Forum ana sayfa 10. Hukuk Dairesi 2015/16272 E. , 2017/9033 K.

10. Hukuk Dairesi 2015/16272 E. , 2017/9033 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 375588
Konum: İstanbul



10. Hukuk Dairesi 2015/16272 E. , 2017/9033 K.

"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
6183 sayılı Kanunun “Ödeme emri” başlıklı 55. maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58. maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir.
Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Kanunun 58.maddesine göre; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi (7) gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtiraz etmezse borç kesinleşmiş olur.
6183 sayılı Yasanın 55. maddesi kapsamında davacı adına düzenlenmiş ve anılan Yasanın 58. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş bir ödeme emrinin ya da başlatılmış bir icra takibinin bulunmaması durumunda, yapılan bu tebligat ödeme emri niteliğinde olmayıp borç bildirim yazısından ibaret olacak ve buna göre, davanın menfi tespit davası olarak kabul edilmesi sonucunu doğuracaktır.
Somut olaya bakıldığında, davaya konu olan ancak davacı adına bizzat düzenlenmesi gereken 2012/12144 nolu ödeme emrinin dosya içerisinde bulunmadığı, tebliğ evrakının bulunduğu ve 30.06.2012 tarihinde davacının babası Hüseyin Şahin imzasına tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, aynı numaralı olup, dava dışı anonim şirket adına düzenlenmiş ve el yazısıyla ... yazılan başka bir ödeme emrinin dosya kapsamında bulunduğu anlaşılmakla, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar nazarında, davacı adına bizzat (şirket adı yazılıp daha sonra el yazısı ile yazılmış olması durumunda dahi, söz konusu ödeme emri 6183 sayılı Yasa’nın 55. maddesi kapsamında düzenlenmiş sayılamaz) düzenlenmiş bir ödeme emri olup olmadığı araştırılmalı, şayet yoksa davaya menfi tespit davası olarak devam edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi, bu kapsamda yerinde görülmediğinden, usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması gerekmektedir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Kararları