Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2016/10350 E. , 2017/10097 K.

17. Hukuk Dairesi 2016/10350 E. , 2017/10097 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387138
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2016/10350 E. , 2017/10097 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davacı vekili, davalı ...T.A.Ş. vekili ve davalı ... tarafından (adli yardım talepli olarak) süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın, davacının idaresindeki motorsiklete çarpmasıyla oluşan kazada davacının ağır biçimde yaralandığını, tedaviye rağmen tam anlamıyla sağlığına kavuşamayan davacının tüm maddi zararları ile manevi zararlarından davalıların sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve davalı sigortacı sadece maddi tazminattan sorumlu olmak kaydıyla, 1.000,00 TL. maddi ve 50.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş; 17.03.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle, maddi tazminat taleplerini 141.992,83 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ..., kazada davacının kusurlu olduğunu, tedavi giderleri ile geçici işgöremezlik zararı ... tarafından ödenen ve kalıcı sakatlığı olmayan davacının maddi zararı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı... T.A.Ş. vekili, kazada davacının kusurlu olduğunu ve davaya konu edilen alacakların zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, poliçe limitiyle sınırlı olarak ve sigortalının kusuru oranında zarardan sorumlu olduklarını, tedavi giderlerinden sorumluluğun ...'ya geçtiğini, davacının kusuru ve zararı ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile 141.992,93 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, tazminatın 1.000,00 TL'lik kısmına davalı sigortacı yönünden dava ve diğer davalılar yönünden kaza tarihinden; bakiyesine ise ıslah tarihinden faiz işletilmesine; davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL'nin kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte ... şirketi dışındaki davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı ... T.A.Ş. vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisinde mevcut olan, davalı ...'ın bankalara olan kredi borçlarına ilişkin belgeler ile diğer belgelere istinaden, 6100 sayılı HMK'nun 336. maddesi uyarınca, davalı ...'ın adli yardım talebinin kabulü ile yapılan incelemede; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2. Maddesi gereğince, uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde davanın açılmış ve talebin ıslah yoluyla artırılmış olmasına; davalı ... T.A.Ş'nin davaya konu kazaya karışan aracın uzun süreli kiralama yoluyla işleteni olduğu gözetildiğinde, bu davalının da zarardan sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi heyeti raporundaki kusur oranlarının benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına; davacının kaza sonucu oluşan maluliyet oranını, kaza tarihinde geçerli mevzuat hükümlerine uygun biçimde belirleyen bilirkişi heyeti raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; manevi tazminatın takdirinde TBK'nun 56. (BK'nun 47.) maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre; davacı vekili, davalı ... T.A.Ş. vekili ve davalı ...'ın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu kazadaki tarafların kusur oranlarının belirlenmesi bakımından alınan ve mahkemece de benimsenen 18.11.2014 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; davacının, kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığı, ehliyetsiz araç kullandığı ve kask takmadığı için kazada % 25 oranında kusurlu olduğu; davalı sürücünün ise kavşaklarda geçiş önceliği kuralına riayet etmediği ve doğrultu değiştirme manevrasını yanlış yaptığı için kazada % 75 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemenin benimsediği bu rapor, taraflar için belirlenen kusur oranları bakımından doğru tespitleri içermekte ise de; davacının ehliyetsiz oluşu ve kaza anında kask takmamış oluşunun, kazanın oluşumunda herhangi bir etkisinin olmadığı da gözetilmelidir. Dairemiz'in yerleşik uygulamaları ile, kontrolsüz kavşakta gerçekleşen kazada, kavşağa yaklaşırken hızını azaltmama hali % 25 oranında tali kusur olarak kabul edildiğinden; benimsenen bilirkişi raporundaki, davacının kaza anında kask takmamış oluşuna ilişkin durumun zararın oluşumu ya da artmasına etki eden unsur olduğunun değerlendirilmesi ve buna göre müterafik kusur yönünden değerlendirme yapılması gerekir.
Mahkemenin hükme esas aldığı 05.01.2015 tarihli hesap bilirkişi raporunda da, davalı sürücüsünün % 75 kusur oranına göre tazminatın belirlendiği ve raporla saptanan maluliyet tazminatının hüküm altına alındığı; davacının sürücüsü olduğu motorsikleti kullanırken koruyucu kask takmamasının müterafik kusur teşkil edip etmediği ve tazminattan indirim gerekip gerekmediği konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun "tazminat miktarının tayini" başlıklı 43. maddesinde (6098 sayılı TBK 51. md); hakimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "Tazminatın tenkisi" başlıklı 44. maddesinde (6098 sayılı TBK 52. md)ise; zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır.
Somut olayda; davacının sürücüsü olduğu motorsikleti kullanırken koruyucu mahiyette kask takmadığının olay yeri tespit tutanağı ile saptandığı; kaza esnasında kafa travması geçiren davacının bu travmaya bağlı sağ ve sol gözdeki atrofi ile bilişsel sistem arızaları nedeniyle sürekli biçimde maluliyete uğradığı; bu itibarla, davacının kalıcı maluliyete uğrama sebebi de gözetildiğinde, yolculuk esnasında kask takmamak suretiyle zararı artıran davacının olayda müterafik kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre mahkemece; davacının, kontrolsüz kavşağa yaklaşırken hızını azaltmama nedeniyle kazanın oluşumunda % 25 oranında kusurlu olduğu; kask takmayışının, kazanın oluşumuna etki etmeyen ve sadece zararı artıran bir durum olduğu gözetilmek suretiyle; BK'nun 44. maddesi (TBK 52. md) uyarınca maddi tazminattan makul oranda hakkaniyete uygun müterafik kusur indirimi gerekip gerekmediğinin irdelenip tartışılması, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3-Davacı taraf dava dilekçesinde, davaya konu ettiği tazminatlar için kaza tarihinden itibaren; ıslah dilekçesinde ise, ıslah yoluyla artırılan tazminatın tamamı için, davalı ... yönünden dava ve diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren faize karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, dava dilekçesinde istenen miktara, davalı sigortacı yönünden dava ve diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren; ıslah ile artırılan bölüme ise, ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak, haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Bu nedenlerle mahkemece; davalı ... bakımından, maddi tazminatın tamamına dava tarihinden; diğer davalılar bakımından ise, maddi tazminatın tamamına kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekili, davalı ... T.A.Ş. vekili ve davalı ...'ın, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı... T.A.Ş. Vekili ile davalı ...'ın temyiz itirazlarının ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı ...TAŞ ve ...'a geri verilmesine, 06/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları