Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2016/19198 E. , 2017/10260 K.

17. Hukuk Dairesi 2016/19198 E. , 2017/10260 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 391984
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2016/19198 E. , 2017/10260 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde; 25/05/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkiline ait ... plakalı aracın pert olduğunu ve kullanılmaz hale geldiğini, aracın kasko sigortasını düzenleyen davalı ... şirketine hasarın ödenmesi için talepte bulunulduğunu, ancak davalı tarafından bu talebin reddedildiğini belirterek aracı rayiç bedelinin 03/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; davacının hiç bir şekilde alkol muayenesine girmek istemediği, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortalı ve/veya sigorta ettirenin yükümlülükleri arasında "sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarıyla delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı, sigortalı ve sigorta ettiren için sağlanması mümkün gerekli bilgi ve belgeleri gecikmeksizin sigortacıya vermek" yükümlülüğünün bulunduğu, buna rağmen alkol muayenesi yaptırmayarak buna ilişkin belgenin sigortacıya sunulmadığı, meydana gelen zararın teminat kapsamında kalan zararlardan olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmış olup davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.TTK'nın 1409.maddesi hükmüne göre sigortacı bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasa'nın 1409. ve devamı maddelerine göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın, sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5.maddesi ve TTK ilgili hükümleri uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu, sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığının ispat külfeti sigortalıya geçer.
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında, kazanın sigorta poliçesinin yürürlükte olduğu sırada meydana geldiği ihtilaf konusu değildir. Davacı, kazadan sonra hastaneye gittiğini ileri sürmüş bu iddiaya karşı davalı ... şirketi davacı sürücünün alkollü olduğunu savunmuş ve savunmasını davacının alkol muayenesi yaptırmamasına dayandırmıştır. Kaza sonrasında polis tarafından davacının tedavi için bulunduğu hastanede tutulan tutanakta “... tedavisi yapılmakta olan ... isimli sürücü ile yapılan şifahi görüşmede hiçbir şekilde alkol muayenesine girmeyeceği, şuan ifade vermek istemediğini, daha sonra karakola gelip ifade vereceği” belirtilmiştir.Davacının olaydan sonra tedavi için hastaneye gittiği, ortapoedi ve travmatoloji bölümünde tedavi altına alındığı, yatan hasta olarak tedavisine devam edildiği anlaşılmıştır. Somut olayda olduğu gibi tedavisi sırasında sürücünün alkol muayenesi yaptırmaması salt iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil etmez. Davalı ... şirketince davacının dava konusu kazanın salt alkolün etkisi ile meydana geldiğini kabul edilebilir delillerle ispat edilmiş değildir.Açıklanan maddi ve hukuksal gerekçelerle davanın reddi yolundaki yerel mahkeme kararı isabetli olmayıp, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 08/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları