Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2015/9520 E. , 2017/10481 K.

17. Hukuk Dairesi 2015/9520 E. , 2017/10481 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 390930
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2015/9520 E. , 2017/10481 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı alacaklı vekili, borçlu davalı ... hakkında takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığı, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazları diğer davalılara devrettiğini, bu devre ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, takip konusu alacak ile ilgili olarak menfi tesbit davası açıldığını müvekkilinin dava konusu taşınmazları davalılara borçlarına karşılık devrettiğini haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın görülebilmesi için gerekli aciz belgesinin sunulmadığını, müvekkilinin dava konularından 791 parseli borçludan değil davalı ...'den satın aldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılara, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamışlardır.
Mahkemece, taşınmazların değerlerinin çok aşağısında bir bedele satım işleminin gerçekleştirildiği ve alıcıların borçlunun kardeşi olması ayrıca hayatın olağan akışına göre bedelinin çok aşağısına satılan taşınmazlar yönünden alıcıların borçlunun mal kaçırma kastından haberdar olduklarının kabulü gerektiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1-... ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri ... yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Genelde denilebilir ki, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
Öte yandan bu davaların görülebilmesi için genel dava şartları yanında, tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleşmesi borçlu hakkında aciz belgesi olması gibi özel dava şartlarınında bir arada bulunması gerekir.
Somut olayda, tarihinde borçlu adresinde 25.05.2010 tarihinde haciz yapılmış ise de dosya içeriğinden borçlu ...'ın babasından kalan taşınmazlar olduğu bu taşınmazlar ile ilgili olarak bir değer tesbiti yapılmadığı anlaşılmaktadır. Öncelikle yapılaması gereken iş, borçlunun babasından intikal edene taşınmazlar ile ilgili olarak yapılmış bir kıymet takdiri var ise onlar getirtilerek yoksa mahkemece değer tesbiti yaptırılarak borcu karşılamaya yeterli olup olmayacağı dolayısı ile borçlunun aciz halinin net olarak ortaya konulması gerekmektedir.
Mahkemece bu ön koşul ile ilgili olarak yeterli inceleme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Yargılama devam ederken davacı tarafından 08.02.2010 tarihli oturumda dava konularından 1221-1228 ve 915 nolu parselle ilgili olarak davadan feragat etmiş olmasına rağmen bu parsellerle ilgili olarak da davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
3-Kabule göre ise:
a)İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir. Bu halde dördüncü kişi yönünden bedel farkı yeterli olmayıp kötü niyetinin somut delillerle ispatlanması gerekir. Dava konusu olayımızda, dava konularından 791 nolu parsel borçlu tarafından 08.04.2009 tarihinde borçlu tarafından davalı kardeşi ...'e onun tarafından da 24.04.2009 tarihinde davalı ...'a satılmıştır. Buna göre davalı ... dördüncü kişi konumunda bulunduğundan, taşınmazın alımındaki bedel farkı önemli olmayıp kötü niyetinin davacı alacaklı tarafından ispatlaması gerekmektedir. Aksi durumda üçüncü kişi Hüseyin'in tazminatla sorumlu tutulması gerekirken, davalı ... yönünden bu hususta bir değerlendirme yapılmadan hatalı olarak salt bedel farkı bulunduğu gerekçesi ile kötüniyetli alıcı olarak kabul edilmesi hatalı olmuştur.
b)İİK.nun 282. maddesi gereğince de iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Dava konusu 1394 nolu parsel borçlu tarafından 21.08.2007 tarihinde üçüncü kişi davalı ... ...'a satılmış o da 16.11.2009 tarihinde dava dışı ...'e satmıştır. Bu durumda davacıdan kayıt maliki dava dışı ...'ü davaya dahil etmeyi isteyip istemediğini, yoksa davayı bu parselle ilgili olarak bedele mi dönüştürdüğü sorularak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsiz olmuştur.
c)HMK’nun 297/2.fıkrası gereğince hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenin borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Öte yandan tasarrufun iptali davalarından amaç davacının alacağının tahsilini sağlamak olduğundan davanın kabulü halinde iptal edilen tasarruf konusu şey üzerinde alacaklıya takip konusu alacak ve ferileri ile sınırlı olarak haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi gerekirken sadece davanın kabulüne denilmek sureti ile infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı borçlu ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'a geri verilmesine 14.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları