Forum ana sayfa 13. Hukuk Dairesi 2016/12489 E. , 2017/3422 K.

13. Hukuk Dairesi 2016/12489 E. , 2017/3422 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 401905
Konum: İstanbul



13. Hukuk Dairesi 2016/12489 E. , 2017/3422 K.

"İçtihat Metni"


MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi


Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı bankadan 2009 ve 2010 yıllarında tüketici ve konut kredileri kullandığını, kullandığı krediler nedeniyle kendisinden haksız ve yersiz bir şekilde dosya masrafı adı altında 3.000,00 TL civarında ücret tahsil edildiğini, 20/02/2015 tarihli ıslah dilekcesi ile talep 4073,58 TL'ye çıkarılmıştır. Haksız yere kesilen tutarların işletilecek yasal faizi ile davalıdan alınarak tarafına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne, 3.544,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, tüketicinin kullandığı kredi nedeniyle masraf olarak ödediği paranın iadesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nun 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK'nun 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK'nun 298/2. maddesi gereğince de, gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir.
Somut olayda, kısa kararın verildiği duruşma tutanağında, “Davanın kabulüne” şeklinde karar verildiği belirtilmiş ve hüküm böylece tefhim edilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda, “Davanın kısmen kabulüne, 3.544,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde hüküm kurulduğu, böylelikle kısa kararda davanın tamamı kabul edilmişken gerekçeli kararda kısmen kabulü yönünden hüküm kurulması suretiyle duruşma tutanağına geçirilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında aykırılık yaratıldığı anlaşılmıştır. Bu husus, az yukarıda açıklanan kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm fıkrasının birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup mahkemece, 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi, kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak kısa karar ile gerekçeli karar ve hüküm fıkrası arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilebilmesi için usul ve yasaya aykırı olan hükmün bozulması gereklidir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no'lu bentde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (2) no'lu bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 60,53 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Kararları



cron