Forum ana sayfa 13. Hukuk Dairesi 2015/15338 E. , 2017/3483 K.

13. Hukuk Dairesi 2015/15338 E. , 2017/3483 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 376233
Konum: İstanbul



13. Hukuk Dairesi 2015/15338 E. , 2017/3483 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, sağ ayağının ikinci parmağında bir kızarıklık oluşması nedeniyle 12.10.2010 tarihinde davalı ... Merkezine giderek davalı doktora muayene olduğunu, aynı gün ayağındaki şişliğin tamamının küçük bir operasyonla alındığını ve yaraya gergin bir dikiş atılarak iki gün sonra pansuman için gelmesi gerektiğinin söylediğini, ameliyatlı parmağının morarması üzerine 14.10.2010 tarihinde davalı hastaneye gittiğini parmağının davalı doktor tarafından muayene edildiğini, durumun normal olduğu belirtilerek pansuman yapılıp evine gönderildiğini, dört gün sonra Aile Sağlığı Merkezine yeniden pansuman için giden davacıya aile hekiminin ayağının durumunun çok kötü olduğunu, mutlaka doktoruna görünmesi gerektiğini, kendisinin müdahale edemeyeceğini beyan etmesi üzerine ertesi gün davalı doktora gittiğini, doktorun önceden operasyonun on ikinci gününde alacağını söylediği dikişleri dokuzuncu günde aldığını, ertesi gün ayağındaki yaranın tamamen ayrılıp patlaması üzerine ... Devlet Hastanesi Acil Servisine başvurduğunu, kendisine dört gün boyunca bu hastanede pansuman yapıldığını, kangren tanısı ile bir süre hiperbarik tedavisi gördüğünü ve ayağının parmaklarının kesilmekten kurtulduğunu, halen parmaklarında fonksiyon kaybı, hareket kısıtlılığı olduğunu %1 özürlü raporunun bulunduğunu, tedavi süresince katlanılmaz acılar çektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte 500,00TL maddi tazminat ile 10.000,00TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı hastanede diğer davalı doktor tarafından gerçekleştirilen operasyon nedeniyle ayak parmağında kalıcı sağlık sorunu yaşadığını ileri sürerek, duyduğu üzüntü ve uğradığı zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebiyle eldeki davayı açmış, davalılar kusurları bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, Adli Tıp Kurumu'nun raporu benimsenmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu’nun 18.4.2014 tarihli raporu ile “davalı doktor tarafından uygulanan teşhis ve tedavi işlemlerinde tıp kararlarına aykırı bir husus bulunmadığı davacının ayak parmağında tespit edilen kitlenin çıkarılmasından sonra ortaya çıkan durum davacıda mevcut bünyesel sistemik periferik arter hastalığından kaynaklandığı yapılan cerrahi müdahale ile illiyet bağının bulunmadığı ve davalının ihmal yada kusurunun tespit edilmediği belirtilmiştir. Bununla birlikte Tabipler odası'nın 01.03.2011 tarihli kararında ise “hastanın ayak parmağındaki kitlenin alınması esnasında aşırı doku ekizyonu ve cildin gergin kapatılması nedeniyle ayakta dolaşımın bozulmasına neden olan amputasyona gidiş tablosu oluşmasından dolayı doktorun tıbbi hata ve ihmali bulunduğu” belirtilmiştir. Bu durumda raporlar arasında çelişki meydana gelmiştir. O halde mahkemece, davacıya yapılan operasyon işlemiyle ilgili tüm bilgi ve belgeler, hastane kayıtları birlikte gönderilerek, Üniversite Öğretim Üyelerinden oluşturulacak, konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi kurulundan, davacının itirazları da karşılanmak suretiyle olayda davalıya atfı kabil bir kusur bulunup bulunmadığı konusunda, nedenlerini açıklayıcı; taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Kararları