Forum ana sayfa 10. Hukuk Dairesi 2015/24606 E. , 2017/9410 K.

10. Hukuk Dairesi 2015/24606 E. , 2017/9410 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387398
Konum: İstanbul



10. Hukuk Dairesi 2015/24606 E. , 2017/9410 K.

"İçtihat Metni"
Mahkemesi:İş Mahkemesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 19.06.2006 tarihinde meydana iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlananan gelirlerin, davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26, 87. maddeleridir.
506 sayılı Yasa'nın 26. maddesinde davalıların sorumluluğu kusur sorumluluğu ilkesine dayanmaktadır. 506 sayılı Yasa'nın 26/1. maddesinde, kastı, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi ya da suç sayılabilir bir eyleminin varlığı halinde işverenin rücû alacağından sorumluluğu olanağı tanınmıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise “İş kazası veya meslek hastalığı, 3 üncü birkişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3 üncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir.” hükmü getirilmiştir. 506 sayılı Kanunun 87. maddesi hükmüne göre aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran 3. kişidir.
Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle, işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.İşin belirli bir bölümünde değil de, tamamının bir bütün halinde, ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden istenilen işin, asıl iş, ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.Asıl işveren ile alt işveren arasında yapılan sözleşme ile iş kazası veya meslek hastalığına bağlı sorumluluğun alt işverene ait olduğunun kararlaştırılması ya da anahtar teslim iş olduğu ibaresinin konulmuş olması; bu sözleşmenin tarafı olmayan Kurumu bağlamaz.
İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, madde anlamında bir alt işverenlik, dolayısıyla dayanışmalı sorumluluk söz konusu olmayacaktır. Benzer şekilde, işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek, ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı), asıl işveren olmayacağından, alt - asıl işveren ilişkisi de bulunmayacaktır. Burada önemli olan yön “devir” olgusudur. Devirden amaçlanan, yapılmakta olan işin, bölüm ve eklentilerinden tamamen bağımsız bir sonuç elde etmeye yönelik, işi alana bağımsız bir işveren kimliği kazandıracak bir işin devridir. Diğer iş yerlerinde sigortalı çalıştırması nedeniyle “işveren” sıfatına sahip olan kişi, devredilen iş dolayısıyla işverenlik sıfatına sahip olmadığı için asıl işveren olarak sorumlu tutulamayacaktır. Aynı şekilde, işi alan kişinin de işverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Alınan işte sigortalı çalıştırmayıp, tek başına işi yürüten kişi alt işveren olarak nitelendirilemeyecektir. Bu kimsenin diğer bir takım iş yerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi ise bulunmamaktadır.Alınan iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi veya yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Diğer bir anlatımla, bir işverene ait iş yerindeki üretim sürecine, başka bir işverenin dahil olması durumunda “aracıdan” söz edilebilecektir. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi durumunda aracıdan söz etme olanağı kalmayacak ve ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır.İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
İnceleme konusu davada;...İnş. A.Ş. tarafından yapımı sürdürülen geminin 3. dilim ile 8. dilim arasının yapım işinin... Gemi İnş. Bakım ve Onarım Ltd. Şti.'ye davalılar arasındaki 24.02.2006 tarihli sözleşme gereği verildiği, ... Denizcilik Gemi İnş. Bakım ve Onarım Ltd. Şti.'nin sigortalı işçisinin kaynak yaptığı sırada 8x3 ebadında 12 mm kalınlığında 2,5 tonluk demir sacın üzerine düşmesi sonucu vefat ettiği, geminin yapımının dava dışı ... Tersanecilik Denizcilik A.Ş.'ye ait tersanede yürütüldüğü, tersane iş güvenliği ve sağlığı amiri Kemal İlhan'ın taksirle ölüme neden olmaktan yargılandığı ceza davasında tali kusurlu bulunarak hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olması karşısında ... Gemi İnş. A.Ş. ile dava dışı ... Tersanecilik Denizcilik A.Ş. arasındaki ilişki, üst işverenlik alt işverenlik sıftalarının bulunup bulunmadığı irdelenmemiştir. Aralarında üst işverenlik, alt işverenlik ilişkisinin bulunmadığı kanaatine varıldığı durumda ise yukarıda kapsamı açıkladığı üzere 506 sayılı yasanın 26/2 maddesi kapasamında, ...Tersanecilik Denizcilik A.Ş.'inin 3. kişi olarak sorumululuğunun bulunup bulunmadığı hususu üzerinde de durulmamıştır. Mahkemece,... Tersanecilik Denizcilik A.Ş. ile ... Gemi İnş. A.Ş. arasındaki ilişki irdelenmek suretiyle uzman bilirkişi heyetinden alınacak bilirkişi raporuna göre kusur durumu yeniden değerlendirilemek üzere oluşcak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Yine ...Denizcilik Gemi İnş. Bakım ve Onarım Ltd. Şti.'nin ortağı ve yetkili olan ..., ...Tersanecilik Denizcilik A.Ş. iş güvenliği ve sağlığı amiri ... ve ... Denizcilik Gemi İnş. Bakım ve Onarım Ltd. Şti.'nin ustabaşı ...'ın sanık olarak yargılandığı taksirle ölüme neden olma ceza davasında; asıl işveren olarak ...'ın olduğu kabulü ile asli kusurlu olarak ölüme neden olmaktan suç duyurusunda bulunulduğu, dosya kapsamı ile suç duyurusu akibetinin bilinmediği, ceza yargılamasıda ...'ın asli, ... ve...'nın ise tali kusurlu bulundukları ve ... hakkında verilen mahkumiyet kararının, ... ve ... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği belirgin olmakla, mahkemece ceza davasında kusur verilen ve kararları kesinleşen sanıkların ve hakkında suç duyurusu bulunulan ...'ın kusur durumlarını da irdeleyen bilirkişi raporu alınmaksızın yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm tesisi eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olduğundan karar bozulmalıdır.
Mahkemece; ceza davasında alınan tüm bilirkişi raporları ve ceza ilamı dosya kapsamına alınmak ve ... hakkındaki suç duyurusu akibeti araştırılmak suretiyle,... hakkında dava açılmış ise bu dava dosyasındaki ilam ve bilirkişi rapoları dosya kapsamına alınarak, kusur verilen kişilerin sıfat ve görevleri iş veren vekillikleri irdelenmek ve rücu dosyası içindeki raporlar ile ceza davası bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmek suretiyle konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınacak kusur raporu sonuca göre bir karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 28.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.




M.A.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Kararları