Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2017/768 E. , 2017/10532 K.

17. Hukuk Dairesi 2017/768 E. , 2017/10532 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387573
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2017/768 E. , 2017/10532 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacılar vekili, davalıya kasko ve zorunlu trafik sigortalı kamyonun ücretli şoförü olan murisin zincirleme trafik kazası sonucu vefat ettiğini, kazada murisin kusuru olmadığını, murisin müvekkillerinin eşi ve babaları olup ağır vasıta şoförü olarak aylık net 2.200 TL kazancı olduğunu, davacıların destekten yoksun kaldığını beyanla, belirsiz alacak davası olarak davacı eş...için 2.000 TL, çocukların her biri için ayrı ayrı 500'er TL ve defin gideri için 500 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, bedel artırım dilekçesiyle zorunlu trafik sigortası ve koltuk ferdi kaza sigortası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini davacı eş Revşi için 133.182,2 TL, davacı ... için 2.464,67 TL, ... için 6.797,91 TL, ... için 6.797,91 TL, ... için 13.697,27 TL olmak üzere toplam 163,439,96 TL 'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, murisin kullandığı aracın müvekkili tarafından kasko ve zorunlu trafik sigortasıyla sigortalı olduğunu, murisin tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne, 163.439,96 TL tazminatın dava tarihinden geçerli yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-1086 sayılı HUMK'nın 388 ve 389. maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın karşılık 297/1-2. maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
...'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.
Somut olayda davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup bedel artırım dilekçesiyle davacı eş ... için 133.182,2 TL, davacı çocuklar ... için 2.464,67 TL, ... için 6.797,91 TL, ... için 6.797,91 TL, ... için 13.697,27 TL olarak toplam 163.439,96 TL talep edildiği ve mahkemece dava kabul edildiği halde, her bir davacı için ayrı ayrı tazminata hükmedilmesi yerine tek 163.439,96 TL’ye hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
3-Kabule göre de; bir insanın ölümü hukuki anlamda bir zarar olmamakla beraber, bu yüzden yine de bazı zararlar meydana gelmiş olabilir. İşte BK'nın 45/II. maddesinin (6098 sayılı TBK m. 53) öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna “destekten yoksun (muinden mahrum) kalma tazminatı” denir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki
yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nın 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Destekten yoksunluk zararının hesabında müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.
Somut olayda dava dilekçesinde murisin davalıya sigortalı kamyonun ücretli şoförü olduğu, ağır vasıta şoförü olarak aylık net 2.200 TL kazancı olduğu belirtilmiş, mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda ... Kamyoncular Esnaf Odasından gelen emsal ücrete dair müzekkere cevabına göre murisin geliri aylık net 1.500 TL (asgari ücretin 2,36 katı) kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Murisin ücretli şoförü olduğu belirtilen davalıya sigortalı kamyon dava dışı ... San. Şirketi’ne aittir. Bu durumda mahkemece murisin kaza tarihinde çalıştığı şirket tespit edilerek murisin 15.1.2012 kaza tarihine kadarki bordroları ilgili yerden temin edilip gerçek geliri belirlenerek, sonucuna göre (davalı lehine oluşan kazanılmış haklar saklı kalmak kaydıyla) hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 14.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları