Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2016/18451 E. , 2017/10420 K.

17. Hukuk Dairesi 2016/18451 E. , 2017/10420 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 391204
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2016/18451 E. , 2017/10420 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların işleten ve sürücüsü bulunduğu aracın, müvekkiline ait araca arkadan çarptığını, pert olan araç için fazlaya dair haklarını saklı tutarak, 11.000 TL hasar bedeli ile 1.000 TL kazanç kaybının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile, 11.500 TL.nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, kazanç kaybına yönelik talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
10.04.1992 Gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilmeyen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, ... ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Diğer taraftan 6100 sayılı HMK'nun 294-297. maddelerinde hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HMK'nun 297/II maddesinde; hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
...'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 14.10.2015 tarihli kısa kararında; “Davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacının araç bedeli talebini içerir davasının kabulüne, 11.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,...”, karar verildiği halde; gerekçeli kararın gerekçe bölümünde “...kısa kararda bilirkişi raporu 11.000,00 TL olarak sehven yazılmakla raporda hesaplanan doğru miktar üzerinden maddi hata olduğundan resen düzeltilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, sehven yazılan miktarın resen rapor doğrultusunda düzeltilebileceği ve maddi yazım hatasından kaynaklandığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denildiği , hüküm fıkrasında ise; “Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının araç bedeli talebini içerir davasının kabulüne, 11.500,00 TL nin dava tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,” denilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki yaratıldığı görülmektedir. Bu durum HMK.nun 294/3. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas-1992/4 Karar Sayılı ... İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca, gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de; Mahkemece kusur konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken kusur raporu alınmadan ve davacının pert olan araçtaki hasar bedeli talebi 11.000,00 TL olup, ıslah ile bu talebin artırılmadığı anlaşılmakla, talep aşılarak 11.500,00 TL.nin tazmini yönünde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ...'ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'a geri verilmesine 13/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları