Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2015/5287 E. , 2017/9961 K.

17. Hukuk Dairesi 2015/5287 E. , 2017/9961 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387398
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2015/5287 E. , 2017/9961 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındakİ muvazaa nedeni ile iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın reddine, birleşen davada davacının davasından vazgeçmesi sebebi ile davanın son bulmasına dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin annesi ve murisi olan ...'nin 27.11.2000 tarihinde vefat ettiğini,geriye mirasçıları olarak eşi davalı ..., kızı ... ve merhum oğlu ...'nin çocukları ... ve ...'nin kaldığını, müvekkilinin daha sonra murisin davalılardan ... ile birçok bankada müşterek hesapları olmasına rağmen vefatın gerçekleştiği aynı gün ... ölüm vakıasını beyan etmeden bu hesaplardaki mevcudiyeti tek başına çekerek torunları ... ve ...'nin hesaplarına aktardığını, bunun üzerine olayı öğrenen müvekkilinin annesinin bankalarda ve yatırım hesaplarındaki 1/2 hissesinden kendisine miras yolu ile intikal eden hissesinin karşılığını davalı...'den tahsil edebilmek için ... aleyhine 19.02.2002 tarihinde ... 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/258 Esas sayılı dosyası üzerinden alacak davası açıldığını, ilgili dosya üzerinden yapılan yargılama devam ederken ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde kain 18 ada, 3 parsel sayılı 1 bağımsız bölüm nolu taşınmazın, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 51/8 pafta 1195 ada 1 parselde kain L13 Blok 4.kat 35 nolu taşınmaz ve ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi 51/8 pafta 1195 ada 1 parselde kain L12 Blok 4. kat 39 nolu taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulduğunu, 10.06.2004 tarihli karar üzerine müvekkili aleyhine davanın reddine karar verildiğini davaya konu taşınmazlar üzerine konulan tedbirlerin kaldırıldığını süresi içinde temyiz ettiklerini ve ... 3. Hukuk Dairesinin 2005/3579 -2005/3645 E.K sayılı ve 05.04.2005 tarihli ilamı ile muris ... ile davalı ...'nin bankalarda müşterek hesapları olduğu saptandığından mahkemece maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılması ve davacının talep edeceği alacak belirlenip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verildiğini, bozma ilamına uyulduğunu ve mahkemenin kapanması üzerine dosyanın ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edildiğini burada 2009/342 Esas sayılı yargılamaya devam edilerek 29.06.2010 tarihinde davanın kısmen kabulü ile 170.471,81-TL ve 140.625 USD nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, yargılama süreci devam ederken ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını fırsat bilen davalı ... tarafından karar tarihinden itibaren yaklaşık 1-1,5 ay içerisinde muvazaalı işlemler yaparak müvekkilinin 9 yılı aşkın süredir verdiği hukuk mücadelesi sonucunda elde ettiği mahkeme ilamı ile saptanan alacağa kovuşmasını engellemek amacıyla aralarında yakın akrabalık bulunan kişilere temlik edildiğini belirterek 1-... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi 51/8 pafta, 1195 ada, 1 parselde kain L13 Blok, 2.kat 35 nolu taşınmazın muvazaa nedeniyle tapu kayıtlarının iptali ile yeniden eski malik davalı ... adına tesciline ve böylece müvekkilinin ilama bağlı alacağının borçlu adına intikal edecek taşınmazın cebri ... yoluyla satılarak tahsilinin imkanının sağlanmasına, 2-... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi 51/8 pafta 1195 ada 1 parselde kain L12 Blok 4. kat 39 nolu taşınmazın muvazaa nedeniyle tapu kayıtlarının iptali ile yeniden eski malik ... adına tesciline ve böylece müvekkilinin ilama bağlı alacağının borçlu adına intikal edecek taşınmazın cebri ... yoluyla satılarak tahsili imkanının sağlanmasına, dava konusunda belirtilen taşınmazlar üzerine 3. kişilere devri ve müvekkilinin daha fazla zarara uğramasını engellemek amacıyla dava sonuna kadar HUMK 110. maddesi uyarınca teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ile dava etmiştir.
