Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2015/3486 E. , 2017/9975 K.

17. Hukuk Dairesi 2015/3486 E. , 2017/9975 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 388275
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2015/3486 E. , 2017/9975 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; davalı ... sevk ve idaresindeki diğer davalı ...'a ait ... plakalı aracın müvekkiline çarpması nedeniyle müvekkilinin cismani zarar gördüğünü,... SHM'nin 2011/25 D.İş sayılı dosyası ile yaptırılan tespite göre sürücü ...'un kazada tam kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle davalı ... şirketi tarafından müvekkiline 13.531,00 TL ödeme yapıldığını, ne var ki bu ödemenin müvekkilinin gerçek zararının karşılamaktan uzak olduğunu iddia ederek 14.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tüm davalılardan, 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; davacının bütün zararının karşılandığını, nitekim davacıdan bu konuda ibraname alındığını gerekçe göstererek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; her ne kadar müvekkili olay tarihinde ehliyetsiz araç kullanmış ise de kazada müvekkiline izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığını, müvekkilinin babası tarafından davacıya 10.000,00 TL harici ödemede bulunulduğunu, kaldı ki davacının müvekkili ile uzlaşmayı kabul ettiğine dair uzlaşma formu imzaladığını, formun 17. maddesine göre uzlaşmanın sağlanması halinde suç konusu olay nedeniyle tazminat davası açılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ilk celseye katılarak açılan davayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, toplanan delillere göre davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, davacının maddi zararının 38.991,70 TL olarak tespiti ile anılan bu zararın davalı ... yönünden 09/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte diğer davalılar yönünden 23/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi zararının 3.000,00 TL olarak tespiti ile anılan bu zararın 23/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin reddine, dair karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından manevi tazminat yönü ile temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacıca göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı ... İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, T.M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacı lehine takdir olunan manevi tazminat miktarının çok az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 01/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları