Forum ana sayfa 10. Hukuk Dairesi 2015/16078 E. , 2017/9323 K.

10. Hukuk Dairesi 2015/16078 E. , 2017/9323 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 377292
Konum: İstanbul



10. Hukuk Dairesi 2015/16078 E. , 2017/9323 K.

"İçtihat Metni"
Mahkemesi:İş Mahkemesi

Dava, haczin kaldırılması ile yaşlılık aylığından yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.6183 sayılı Kanunun “Ödeme emri” başlıklı 55. maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58. maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir.
Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. 6183 sayılı Kanunun 58.maddesine göre; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi (7) gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtiraz etmezse borç kesinleşmiş olur. Diğer taraftan 6183 sayılı Kanunun 54. maddesi hükmü uyarınca da süresinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktarda mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi de maddede belirtilen cebren tahsil şekillerinden birisidir. Bu bağlamda, borçtan dolayı cebren tahsile geçmeden önce anılan Kanunun 55. maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödemeye çağrı yazısının “ödeme emri” nin tebliğ edilmesi yasal zorunluluktur. Bir başka ifade ile kamu alacağı için “ödeme emri” çıkarılmadan ve icra takibi kesinleştirilmeden haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması kanuna aykırıdır.Yukarıda belirtilenler ışığında dava dosyası incelendiğinde; kesinleşmiş bir ödeme emri olup olmadığı dosya kapsamına göre anlaşılamamaktadır. Yine, davacı her ne kadar yaşlılık aylığına haciz konulduğunu belirtmiş ise de; bazı gayrimenkul ve araçlara haciz konulduğu, aylığa ilişkin herhangi bir haczin dosya kapsamında bulunmadığı, diğer taraftan dava dışı anonim şirketin borçları nedeniyle yapılandırma talebi bulunduğu ancak buna ilişkin sonuç evrakları ile söz konusu borcun bu kapsamda konusuz kalıp kalmadığı belirgin değildir.Şu halde mahkemece, talep konusu haczin iptaline dayanak varsa ödeme emri evrakları tüm dosyası ile birlikte istenilmeli, davacıya bağlanan aylık ile varsa buna konulan haciz evrakları getirtilmeli, yine varsa dava dışı şirketin borçlarına ilişkin yapılandırma evrakları ikmal edilip irdelenmek suretiyle, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 26.12.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Kararları