Forum ana sayfa 10. Hukuk Dairesi 2015/24545 E. , 2017/8560 K.

10. Hukuk Dairesi 2015/24545 E. , 2017/8560 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387573
Konum: İstanbul



10. Hukuk Dairesi 2015/24545 E. , 2017/8560 K.

"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava; itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, tüm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, kasten yaralama suçundan mahkum olan davalıdan, haksız fiili sonucu darp edilen sigortalıya yapılan tedavi ve ilaç masrafları nedeniyle meydana gelen Kurum zararının 5510 sayılı Kanunun 76. maddesi gereğince tahsili için yürütülen ilamsız icra takibinin davalının itirazı üzerine durması karşısında itirazın iptali ile takibin devamı ve davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
Sağlık hizmeti giderleri bakımından 5510 sayılı Kanunun 76. maddesinin 4. fıkrasında, iş kazası ile meslek hastalığı, işverenin kastı veya genel sağlık sigortalısının iş sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranışı sonucu olmuşsa, Kurumca yapılan sağlık hizmeti giderlerinin işverene tazmin ettirileceği; son fıkrasında, genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere kastı veya suç sayılır bir davranışı veya ilgili kanunlarla verilmiş bir görevi yapmaması ya da ihmali nedeniyle Kurumun sağlık hizmeti sağlamasına veya bu kişilerin tedavi süresinin uzamasına sebep olduğu mahkeme kararıyla belirlenen üçüncü kişilere, Kurum'un yaptığı sağlık hizmeti giderlerinin tazmin ettirileceği açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere 21/1. ve 76/4. maddelerde işverenin, 21/4. ve 76/son maddelerde üçüncü kişinin rücu alacağından sorumlulukları düzenlenmiş olup, somut olayımızda davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 76. maddesinin son fıkrasıdır.
Davaya konu somut olayda, davalının, sigortalıyı kasten yaralama suçundan cezalandırıldığı, verilen hükmün Yargıtayca davalı sanık hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanması gerektiğinden bahisle bozulduğu, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda davalının hakkında haksız tahrik hükümlerine ilişkin TCK.nun 29. maddesinin uygulanması sonucu cezasında 3/4 oranında haksız tahrik indirimi uygulanmak suretiyle 4 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı ve verilen hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, hükmün itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza Mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler. "Res Judicata'nın Türkçesi Üzerine", ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56. Sayı 2. 2007, s.45-61 ) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır. Mahkemece; sigortalının haksız davranışı nedeniyle olaya sebebiyet verdiği, olayda sigortalının da kusurlu olduğu, bu hususun Türk Borçlar Kanununun 74. maddesi uyarınca hukuk hakimini de bağlar nitelikte kesinleşmiş maddi olgu halini aldığı, ceza davasındaki tahrik indirimi oranına göre, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50. ve 51. maddeleri uyarınca, rücu alacağından da indirim yapılması gereği gözetilmekle beraber, ceza davasında davalı hakkında uygulanan haksız tahrik hükümleri gereğince yapılan indirim göz önünde bulundurulduğunda, mahkemece davalının sorumlu olduğu tazminat tutarında 3/4 haksız tahrik indirim oranının dikkate alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece yapılacak iş meydana gelen olayda haksız tahrik indirimi de dikkate alınarak kurum alacağını belirlemekten ibaret olup, Mahkemenin, açıklanan maddi ve hukuki olguları gözetmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenleridir.
O hâlde, tüm taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 04.12.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Kararları