Forum ana sayfa 10. Hukuk Dairesi 2015/25310 E. , 2017/8749 K.

10. Hukuk Dairesi 2015/25310 E. , 2017/8749 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387978
Konum: İstanbul



10. Hukuk Dairesi 2015/25310 E. , 2017/8749 K.

"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanun'da, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanunun 79. ve 5510 sayılı Kanunun 86. maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.
İnceleme konusu davada; Davacı 27.12.2012-27.07.2015 tarihleri arasında bağ-kur sigortalısı olduğunun tespitini talep ettiği, davacıya 09.06.2010 tarihli muafiyet belgesi verildiği ve muafiyet belgesine istinaden sigortalılığının 13.08.2010 tarihinde durdurulduğu,... Ziraat Odasının 27.07.2015 tarihli muafiyetin kalktığına dair belgesine istinaden tekrar başlatıldığı, davacının 6111 sayılı Yasadan faydalanarak prim borçlarını ödediği, Kurum tarafından davacının sigortalılığının gelirinin düşük olması nedeniyle muafiyet belgesine göre durdurulduğu, 27.12.2012 tarihinde gelirinin yükselmesi nedeniyle yeniden sigortalılığı başlatılmış ise de bu işlemin sehven yapıldığı anlaşıldığından 2013/11 numaralı genelgesi uyarınca iptal edildiğinin bildirildiği, davacıya ait 04.01.2013 tarihli sigortalı işe giriş bildirgesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasanın 6/ı maddesinde " Kamu idarelerinde ve Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler ile 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanlar, ...4 üncü ve 5inci maddelere göre sigortalı sayılmaz" hükmü düzenlenmiştir.
5510 sayılı Yasanın 6/ı maddesi zorunlu tarım Bağ-Kur sigortalılığı kapsamında olan sigortalılara kapsam dışında kalma hakkı veren bir yasal düzenlemedir. Dolayısıyla seçimlik hak sigortalıya aittir. Söz konusu madde ile geliri düşük olan ve muafiyetini belgeleyen sigortalılara (Bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalaması prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olanlar), 65 yaşını dolduranlara talep etmeleri halinde sigortalı sayılmama hakkı getirilmiştir. Geliri düşük bile olsa sigortalı talep etmediği sürece Kurum tarafından re'sen sigortalılık kapsamı dışına alınması mümkün değildir. Bu nedenle yeniden sigortalı olmayı talep etmeleri halinde sigortalılıklarının başlatılması gerekir. Somut olayda davacı 04.01.2013 tarihli giriş bildirgesi ile sigortalılık iradesini ortaya koyduğundan ve 20.07.2012 tarihli tarım gelir raporunda da gelirinin yüksek olduğu tespit edildiğinden davacının sigortalılığının kabul edilmesi gerekirken Kurum tarafından iptal edilmesi doğru değildir.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular değerlendirilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Kararları