Forum ana sayfa 10. Hukuk Dairesi 2015/13450 E. , 2017/8660 K.

10. Hukuk Dairesi 2015/13450 E. , 2017/8660 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 401369
Konum: İstanbul



10. Hukuk Dairesi 2015/13450 E. , 2017/8660 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :İş Mahkemesi


Dava, idari para cezalarını konu edinen ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, yapılan yargılamada ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava dosyasından; davacıya ait olan evde, Kurumca yapılan teftiş sonrasında düzenlenen 15.03.2013 tarihli denetim ile davadışı ...’ın 15.03.2013 tarihinde çalışması nedeniyle 5510 sayılı Yasanın 86'ncı maddesi kapsamında işlemleri başlatarak davacı adına işyeri tescili işleminin temini, sigortasız işçi çalıştırılması nedeniyle çalışan işçinin işe giriş bildirgeleri ve dönem bordrolarının temini, ayrıca istenen ve gereken belgelerin zamanında verilmemesi nedeniyle işveren kabul edilen davacı hakkında 5510 sayılı Yasanın 102'nci maddesi kapsamında idari para cezalarının kesilmesi amacıyla işlemler yapıldığı, daha sonrasında davalı Kurumca tanzim edilen ödeme emirleri nedeniyle davacının açtığı bu davada davadışı ... ‘nün çalışanı olmadığını belirterek, kurum işlemlerinin iptali ile gönderilen idari para cezası konulu ödeme emirlerinin iptalinin istenildiği, mahkemece yapılan yargılamada davanın reddine karar verilmiş ise de verilen kararın eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Yasanın 86’inci maddesi olup "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler
Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili..... iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü öngörülmüştür.
Diğer taraftan 5510 sayılı Yasanın 102’nci maddesinde davalı Kurumca prim borcu dışındaki işlemler bakımından idari para cezaları ile ilgili usul ve esaslar özel bir şekilde düzenlenmiştir. Anılan düzenleme uyarınca; idari para cezasını gerektiren şartlar oluştuğunda Kurum tarafından verilecek idari para cezası ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmaması halinde, idari para cezası kesinleşir ve Kurum alacağına dönüşür. Ne var ki; Mahkemeye başvurulması idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmayacaktır.
Somut olayda; davalı Kurumca, davacı adına 5510 sayılı Yasa kapsamında, bir taraftan tescilsiz işyeri nedeniyle işyeri tescili ve çalışan işçi nedeniyle prim borcu doğmasına yönelik işlemler, diğer taraftan, gerekli belgelerin verilmemesi ve kaçak çalışma nedeniyle muhtelif idari para cezaları tahakkuk ettirildiği, davacının her iki yönde yapılan işlemlere de Kuruma ünite itiraz komisyonlarına itiraz ettiği, Komisyonlarca itirazın reddedildiği ve bu arada da davalı Kurum tarafından kesilen idari para cezasının tahsili amacıyla 6183 sayılı Yasa kapsamında ödeme emri tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davalı Kurum tarafından gönderilen idari para cezasına karşı süresi içerisinde itiraz olmadığı için yazılı şekilde karar verilmiş ise de, aslen idari para cezasının esasını incelemekle görevli mahkemelerin idare mahkemeleri olması ve davacının 21.10.2013 tarihinde tebliği yapılan idari para cezasına karşı 01.11.2013 tarihli kuruma itirazı ve Kurum idari para cezası komisyon Kararını tebliğ aldığı 02.09.2014 tarihinden sonra süresinde mahkemeye başvurusunun olup olmadığı hususunun araştırılmaması ile verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
6183 sayılı Yasanın 55. maddesi, vadesinde ödenmeyen kamu alacaklarının tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmesi olanağını öngörmüş olup; ödeme emrine konu edilen alacağın kesinleşmiş ve tahsil edilebilir aşamaya gelmiş olması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu durumda ise, 5510 sayılı Yasanın 102 (506 sayılı Yasa 140) maddesi uyarınca başlamış olan itiraz prosedürünün sonucu araştırılarak, idari para cezasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, kesinleşen idari para cezası miktarının tespitiyle, ancak bu miktara ilişkin ödeme emri yönünden, 6183 sayılı Yasanın 58. maddesinde sınırlı olarak sayılmış nedenlere dayalı olarak inceleme yapılmak suretiyle sonuca ulaşılmalıdır.
O hâlde, mahkemece, öncelikle, davacının idari para cezalarına karşı süresinde idari yargıya açılmış bir davasının olup olmadığı belirlenmeli var ise sonucunun beklenilmesi, yok ise veya davasının reddi halinde idari para cezalarının kesinleşeceği ve bu aşamadan sonra ancak 6183 sayılı Kanunun 58'nci maddesinde öngörüldüğü şekilde itirazda bulunabileceği dikkate alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetilerek, yapılacak araştırma ve değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Kararları