Forum ana sayfa 10. Hukuk Dairesi 2015/21226 E. , 2017/8702 K.

10. Hukuk Dairesi 2015/21226 E. , 2017/8702 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 375588
Konum: İstanbul



10. Hukuk Dairesi 2015/21226 E. , 2017/8702 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kısmen reddine kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dava, 29.11.2004 tarihinde iş kazasına maruz kalan sigortalının, % 48 oranında meslekte çalışma gücü kaybı nedeniyle, sigortalıya bağlanan peşin sermaye değerli gelirin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunu’nun 9, 10 ve 26. maddeleridir.
Meydana gelen iş kazası nedeniyle davacı kurumun 506 sayılı Yasanın 9 ve 10. maddeye dayalı olarak dava açtığı ve bu kapsamda mahkemece 9 ve 10. madde şartlarının davaya konu olayda gerçekleşip gerçekleşmediği hususları araştırılmaksızın karar verilmiştir.
506 sayılı Yasanın 9. maddesi - (Değişik : 25.08.1999 - 4447 / 12 md. Y.T. 08.09.1999) “İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür.” düzenlemesini öngörmektedir.
Anılan yasanın 10. maddesine göre ise, 9. maddede öngörülen işe giriş bildirgesini süresinde Kuruma intikal ettirmeyen işverenler hakkında 26. maddede öngörülen sorumluluk halleri aranmaksızın, zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle Kurum tarafından bağlanan gelir ve harcamanın işverenden tahsil edileceğini düzenlemiştir. Yani, davalı işverenin 506 sayılı Kanunun 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Kanunun 2. maddesiyle değiştirilen ve 08.09.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 9 ve 10. maddesi hükmüne göre rücu alacağından sorumluluğu için; işe giriş bildirgesinin sigortalının, işe başlatılmasından önce verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin kuruma verilmesinden önce meydana gelmesi gerekir.
Öte yandan, Mahkemece, 9 ve 10. madde şartlarının gerçekleştiği kanaatine varıldığı takdirde, 506 sayılı Yasanın 10. maddesine dayalı tazmin sorumluluğunun sınırlarının belirlenmesi konusuna çözüm getiren, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 15.03.1995 T., 1994/800 E., 1995/166 K. sayılı ilamında “...Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, hak sahiplerinin işverenden isteyebileceği tazminat (tavan) miktarını önce kusur durumunu hiç gözetmeksizin belirlemek ve belirlenen tazminat miktarını geçmemek üzere davalının olaydaki kusursuzluğu dikkate alınarak Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uygulanarak varılacak sonuç uyarınca rücu alacağına hükmetme...” gereği öngörülmüş olup; işverenin sorumluluk sınırlarının belirlenmesinde, kendisinin kusurlu olup olmaması etkili bulunmakta, işverenin kusursuz bulunduğu durumlarda, ilk peşin sermaye değerli gelir miktarı olarak ortaya çıkan tazminat tavanından, Borçlar Kanunu'nun 43 ve 44. maddeleri uyarınca, en az % 50 oranında indirim yapılarak, işverenin sorumlu olduğu tazminat tutarının belirlenmesi gerekmektedir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında, kazada %48 oranında iş göremezliğe uğrayan sigortalının davalı yanında çalışmasına ilişkin olmak üzere davacı Kuruma zamanında verilmiş bir işe giriş bildirgesinin varlığının araştırılması ve bunun için de sigortalının kurumdaki gelire ilişkin tahsis ve sigortalılık şahsi dosyası da getirtilmek suretiyle sigortalı adına davalı işverenden herhangi bir işe giriş bildirgesinin verilmediğine dair tespit yapılmaksızın ve 506 sayılı Kanunun 9 ve 10. madde şartlarının davaya konu olayda gerçekleşip gerçekleşmediği hususları araştırılmaksızın karar verilmesi, hatalıdır.
2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Bekletici sorun” başlığını taşıyan 165. maddesinin 1. fıkrasında, bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın belirlemesine veya dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin var olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına ya da idari makamın kararına kadar yargılamanın bekletilebileceği belirtilmiştir
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar kapsamında Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/461 Esas numaralı tazminat davasında, 29.11.2004 tarihli kazanın iş kazası olduğunun tespiti ile maddi-manevi tazminata karar vermiştir. İlgili karar Yargıtay 21. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Şu durumda, anılan tespit işbu rücu davası yönünden bekletici sorun olarak kabul edilip, söz konusu davada kesinleşecek maddi olgular çerçevesinde ilgili taraflar arasında hizmet akdi ilişkisi kurulup kurulmadığı ve 506 sayılı Kanun hükümleri kapsamında sigortalı, gerçekleşen kazanın iş kazası olup olmadığı açıklıkla belirlendikten sonra yapılacak irdelemeyle elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, tazminat davasının sonucu beklenmeden karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 07.12.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Kararları