Forum ana sayfa 12. Hukuk Dairesi 2016/24959 E. , 2017/16017 K.

12. Hukuk Dairesi 2016/24959 E. , 2017/16017 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 377292
Konum: İstanbul



12. Hukuk Dairesi 2016/24959 E. , 2017/16017 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından tüketici kredisi ve rehin sözleşmesine dayalı olarak genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; takip konusu borcun rehinle temin edilmiş olması nedeniyle, alacaklının asıl borçluya başvurup rehin tutarı alacağı karşılamaya yetmezse kendisine başvurabileceğini ve takip dayanağı olan kredi kartı alacağı yönünden şikayetçinin kefaleti bulunmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece, İİK'nun 45. maddesinin asıl borçlulara matuf bir düzenleme olup kefiller hakkında uygulanmayacağından bahisle istemin reddine karar verildiği, borçlunun kredi kartı alacağı yönünden sorumluluğu bulunmadığına lişkin talebi yönünden ise herhangibir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür.
Takip dayanağı kredi sözleşmesi tarihi itibariyle yürürlükte olan 4077 sayılı Tüketici'nin Korunması Hakkındaki Yasa'nın 10. maddesinin 3. fıkrası "Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez" hükmünü içermektedir. Bu nedenledir ki; alacaklı, asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefilden borcun ifasını isteyemez.
Bu konudaki başvuru, İİK.nun 16. maddesi kapsamında şikayet olup, anılan hüküm emredici nitelikte ve kamu düzeni ile ilgili olmakla, borçlunun, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca süreye bağlı olmaksızın icra mahkemesine başvuru hakkı vardır.
Somut olayda, takip konusunun taşıt kredisinden kaynaklanan tüketici kredisi olduğu ve şikayetçi borçlunun söz konusu kredi sözleşmesinin kefili olduğu, takibin asıl borçlu ile beraber şikayetçi kefil hakkında başlatıldığı görülmüştür.
O halde mahkemece, 4077 sayılı Tüketici'nin Korunması Hakkındaki Yasa'nın 10. maddesinin 3. fıkrası yönünden inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, olayda uygulama yeri olmayan İİK'nun 45. maddesi gereğince şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesi uyarınca hakim taleplerin her biri hakkında olumlu-olumsuz bir karar vermek zorunda olup, şikayetçi borçlunun takip dayanağı kredi kartı alacağı yönünden herhangi bir kefaleti bulunmadığından bahisle sorumluluğu olmadığına dair iddiasının da bulunduğu görüldüğünden, mahkemece bu hususta olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Kararları