Forum ana sayfa 13. Hukuk Dairesi 2015/18709 E. , 2017/3416 K.

13. Hukuk Dairesi 2015/18709 E. , 2017/3416 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 405447
Konum: İstanbul



13. Hukuk Dairesi 2015/18709 E. , 2017/3416 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi


Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı firma ile 29/05/2011 tarihli gayrimenkul satış ve inşaat yapım sözleşmesi imzaladığını, sözleşmeye göre ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 2945 Ada, 36 Parselde inşa edilecek olan projenin A 6 Blok, 11. Kat, 110 nolu bağımsız bölümünün 79.000,00 TL bedelle kendisine satıldığını, taşınmazın 31/12/2013 tarihinde teslim edilmesinin taahhüt edildiğini ancak dava tarihi itibariyle inşaata yeni başlandığını, sözleşmenin 3. maddesine göre teslim tarihinden itibaren 6 ay geçtikten sonra gecikilen her ay için sözleşme bedelinin binde beşi oranında satıcının gecikme cezası ödemesi gerektiğini, dava tarihi itibariyle taşınmaz bedeli olarak verdiği henüz ödenmeyen 11 adet senet üzerine tedbir konulmasını ve bu çerçevede gecikme süresi boyunca doğmuş olan tutarın tespit edilerek, bu miktarın davalıya olan ödenmemiş senet borcundan mahsup edilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının ödenmeyen senetlerin iptalini talep ettiğini, ancak sözleşmenin feshini istemediğini, taşınmazın tesliminin şirketin elinde olmayan mücbir sebeplerle geciktiğini, dolayısıyla teslim konusunda temerrüde düşmediğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 3. maddesine göre, davalı dava konusu taşınmazın teslim tarihi olarak belirlenen 31/12/2013 tarihinden sonra 6 aylık sürenin sonu olan 31/06/2014 tarihinden itibaren dava tarihine kadar her ay için satış bedelinin binde 5'i oranında tazminat ödemekle sorumludur. Davacı vekili bu sürenin 3 ay olarak hesaplanmasını talep etmiş olup yapılan hesaba göre toplam tutarın 1.185,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, konutun dava tarihi itibariyle belirlenen tarihte inşaatına yeni başlandığı ve süresinde bitirilmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında davacının talebinin haklı olduğu kabul edilmiş ve davanın kabulüne, sözleşmede belirtilen binde beş aylık gecikme cezasının üç aylık tutarının 1.185 TL olduğunun tespiti ile, bu bedelin mahkememizin 12/09/2014 tarihli tedbir kararına konu edilen 11 adet 8.151 TL tutarındaki senetler toplamı olan miktardan mahsup edilerek davacının bu senetlerden dolayı davalıya 6.966 TL borçlu olduğunun tespitine, Mahkememizin 12/09/2014 tarihli kararıyla 741,00 TL bedelli ve 10/09/2014 vadeli, 741,00 TL bedelli ve 10/10/2014 vadeli, 741,00 TL bedelli ve 10/11/2014 vadeli, 741,00 TL bedelli ve 10/12/2014 vadeli, 741,00 TL bedelli ve 10/01/2015 vadeli, 741,00 TL bedelli ve 10/02/2015 vadeli, 741,00 TL bedelli ve 10/03/2015 vadeli, 741,00 TL bedelli ve 10/04/2015 vadeli, 741,00 TL bedelli ve 10/05/2015 vadeli, 741,00 TL bedelli ve 10/06/2015 vadeli, 741,00 TL bedelli ve 10/07/2015 vadeli toplam 8.151,00 TL bedelli, 11 adet senede konulan ihtiyati tedbirin HMK 397/2.maddesine göre karar kesinleşinceye kadar devam ettiğinin tespitine karar verilmiştir ve bu karar davalı avukatınca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalıdan satın aldığı dairenin sözleşmede kararlaştırılan süre içerisinde teslim edilmemesi nedeniyle tazminat isteğinde bulunmuş; davalı, taşınmazın tesliminin şirketlerinin elinde olmayan mücbir sebeplerle geciktiğini, dolayısıyla teslim konusunda temerrüde düşmediklerini bu nedenle davacının cezai şart ile belirlenen bedeli talep hakkının bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece, sözleşmenin 3.3. maddesindeki cezai şartın davacının talebi doğrultusunda 3 ay üzerinden hesap edilmesi gerektiği ve davalının taşınmazın teslimini geciktiren mücbir bir sebebin olduğunu ispat edemediğini, alınan bilirkişi raporuna göre dava tarihi itibariyle de taşınmazın tesliminin mümkün olmadığı gerekçesi ile, sözleşmede teslim için belirtilen 31.12.2013 tarihinden itibaren 6 aydan sonra başlamamk üzere kira kaybı hesaplanarak yazılı şekilde karar verilmiştir.
Taraflar arasında 29.05.2011 tarihli ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 2945 Ada, 36 Parselde inşaa edilen konut satışına ilişkin İnnovia 4 projesi kapsamında Gayrimenkul Satış Sözleşmesi imzalandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu sözleşmenin 3.1. maddesinde “satıcı bağımsız bölümün yapımını, yasal ve zorunlu mücbir nedenler dışında en geç 31.12.2013 tarihine kadar tamamlayacak ve anahtar teslimi olarak alıcıya fiilen teslim edecektir...” ve 3.3. maddesinde “...Teslim tarihinden itibaren 6 aydan sonra başlamak üzere gecikilen her ay için, sözleşme bedelinin binde beşini her ayın beşinde peşinen alıcıya gecikme cezası olarak ödemeyi kabul etmiştir.” hükmü yer almaktadır.
Her iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde alacaklı, temerrüde düşen borçludan TBK 125. (eski BK 106. vd.) maddeleri çerçevesinde aynen ifa ve gecikmeden dolayı uğradığı zararının veya aynen ifayı reddederek müspet zararının yahut sözleşmeyi feshederek menfi zararının tazminini seçimlik olarak isteyebilir. Somut uyuşmazlıkta davacı, sözleşmeyi ayakta tutarak geç teslim nedeni ile uğradığı zararın tazminini istemektedir. Bu durumda, gerek sözleşme gerekse TBK.125. (eski BK 106 vd.) maddelerine göre davacının zararını talep etme hakkı bulunmaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşme ve yasal hükümler birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda davalı, dava konusu taşınmazı 01.07.2014 tarihinde teslim etmesi gerekirken, dava tarihi itibariyle halen teslim etmediği gibi, mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre de projenin tamamlanması için 18-24 ay civarında süre gerektiği, davalının teslimi geciktiren bir mücbir sebebin varlığını da ispat edemediği anlaşılmakla davacının telebinde haklı olduğu ancak her davanın açıldığı tarihteki koşulların değerlendirilmesi gerektiği, dava tarihi itibariyle davalının 2 ay 8 günlük gecikmesi bulunduğu, bu süre üzerinden gecikme cezası belirlenerek, davacının davalıya olan borcundan mahsup edildikten sonra kalan miktardan borcunun bulunduğunun tespit edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile mahkemenin davacının talebi gibi 3 ay üzerinden ceza miktarını belirleyerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Kararları