Davalılardan ... ve ... vekilinin cevap dilekçesinde; davalı...nin davacının öz babası olup diğer davalı...nin ise davacının öz oğlu olduğunu davalı ... ile murisin eşinin de teyze çocukları olup akraba olduklarını,...'nın ticaretten elde ettiği gelirinin bir kısmı ile kendisi ve eşi adına gayrimenkuller aldığını bir kısmının da bankada açtırdığı hesaplarda tasarruf ettiğini, murisin eşine olan vekaleti nedeniyle ve ailenin ihtiyaç durumuna göre paraların zaman zaman değerlendirildiğini yahut çekildiğini murisin ölümü üzerine davacının kızının tüm bankalardaki paraların müşterek hesap olduğu iddiasıyla annesinin payına düşen kısımdan miras payı istemiş olup bu amaçla ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/258 Esas nolu dosyası ile babasına karşı dava açtığını, ...'nin 09.07.2004 tarihinde davacının oğlu olan torunu ...'ya ... 51/8 pafta, 1195 ada, 1 parseldeki L 13 nolu bloktaki 35 nolu bağımsız bölümünün intifa hakkı kendi üzerinde kalmak kaydı ile kuru mülkiyet hakkını bağışladığını, davalı ...'nın kendisinden önce ölen muris oğlunun oğlu...'ye L 12 blok 39 nolu bağımsız bölümün de intifa hakkı kendisine ait olmak kaydı ile kuru mülkiyet hakkını bağışladığını, davalının bu bağış iradesi aynı zamanda mülklerin kayıtlı olduğu ... Tapu Memurluğu önünde de bağış olarak açıklandığını tapu resmi senedi bu şekilde düzenlenmiş olup hukuken geçerli olan bu işlemin muvazaaya dayandığının ileri sürülerek tapuların iptalinin talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalılardan ... vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Davada öncelikle diğer davalı ...'nin dava dışı ...'ye yapmış olduğu bağışlama işleminin muvaaza sebebiyle iptali hususunun çözümlenmesi gerektiğini, bağışlama işleminin geçerli olduğu hususunda karar verilmesi durumunda müvekkiline yapılan satış işlemi için herhangi bir inceleme yapılmasına gerek kalmayacağını davacının açtığı davanın tamamen kötü niyetli olarak sırf davacının babasına ve oğluna karşı olan şahsi husumeti sebebiyle açıldığını, muvaaza iddiasının gerçek dışı olup yapılan işlemlerin gerek şekli anlamda gerekse iradi olarak geçerli olduğunu ve davacının iddialarının MK 2 anlamında iyiniyet kurallarına aykırı olduğundan kanunen de himaye görmesinin beklenemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/218 E sayılı dosyada; davacının mahkememiz davacısı ..., davalılarının ..., ..., ... olduğu, davanın muris ... tarafından davalılara sağlığında temlik edilen davaya konu ... 7-8 kısım L 13 D kapısı, 35 ve 51/8 pafta, 1195 ada, 1 parsel sayılı taşınmazların tapularının iptali ile saklı pay oranında davacı adına tesciline karar verilmesinin talep edildiği, davacı vekili tarafından verilen dilekçe ile ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/218 Esas numaralı tenkis davasının takibinden vazgeçtiklerini bu nedenle açılan dosyanın bu dosyadan tefriki ile işlemden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece dosya kapsamına göre; B.K m 116 ve 6098 sayılı Yeni BK. m 135 hükmünde yer aldığı üzere "...alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borç sona erer..." hükmü uyarınca ...'nin ... takibine konu dosya alacağının, mirastaki payı olan 1/2 oranında hesaplanarak belirlenmesi gerektiği, muris ...'nin 08.01.2012 tarihinde vefat ettiği ve ... 12. ... Müdürlüğünün 2010/20292 Esas sayılı dosyasında aleyhinde başlatılan ... takibinde takip alacaklısı olan ...'nin muris ... mirasında 1/2 paydaş olduğu,... tarafından 07.10.2010 tarihinde ... 12. ... Müdürlüğünün 2010/20292 Esas sayılı dosyasında muris ... aleyhine başlatılan ... takibinde, murisin mirasında 1/2 oranında paydaş olduğu ve 08.01.2012 vefat tarihi itibariyle ... terekesinden olan alacağının; 145.343,27USD kaynaklanan alacak (kur 1,8746TL) 272.460,4-TL, Türk Lirasında kaynaklanan alacağının 436.757,65-TL, vekalet ücreti, faiz, harç ve yargılama giderlerinden kaynaklanan 15.726,58TL olmak üzere toplam 724.944,72-TL olduğu , davalı ...'nin ölümü ile davacının ... mirasçısı olması nedeniyle borçlardan sorumluluğu nedeniyle alacağı 724.944,72-TL ye düşmüş olup tereke dosyasında muris ...'nin tespit edilen malvarlığının mevcut borcu yani davacı alacağını fazlasıyla karşılayacak durumda olup murisin her ne kadar taraflar arasında ihtilafa konu taşınmazları elden çıkarmış ise de başkaca mevcut malvarlığının olması nedeniyle davacının bu diğer malvarlığından alacağını tahsil imkanı mevcut olup davanın reddi gerektiği, birleşen dosya yönüyle ise vazgeçme ve davalının vazgeçmeyi kabulü sonucu davanın son bulması karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1-Dava BK'nun 19.maddesine dayalı olarak açılan muvaazalı işlemin iptaline ilişkindir.
