 4/1-a kapsamında hizmeti olan davacının 05.09.2003 tarihinde Kuruma intikal eden Bağ-Kur giriş bildirgesi ile vergi kaydı ve şirket ortaklığı nazara alınarak 4/1-a hizmetinin sona erdiği tarihten (03.09.2003) itibaren Bağ-Kur tescilinin yapıldığı 4/1-a çalışma başlangıcı olan 01.06.2012 tarihine kadar Bağ-Kur sigortalılığının devam ettiği, (04.06.1991-30.09.1992) (04.03.1994-30.04.1995) (26.03.2004-devam) tarihleri arası vergi, (29.11.1991-15.04.2011 ) tarihleri arası oda, (17.03.2004- devam) esnaf sicil ve (11.03.2003-27.04.2004) ve (03.05.2004-12.10.2005) tarihleri arası Ltd. Şti. ortaklığı nedeniyle ... Ticaret Sicil Müdürlüğü kaydı bulunduğu, 02.08.2003 tarihinden önce Kuruma başvurusunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesi değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
1479 sayılı Yasa'ya 4956 sayılı Yasa ile eklenen geçici 18. maddesinde; bu Kanun'a göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı, ancak bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıklarının, bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak prim borçlarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içinde ödemek kaydıyla bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği bildirilmiştir.
4956 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 02/08/2003 tarihine kadar tescilleri, prim ödemeleri veya tescil başvuruları yoksa aynı tarihten sonra sadece aynı Yasa ile 1479 sayılı Yasa'ya eklenen geçici 18. maddeye göre vergide kayıtlı olan süreleri için borçlanma haklarını kullanarak sigortalılık süresi elde edebilirler. Geçmişe yönelik hizmetlerini tespit ettiremezler. 02/08/2003 tarihinden önceki tarihte Kuruma tescil edilmiş, giriş bildirgesi vermiş veya bir şekilde kendi adına tescil isteği yerine geçecek şekilde prim ödemiş olan ve 1479 sayılı Yasa kapsamında kendi adına veya hesabına bağımsız çalışanlar, 20/04/1982 tarihinden itibaren vergi kaydına dayalı olarak, 22/03/1985 tarihinden itibaren de vergi, esnaf sicili veya meslek kuruluşu kayıtlarına dayalı olarak sigortalılıklarının tespitini isteyebilirler.
Somut olayda;
1-Davacının 04.10.2000 tarihi öncesi oda kaydı ve vergi mükellefiyetinin olması nedeni ile 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesi kapsamında sigortalı sayılması gerekir ise de davacının zorunlu sigortalılık koşullarına sahip olduğu dönemde ve 1479 sayılı Kanun'un geçici 18. maddesinde belirtilen sürede zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tescili yönünde herhangi bir talebinin bulunmadığı anlaşılmakla 04.10.2000 öncesi talebin reddine karar verilmesi gerekir.
2-04.10.2000-22.03.2002 dönemi yönünden ise; davacının 29.11.1991-15.04.2011 tarihleri arası Sultanbeyli Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydı bulunduğundan, 1479 sayılı Kanun'un 26. maddesinde düzenlenen, “sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz” kamusal yapısı gereği yöntemince ve re’sen araştırma yapılarak, davacının, kendi nam ve hesabına çalışıp çalışmadığının tespiti için, davacıya maddi delilleri olup olmadığı sorularak, varsa bunları mahkemeye sunmak üzere davacıya önel verilmeli, davacının gerçekten kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının nasıl olduğu, trafik sicili, zabıta, maliye, muhtarlık vs. marifetiyle araştırılmalı, oda aidatı ödeyip ödemediği, hazirun cetvellerinde yazılı olup olmadığı sorulmalı; Odadaki kaydın gerçek bir çalışmaya ilişkin olup olmadığı; hiç bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konularak, yine davacının af kanunları kapsamında geçmişe yönelik prim ödemeleri araştırılıp, sigortalı olarak kabul edilmesi gereken süre/süreler kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde ortaya konarak yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir.
3-Ayrıca mahkemece, davalı Kurumun kabulünde olan ve niza konusu olmayan 4/1-a ve 4/1-b sigortalılıkları yönünden davacının hukuki yararı bulunmadığından bu süreler yönünden hüküm kurulması isabetsiz olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Kararları