Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2015/8407 E. , 2017/10157 K.

17. Hukuk Dairesi 2015/8407 E. , 2017/10157 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 390930
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2015/8407 E. , 2017/10157 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi dışında davalı ... süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı Maliye Hazinesi vekili; ...Tekstil Turizm Gıda San. Ve Ltd Şti ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 0600312290 vergi numarasında kayıtlıyken adresinde bulunamaması ve faaliyetini terk etmesi nedeniyle 18/10/2010 tarihinde vergi mükellefiyetinin resen kapatıldığını, ancak faaliyet süresince adı geçen şirketin 14/03/2014 tarihi itibariyle ödemesi gereken 165.099,58 TL vergi aslı, 137.807,87 TL gecikme zammı olmak üzere muhtelif vadeli 302.902,45 TL kesinleşmiş ve haciz varakasına bağlanmış ödenmesi gereken vergi borcu bulunduğunu, müvekkili idarece Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan incelemede; şirketin ödenmesi gereken vergilerden sorumlu kanuni temsilcisinin... T.C Kimlik numaralı ... olduğunu, adı geçen şirkete tahakkuk eden borçlarını ödememesi nedeniyle bu borçlarından dolayı şirket adına tanzim edilen ödeme emirleri tebliğ edildiğini ancak kesinleşmiş bu vergilerin ödenmediğini, davalı ...’ın vergi borçları bulunmasına rağmen dava konusu taşınmazı annesi davalı ...'a satışını yaptığı, belirterek davanın kabulüne, 6183 sayılı yasa uyarınca ...İlçesi, ...Mahallesinde bulunan 16 pafta, 587 ada, 1135 parsel numarasında kayıtlı taşınmazın satışının iptaline, yargılama ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ...; kendisinin ticaretle uğraştığını, iflas ettiği için vergi borçlarını ödeyemediğini, dava konusu taşınmazdaki payını satışa çıkardığını, annesinin 83.000,00 TL kendisine vererek dava konusu taşınmazdaki payını satın aldığını, satışın gerçek bir satış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı ...; davalı ...'ın borcu olması nedeniyle taşınmazdaki payını satışa çıkardığını,kendisinin bileziklerini ve birikimimi toplayarak, oğlu ...'a verip taşınmazdaki payını satın aldığını, taşınmazdaki pay karşılığında oğluna 83.000,00 TL para verdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddia, savunma toplanan delillere göre, davalı ...'ın davacı hazineye vergi borcunun bulunduğu davaya konu 587 ada, 1135 nolu parselde 59/400 payının bulunduğu davalı ...'ın kendi payının 20/06/2013 tarihinde annesi ...'a sattığı taşınmazı devralan ...'ın borçlu ...'ın annesi olduğu, ...’ın mal kaçırmak amacıyla taşınmazdaki payını annesine devrettiği belirtilerek; Davanın kabulüne, davaya konu ... İlçesi Anadolu Hisarı Kavacık mevkiinde bulunan 587 ada, 1135 nolu parselde 59/400 payın 20/06/2013 tarihinde davalı ...'ın diğer davalı annesi ...’a devrine ilişkin tasarrufun iptaline, davacı tarafa taşınmaz üzerinde devredilen pay açısından cebri icra yetkisi tanınmasına, karar verilmiş; hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.1-Temyiz olunan mahkeme kararı davalı ...’a usule uygun şekilde 10/04/2015 tarihinde tebliğ olunmasına karşın karar HUMK'nun 432/1 maddesinde öngörülen 15 günlük temyiz süresi geçirildikten sonra; vekili tarafından vekaletname sunularak 28/04/2015 tarihinde temyiz edilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan davalı ... vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir.2- Diğer davalı ...’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde;Dava 6183 sayılı yasanın 24. ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğünün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir.Tefhim edilen hüküm başka gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK.’nun 381.- 389. maddelerinde (6100 sayılı HMK m. 294-297), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK m. 297/II); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır.Somut uyuşmazlıkta, yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 28/10/2014 tarihli kısa kararında "Davanın KABULÜNE, Diğer hususların gerekçeli kararda karar altına alınmasına," denildiği halde, gerekçeli kararda “Davanın KABULÜNE, davaya konu ... İlçesi ...
...mevkiinde bulunan 587 ada, 1135 nolu parselde 59/400 payın 20/06/2013 tarihinde davalı ...'ın diğer davalı annesi ...'a devrine ilişkin tasarrufun iptaline, davacı tarafa taşınmaz üzerinde devredilen pay açısından cebri icra yetkisi tanınmasına” şeklinde yazıldığı görülmektedir. Bu durum HMK'nin 294/3. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas-1992/4 Karar Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.3-Bozma neden ve şekline göre davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenle davalı ... vekilinin temyiz itirazının süreden reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 06/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları