Forum ana sayfa 10. Hukuk Dairesi 2015/16321 E. , 2017/9249 K.

10. Hukuk Dairesi 2015/16321 E. , 2017/9249 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 375588
Konum: İstanbul



10. Hukuk Dairesi 2015/16321 E. , 2017/9249 K.

"İçtihat Metni"
Mahkemesi:İş Mahkemesi

Dava, aksi Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığı tahsisi istemine ilişkindir.Mahkemece ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.26.08.1993-07.02.1994 ve 15.11.1998-14.05.2006 tarihleri arasında kalan sürede 5434 sayılı Yasa kapsamında sivil memur olarak fakat sakat kadrosu ile çalışan davacının 31.10.1994 ve 04.09.1998 tarihli iki ayrı rapor ile geçirdiği kalp kapakçığı ameliyatı nedeniyle %50 oranında özürlü olması nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanmasını istediği anlaşılmaktadır.Davanın yasal dayanaklarından 506 sayılı Kanunun malullük ve engellilik hükümlerine ilişkin geçiş hükümlerini düzenleyen 5510 sayılı Yasa'nın geçici 10. maddesinde ''.... Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olup bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda olan sigortalılar hakkında, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun mülga 60 ıncı maddesinin (c) bendinin (b) alt bendi ve geçici 87 nci maddesine göre işlem yapılır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlananlardan yaşlılık aylığı bağlananların aylıklarının kesilmesi ve tekrar bağlanmasında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümler geçerlidir. '' hükmü öngörülmüştür.
506 sayılı Kanunun 60/C-b maddesi, “sakatlığı nedeniyle gelir vergisi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olan sigortalıların yaşları ne olursa olsun en az 15 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla yaşlılık aylığından yararlanacaklarını” öngörmekte olup, bu koşulların başında ise öncelikle ve özellikle “sakatlığı nedeniyle gelir vergisi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olmak” hususunun saptanması önem arzetmektedir. Anılan hususun saptanması işi ise, 199 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 3239 sayılı Kanunla değişik 31/2. maddesine göre, sakatlık
indiriminden yararlanmak için yetkili hastanelerin sağlık kurullarından alınan raporla Maliye Bakanlığı bünyesindeki “Merkez Sağlık Kurulu” tarafından değerlendirilerek iş gücü kaybı oranları ve buna göre sakatlık dereceleri belirlenmekte ve bu belirlemeye dayalı olarak da ilgili şahsın vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanıp kazanmadığına, yine idarece karar verilmektedir.193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “İndirim Hadleri” başlıklı 31. maddesinde, çalışma gücünün asgari %80’ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabının birinci derecede sakat, asgari %60'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabının ikinci derece sakat, asgari %40'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabının ise üçüncü derece sakat sayılacağı ve belirtilen sakatlık indiriminden faydalanacağı açıklanmış, 01.01.2004 günü yürürlüğe giren 4842 sayılı Kanunun 3. maddesiyle, anılan madde başlığı “Sakatlık indirimi'' olarak değiştirilip, derecelendirmeye ilişkin düzenleme korunmuştur.Bu durumda, sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazandığına dair verilen bu idari kararın sigortalının tahsis talebiyle birlikte Kuruma ulaşmasıyla, diğer koşulların da varlığı halinde sigortalıya anılan Yasanın 60/C-b maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlanması da yasal bir gereklilik olmaktadır.Eldeki davada ise davacının işe girerken aldığı ve sakat kadrosunda işe başlamak için gerekli olan rapora dayanarak tahsis istediği anlaşılmakta olup, mahkemece öncelikle, 193 sayılı Kanun kapsamında çalışma gücü kayıp oranı ile sakatlık derecesinin saptanması için yetkili organ konumundaki dava dışı idari makamlara başvuru yapabilmesi amacıyla davacıya uygun süre tanınmalı, söz konusu belirleme sonrasında 5510 sayılı Kanunun geçici 10 ve 506 sayılı Kanunun 60/c-b ve geçici 87. maddeleri irdelenerek elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 26.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Kararları