İster İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davalarında olsun isterse BK'nun 19.maddesine göre açılmış muvazaaalı işlemin iptali istemine ilişkin davalar olsun davanın görülebilmesi için davacının bir alacağının bulunması gerekir.
Somut olayda, taraflar arasında görülen ve kesinleşen alacak davasında davacı lehine davanın kabul edildiği anlaşılmasına göre davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır.
2-Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. BK 116 maddesi(6098 sayılı yasanın 135. maddesi )hükmüne göre alacaklı ile borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borç sona erer.
Tereke borçlarından dolayı müteselsilen sorumluluk ancak mirasçılık sıfatı olmayan alacaklılar için geçerlidir. Murisin alacaklıları arasında mirasçısı da bulunuyor ise söz konusu mirasçının muristen olan alacağı için diğer mirasçıların müteselsil sorumluluğu bulunmamaktadır. Buna göre tereke alacaklısı mirasçının bu alacağı, terekenin paylaşımı sırasında hesaba katılarak ve mirasçıların paylarından mahsup edilmek veya tereke mallarından tahsil edilmesi gerekir. Alacağın tereke mallarından tahsili mümkün olmazsa, diğer mirasçılar sadece miras payları oranında sorumlu olurlar. Burada müteselsil borçlulardan birinin şahsında alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesi durumu söz konusu olur. Bu durum külli halefiyet prensibi sayesinde alacaklının borçluya mirasçı olması ile gerçekleşmektedir. Böyle bir durumda diğer borçlular birleşme şahsında gerçekleşen borçlunun iç ilişkide payına düşen miktar oranında borçtan kurtulurlar. Bunun yanı sıra alacaklı borluya mirasçı olması durumunda alacağının tamamını müteselsil borçlu sıfatı ile diğer mirasçılardan talep edemez. Ancak iç ilişkide kendisine miras payı oranında isabet eden borç miktarını tenzil ettikten sonra geri kalan kısım için diğer mirasçılara müteselsilen başvurabilir.
Somut olayda davalı borçlu... iş bu dava devam ederken 08.01.2012 tarihinde vefat etmiştir. Davacı alacaklı ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/342 Esas sayılı dosyadan kaynaklı davalı borçlu ... dan alacaklıdır. Tereke borcundan dolayı sorumluluğu terekeden kendisine düşen pay kadar alacaklıdır. Ancak bunun tespiti için mahkemece dava açıldığı tarihte ... adına kayıtlı gayrımenkul ve/veya mal varlığının ne olduğu araştırılıp belirlenmelidir. Davalı ... elinde mevcut gayrımenkullerin kıymetlerinin ne olduğunun, davacı alacaklının alacağını karşılayıp karşılamadığı yönünde inceleme yapılarak sonucuna göre öncelikle alacağın tereke mallarından tahsilinin mümkün olup olmadığı eğer mümkün değil ise davacı mirasçının kendisine miras payı oranında isabet eden borç miktarı tenzil edildikten sonra mirasçıların miras payları oranındaki sorumlu oldukları miktar belirlenmeden eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde asıl davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının kabulüne, hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18.10.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları