Forum ana sayfa 12. Hukuk Dairesi 2016/25161 E. , 2017/16439 K.

12. Hukuk Dairesi 2016/25161 E. , 2017/16439 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387978
Konum: İstanbul



12. Hukuk Dairesi 2016/25161 E. , 2017/16439 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;Alacaklı tarafından borçlular aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı ve ihtiyati haciz kararının infazının istendiği, borçluların icra mahkemesine başvurularında; üçüncü kişilere İİK’nun 89/1. maddesi uyarınca gönderilen ihtiyati haciz ihbarnamelerinde, ihtiyati haciz kararında yazılı miktara aykırı olarak borç miktarı yazılmasının ve ihtiyati haciz ihbarnamelerinde bulunan doğacak alacaklara haciz konulmasına ilişkin kısımların yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verilmesini talep ettikleri, mahkemece ihtiyati hacze itirazın takibin kesinleşmesine etkili olmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.İİK Yönetmeliği'nin 42/2. maddesine göre, birinci haciz ihbarnamesinde, haczin hangi miktar için yapıldığının yazılması, Yönetmeliğin 43. ve 44. maddelerinde ise, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinde, aynı bilgilerin yer alması gerektiği düzenlenmiştir.Somut olayda, ... 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/695 D. İş sayılı dosyasından 200.000,00 TL için alınan 05.05.2016 tarihli ihtiyati haciz kararı dayanak gösterilmek sureti ile borçluların 3. kişiler nezdindeki hak ve alacaklarının haczi için İİK'nun 89/1. maddesi kapsamında 3. kişilere birinci haciz ihbarnameleri gönderilmesine rağmen, birinci haciz ihbarnamelerinde, ihtiyati haciz kararında yazılı borç miktarına aykırı olarak borç miktarının 264.118,59 TL olarak yazılmış olduğu, bu durumda ihtiyati haciz kararındaki borç miktarının aşıldığı görülmektedir.O halde mahkemece, istemin kısmen kabulü ile 89/1 ihtiyati haciz ihbarnamelerinde yazılı olup, ihtiyati haciz kararının miktarı olan 200.000,00 TL'yi aşan borç miktarının iptaline karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun düşmeyen gerekçeyle istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.Öte yandan, bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona paralel bir düzenleme içeren 6100 Sayılı HMK'nun 27 ve 297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.6100 sayılı HMK'nun 297. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılmasını ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiği; aynı maddenin 2. fıkrasında ise; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir.
Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan "Gerekçenin, ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği, yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir" şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hakimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.
Bu durumda, mahkemece, borçlular tarafından öne sürülen tüm iddialar ayrı ayrı değerlendirilerek gerekçe oluşturulması gerekirken, bu hususun göz ardı edilerek HMK'nun 297/2. maddesine aykırı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir.SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Kararları