Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2016/13175 E. , 2017/10418 K.

17. Hukuk Dairesi 2016/13175 E. , 2017/10418 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 388515
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2016/13175 E. , 2017/10418 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ...Ltd.Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın trafik kazasında tam kusurlu olarak müvekkiline ait araçta hasara neden olduğunu ileri sürerek, bakiye araç hasarı, değer kaybı ve araç kar mahrumiyet zararı olmak üzere toplam 14.566,00 TL. maddi tazminat ile 10.000,00 TL. da manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bozma ilamından sonra 20.01.2016 tarihinde maddi tazminat yönünden davasını 22.987,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini, diğer davalı da davayı kabul etmediğini savunmuştur.
Hükmüne uyulan Dairenin 04.03.2012 tarih ve 2012/4375 E- 2012/5634 K sayılı ilamı ile; “...sürücülerin olaydaki kusur durumlarının belirlenmesi için öncelikle kaza tutanağını düzenleyen resmi görevlilerin tanık sıfatıyla dinlenmelerinden ve kazanın meydana geldiği kavşakta olay tarihi ve saati itibariyle sinyalizasyon durum ve aralıklarının ilgili yerden sorulup belirlenmesinden sonra, dosyanın İTÜ Karayolları Kürsüsü veya ... Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile kaza tespit tutanağı, keşif tutanağı, dosyada mevcut bilirkişi raporları, hazırlık soruşturma dosyası, taraf tanıklarının beyanları ile tutanak imzacısı tanıkların beyanları, sinyalizasyon durumu hakkındaki belgelerin birlikte irdelenmesi ile tarafların kusur durumlarıyla ilgili çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alındıktan sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğine...” değinilmiştir.
Mahkemece, davacının manevi tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulü ile, 7.000,00 TL olarak tespit edilen miktarın olay tarihi olan 07/06/2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, maddi tazminata ilişkin talebinin kabulü ile, 22.987,00 TL'nin olay tarihi 07/06/2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı... Ltd. Şti. vekilinin aşağıda belirtilen bentler haricindeki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2-BK 49. maddesi uyarınca “Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini” dava edebilir. Davacı şirkete ait aracın davalı şirketin işleteni, diğer davalı ...'nın sürücüsü olduğu aracın çarpması sonucu hasara uğradığı, bakiye hasar bedeli, değer kaybı ve kar mahrumiyeti olarak maddi tazminat taleplerinin bulunduğu davada, unsurları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetli değildir.
3-Somut olayda; hükme esas alınan 05.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda, aracın 2. el değeri 2007 yılı için 150.000 TL olduğu belirtilerek araçta oluşan değer kaybının 3.000,00 TL olduğu kabul edilmiştir. Ne var ki bilirkişi raporunda uygulanan yöntem Dairenin yerleşik uygulamalarına uygun değildir. Araçta meydana gelen değer kaybının; aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki onarılmış halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya (farka) göre hesaplanması gerekir.
Bu durumda mahkemece, bilirkişiden yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli şekilde araçtaki değer kaybının tespiti hususunda ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4-Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde kazanç kaybı talep edilmiş, hükme esas alınan 05.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda ise, muadil bir aracın günlük kiralama bedeli esas alınarak hesaplama yapılmıştır. Davacı talebi ve aracın tamir süresi gözetilerek, kazanç kaybının tespiti yönünden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
5-Davacı vekili bozma ilamından sonra 20.01.2016 tarihinde maddi tazminat taleplerini ıslah etmiştir. Bozmadan sonra ıslahın yapılıp yapılamayacağı ... İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve ... İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu' nun 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararı ile “ Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK. nın değiştirilmesine gerek olmadığına” karar verilmiştir. Buna göre; mahkemece bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, bozmadan sonra ıslah edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de; BK.nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık, 2918 sayılı ....nun 109/1. Maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; kaza 07.06.2007 tarihinde gerçekleşmiş, davacı vekilince ıslah talebi 20.01.2016 tarihli dilekçeyle yapılmış ve aynı gün harcı yatırılmıştır. Davaya konu trafik kazası sonucunda iki kişi yaralanmış olup, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan ceza kanununa göre ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Buna göre davada, kaza tarihiyle ıslah tarihi arasında uzamış ceza zamanaşımı süresi de dolmuştur. Hal böyle iken, mahkemece ıslahla artırılan kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, talebin tamamının kabulü yönünde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı... Ltd.Şti.vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2, 3, 4 ve 5 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı...Ltd.Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı... Ltd. Şti'ye geri verilmesine 13.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları