Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2015/8470 E. , 2017/10226 K.

17. Hukuk Dairesi 2015/8470 E. , 2017/10226 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387978
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2015/8470 E. , 2017/10226 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı alacaklı vekili, borçlu ... hakkında takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığı, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazlardan 852 ada 1 ve 2 parseli diğer davalı ...'a onunda davalı ...'e onunda dava dışı şahsa, 8 nolu bağımsız bölümün ise yine...'a onunda davalı ...'ye devrettiğini belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin taşınmazları birikimi ile yatırım amaçlı olarak raiç bedelleri üzerinden aldığını, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili, dava konularından 852 ada 1 ve 2 parseli müvekkilinin değerlerinin çok üstünde bir fiyatla satın aldığını ancak üzerindeki ipotekler yüzünden satmak zorunda kaldığını, ipotek bedeli konusunda kandırıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., taşınmazı emlakçı vasıtasi ile aldığını ödemeyi banka aracılığı ile yaptığını belirtmiştir.
Davalı borçlu, duruşmaya katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamışlardır.
Mahkemece, toplanan delillere göre davalı ... ile davalı borçlu ...'in kayınpederi olması nedeniyle borçlunun durumunu bilebilecek durumda olduğundan bunlar arasında yapılan tasarruf işlemi İİK'nun 278 ve 280.maddeleri gereğince iptali gerektiği, 8 numaralı bağımsız bölümün satın alan ... ile borçlunun kayınpederi olan diğer davalı ...'un aynı mahallede ikamet ettikleri ve birbirlerini tanıdıkları bu nedenle davalı ...'nin borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek durumda olduğu, ayrıca davalı ...'nin bedelini elden ödediği yönündeki iddiasını ispat edemediği kanısına varıldığı, davalı ... ile davalı/borçlunun komşu oldukları yönündeki davacı iddiasına davalı tarafından karşı çıkılmadığı, bu nedenle davalı ...'in borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek durumda olduğu, bu davalının taşınmazları satın alırken 135 TL döner sermaye ücreti ve 4.257 TL tapu harcı ödemesine rağmen taşınmazları satın aldıktan yaklaşık iki ay sonra taşınmazları 500 ER TL fazlasına satarak bir nevi zarar etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı bu durum bile satışların gerçek bir satış olmadığınından bahisle tasarrufların iptali ile davalı ... taşınmazları elden çıkardığından İİK.nın 283. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bu taşınmazların satış tarihindeki gerçek değerlerinin davalılar ... ve ...'den tahsiline karar verilmiş hüküm davalı ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
... ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri ... yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir ( İİK.md.283/1 ). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.
Somut olayda, aciz halinde olduğu belgelenen borçlu tarafından borcun doğumundan sonra dava konusu 852 ada 1 ve 2 parseller 25.03.2010 tarihinde 8 nolu bağımsız bölüm 26.03.2010 tarihinde kayınpederi ...'a devredildiğinden , İİK'nun 278/3-1 maddesine göre damat ve kayınpeder arasındaki bu tasarruf bağış niteliğinde olup iptali gerektiğinden davalı ... yönünden davanın kabulünde bir isabetsizlik bulunmaktadır.
Davalı ... dava konusu 852 ada 1 ve 2 parselleri , davalı ... ise 8 nolu bağımsız bölümü ...'dan satın alan dördüncü kişi konumundadırlar. Anılan şahsılar yönünden tasarrufun iptal edilebilmesi için kötüniyetli olduklarının davacı alacaklı tarafından somut bilgi ve belgelerle ispat edilmesi gerekmektedir. Dava dosyasındaki belgelere göre bu şahsıların borçlu ile bir akrabalıkları tesbit edilmediği gibi belgelerdeki adreslerden komşu oldukları yönünde bir delilde bulunmamaktadır. Gerekçede davacının komşu oldukları yönündeki iddiasının red edilmediği olgusuna dayanılmış ise de, iddia davalılar tarafından red edildiği gibi komşu oldukları yönünde somut bir delil de sunulmamıştır. Dördüncü kişiler yönünden bedel farkının iptali için tek başına yeterli olmadığı gibi tapu kaydında geçen bedel ödenmenin ispatı olduğu için başka bir ödeme olduğunun belgelenmesine gerek yoktur. Davalı ...'in salt çok az kar ile satış yapması kötüniyetin göstergesi olamayacağından, davalı ... ve ... hakkındaki davanın reddi ile davalı ...'un taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki değeri ile bedelden sorumlu olduğuna karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ... ve ...'e geri verilmesine, 07/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları