Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2015/8008 E. , 2017/10188 K.

17. Hukuk Dairesi 2015/8008 E. , 2017/10188 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 389075
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2015/8008 E. , 2017/10188 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar ... ve ... vekilleri ve davalı ...'e vesayeten kendi adına asaleten davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ... hakkında ilama dayalı takip yapıldığını, takip dosyasında yapılan haciz işlemlerinde davalının hacze kabil mal olmadığının tespit edildiğini,davalı ...'in adına kayıtlı olan taşınmazını alacağın tahsil edilmesini engellemek için davalı ...'e çok düşük bedelle devredildiğini, daha sonra ise taşınmazın diğer davalılara muvazaalı olarak devirler yapıldığını belirterek taraflar arasındaki muvazaalı işlemler nedeniyle taşınmazın tapu kaydının iptali ile borçlu adına tesciline ya da hileli yapılan tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri ve davalı ... davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davanın kabulü ile; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... ada, 18 parselde kayıtlı taşınmazın davalılar arasındaki 13/03/2002, 11/02/2004, 22/08/2007, 17/11/2008 ve 04/12/2008 tarihli tapudaki satış işlemlerinin davacı yönünden sonuç doğuracak şekilde iptali ile ... 8. ... Müdürlüğü'nün 2006/6500 Esas sayılı takip dosyasındaki alacağın tahsili için haciz ve satışını isteme yetkisi verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve ... vekilleri ve davalı ...'e vesayeten kendi adına asaleten davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğünün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi ... ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir.
Tefhim edilen hüküm başka gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK.’nun 381.- 389. maddelerinde (6100 sayılı HMK m. 294-297), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK m. 297/II); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
...'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır.
Somut uyuşmazlıkta, yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 09/12/2014 tarihli kısa kararında "Davanın kabulü ile; dava konusu taşınmazın davalılar arasındaki satış işleminin davacı yönünden sonuç doğuracak şekilde iptali ile ... 8. ... müdürlüğü 2006/6500 esas sayılı dosyasındaki alacağını tahsil için haciz ve satış isteme yetkisi verilmesine," denildiği halde, gerekçeli kararda “Davanın kabulü ile; dava konusu ... ili, ... ilçesi, 5030 ada, 18 parselde kayıtlı taşınmazın davalılar arasındaki 13/03/2002, 11/02/2004, 22/08/2007, 17/11/2008 ve 04/12/2008 tarihli tapudaki satış işlemlerinin davacı yönünden sonuç doğuracak şekilde iptali ile ... 8. ... Müdürlüğü'nün 2006/6500 Esas sayılı takip dosyasındaki alacağın tahsili için haciz ve satışını isteme yetkisi verilmesine,” şeklinde yazıldığı görülmektedir. Bu durum HMK'nin 294/3. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas-1992/4 Karar Sayılı ... İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalılar Kenan ve ... vekillerinin ve davalı...e vesayeten kendi adına asaleten davalı ...'in temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davalılar ... ve ... vekillerinin ve davalı ...'e vesayeten kendi adına asaleten davalı ...'in temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ..., ... ve ... (kendi adına asaleten davalı ...'e vesayeten)'e geri verilmesine, 07/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları