Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2015/6556 E. , 2017/9960 K.

17. Hukuk Dairesi 2015/6556 E. , 2017/9960 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 391204
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2015/6556 E. , 2017/9960 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın ve birleşen davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili mahkememiz dosyası ile birleşen ... 8.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/157 esas sayılı dosyasına verdiği dava dilekçesinde; dava dışı... Ltd. Şti.'nin kredi müşterisi olduğunu, davalılardan ...'nın ise müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile dava dışı şirketin kredi sözleşmesini imzaladığını, kullanılan kredinin zamanında ödenmemesi nedeni ile ... 19.... Müdürlüğünün 2012/587 esas sayılı dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, davalı ...'nın mal varlığı üzerine bir kısım hacizler konulmuş ise de hacizlerinden önce diğer alacaklılar tarafından konulmuş çok sayıda ve ... miktarda ipotek ve hacizler bulunduğundan hacizli malların alacağın pek az bir kısmını karşılar nitelikte olduğunu, davalının ... ili ... ilçesi ... köyü 327 ve 1742 parsel sayılı taşınmazlarını 26.12.2011 tarihinde muvazaalı olarak davalılardan ...'e, ...'in de daha 1 ay bile geçmeden diğer davalı ...'a devrettiğini,...Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 26.12.2011 tarih ve 14977 yevmiye numaralı ve 09.01.2012 tarih 293 yevmiye numaralı resmi senet içeriğinde de işlemlerin muvazaalı olduğunun açıkça göründüğünü, her iki davalı arasında yakın arkadaşlık ilişkisi bulunmakta olup piyasada davalılar arasında akrabalık ilişkisinin de bulunabileceğinin söylendiğini, öte yandan 327 parsel sayılı taşınmazın 26.12.2011 tarihinde 387.000,00 TL bedelle, 1742 parsel sayılı taşınmazın da 13.000,00 TL bedelle davalılardan ...'e satılmış iken 09.01.2012 tarihinde taşınmazların bir kez daha el değiştirerek 327 parselin 435.000,00 TL, 1742 parselin de 15.000,00 TL bedelle davalılar arasında devredildiğini, yapılan bu devirlerin satış tarihlerindeki rayiç değerlerinin çok altında olduğu gibi bu bedellerin dahi davalılar tarafından ödenmediğini, Ticari defter ve vergi kayıtları incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, ... dosyası içeriğinden mevcut mal varlığının borcun ödenmesine yeterli olmadığı ayrıca davalıya ait haczi kabil başkaca mal bulunmadığına ilişkin tespitin geçici aciz vesikası niteliğinde olduğunu, davalı ...'nın 30.01.2013 tarihi itibarı ile toplam 374,918,60 TL borçlu bulunduğunu, davalıların kötü niyetli olduklarının açık olduğunu ileri sürerek davalılardan ... tarafından davalı ...'e ve ... tarafından da diğer davalı ...'a satılan ... ili ... ilçesi ... Köyü 387 ve 1742 parsel sayılı taşınmazların muvazaalı olarak satışlarına ilişkin 26.11.2011 tarihli tasarrufların alacakları ile sınırlı olmak üzere iptaline ve taşınmazlar üzerinde takip hakkı tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş. Birleşen dosyada ...'e satılan taşınmazlara ilişkin tasarrufların alacakları ile sınırlı olmak üzere iptaline ve taşınmazlar üzerinde takip hakkı tanınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ... vekili açılan davayı kabul etmediklerini, 2011 yılı içerisinde gerek şahsi gerekse ortağı ve yetkilisi olduğu şirket ile alakalı ekonomik sıkıntılar yaşadığını, bu nedenle sahibi olduğu bir kısım taşınır ve taşınmazları satarak nakde çevirip bir kısım borçlarını ödemeye çalıştığını, davacı tarafın ileri sürdüğü taşınmazların da bu kapsamda satışa çıkarıldığını, iddia edildiği gibi muvazaalı bir satışın söz konusu olmadığını, davacı banka tarafından açılan ... dosyasının takip tarihinin 12.11.2012 olup dava konusu taşınmazın devir işlemlerinin yapıldığı tarihin ise 26.12.2011 olduğunu, dolayısıyla satış işleminin başlatılan takipten çok önce gerçekleştirildiğini, satış tarihinde muaccel hale gelmiş bir borcun söz konusu olmadığını, bu nedenle dava şartı eksikliğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, diğer davalılar ile akrabalıklarının ya da arkadaşlıklarının söz konusu olmadığını, tasarrufun iptali istenen taşınmazların rayiç bedel üzerinden satıldığını, bedelin de tahsil edildiğini, İİK 278 maddesi hükmündeki tasarrufun iptali için aranan şartların mevcut olmadığını, alacaklılara zarar vermek kastı ile hareket edilmediğini, davacı tarafın kendisi ile diğer davalı arasında yakın arkadaşlık ya da akrabalık hususunu davacının sadece ifade etmekle yetindiğini iddialarını ispat edecek hiç bir somut olgu ortaya koyamadığını, bunu kanıtlamasının da zaten mümkün olmadığını, müvekkili kötü niyetli olsa bile diğer davalıların kötüniyetinin kanıtlanması gerektiğini, müvekkilinin ... isimli şahsı tanımadığını, ... ile ... arasındaki satıştan müvekkilinin haberdar olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; davalılardan ...'na ait davaya konu edilen taşınmazı tapu kayıtlarının alenilik ilkesine göre hiç bir haciz, yararlanma ya da ipotek olmaksızın değerini ödeyerek satın aldığını, aldıktan sonra makul bir kar oranı ile de diğer davalı ... ...'a sattığını, müvekkilinin diğer davalılarla muvazaalı ilişkiler içerisinde bulunmasını gerektirir hiç bir yakınlığı bulunmadığını , tamamen ticari amaçlı olarak söz konusu taşınmazları satın alarak belli bir kar oranı ile sattığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı... vekili de cevap dilekçesinde; davanın ikame edildiği tarih itibarı ile alacaklının elinde geçici aciz vesikası veya kesin aciz vesikası hükmünde bir belge bulunmasının tasarrufun iptali davasının ikame edilebilmesi için bir dava şartı olduğunu, eldeki dosyada davacı tarafın geçici haciz vesikasına haiz herhangi bir belge sunmadığını, bu nedenle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkilinin diğer davalılarla hiç bir organik bağı olmayıp söz konusu taşınmazı rayiç bedelini ödeyerek satın aldığını ve ödemeleri banka yolu ile yaptığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; taşınmazın davadan önce 2 defa daha el değiştirmiş olmasına, borçlu ile davalıların birlikte hareket ettiği ve alacaklıya zarara uğratmak kastı ile hareket ettiklerinin tespit edilememesine, davalılar arasında yakın arkadaşlık ve akrabalık ilişkisinin de tespit edilememesine göre sübut bulmayan asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı .... vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına davalı 4.kişi ...'ın ve 5. kişi ...'in İİK 280/1 madde kapsamında kötüniyetli olduğunun davacı tarafından ispatlanamamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için,davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki ... takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.
Somut olayda, mahkemece borçlu ile davalıların birlikte hareket ettiği ve alacaklıya zarara uğratmak kastı ile hareket ettiklerinin, davalılar arasında yakın arkadaşlık ve akrabalık ilişkisinin de tespit edilememesine göre esas ve birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.
Dava koşulları yönünden dosya incelendiğinde, davacının alacağının 24.04.2008 ve 24.06.2011 tarihli kredi genel sözleşmesinden doğduğu, borçlu hakkındaki ... takibinin kesinleştiği, 17.1.2012 tarihli haciz tutanağının İİK'nun 105.maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu, iptali istenen 26.12.2011 tarihli tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapıldığı, alacağın gerçek olduğu ve davanın süresinde açıldığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece öncelikle davalı borçlu ... ile davalı 3. kişi ...' in nüfus kayıtları getirtilerek akrabalık bağı olup olmadığı; dava konusu taşınmaza yönelik olarak tasarruf tarihi olan 26.12.2011 günü itibariyle rayiç bedeli yönünden bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak anılan taşınmazın tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından bildirilecek rayiç değer arasında misli fark bulunup bulunmadığının tespiti ile tasarrufun İİK 278/3-1,2 madde gereğince iptale tabi olup olmadığının değerlendirilmesi, anılan tasarruf İİK 278,279 ve 280.maddeler gereğince iptale tabi değil ise esas ve birleşen davanın reddine; aksi takdirde yanı 26.12.2011 tarihli tasarrufun İİK'nun 278,279,280 maddeler gereğince iptale tabi olduğunun belirlenmesi halinde ise davalı 4.kişi ... ın ve 5. kişi, ...'in kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalı ... hakkındaki davanın İİK 283/2.madde gereğince bedele dönüştüğü göz önüne alınarak adı geçen davalı 3. kişinin taşınmazı elden çıkardığı 09.01.2012 tarihindeki gerçek değeri nispetinde davacının takip konusu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak nakten tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 01/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları