Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2016/18804 E. , 2017/11841 K.

17. Hukuk Dairesi 2016/18804 E. , 2017/11841 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 406087
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2016/18804 E. , 2017/11841 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muvazaalı işlemin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, alacaklarının tahsilini sağlayamadıklarını, borçlunun annesi dava dışı ... ait dava konusu taşınmazın, borçlu tek mirascı olmasına rağmen, mal kaçırma amacı ile muvazaalı olarak borçlunun oğlu davalı ... adına 30.09.2011 tarihinde tescil edildiğini belirterek bu tescilin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın süresinde açılmadığını, tescil işleminin muvazaalı olmadığını, davacının alacağına ilişkin senedin sonradan doldurulduğunu ve davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ..., davanın reddine istemiştir.
Mahkemece, davalı borçlunun, taşınmazı devir eden annesinin tek mirascısı olduğu, davalı ...'ın borçlunun oğlu olduğu ve devir tarihinde 9 yaşında olup, alım gücü olmadığı yapılan devrin bağış niteliğinde olduğu ve şekil şartına uygun yapılmadığından geçersiz olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava BK'nun 19.maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkindir.
Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK 277.maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar.
Ancak her iki davanın da görülebilmesi için diğer dava koşullarının yanında davacının borçludan olan alacağının gerçek bir alacak olması gerekmektedir.
Somut olayda, takip 409.898,90 TL alacak için 07.07.2009 tarihinde başlamıştır. Yapılan zabıta araştırmasında alacaklının 1.300,00 TL emekli maaşından başka gelirinin olmadığı, boşandığı eşinin dairesinde ikamet ettiği, ... te 80.M2, Kars ta 10 dönümlük taşınmaz dışında bir mal varlığının olmadığı tesbit edilmiştir. Borçlu tarafından alacaklı hakkında yaptığı tefecilik suçlaması nedini ile açılan kamu davası sonunda verilen beraat kararı Yargıtay 5.Ceza Dairesinin 2014/3623 Esas ve 2016/9061 karar sayıl ilamı ile TCK'nın 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin yeterli oluşu, ayrıca birden fazla kişiye sistemli şekilde faiz karşılığı ödünç para verilmesinin suçun unsuru olarak aranmaması ve aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında yüksek sayılabilecek miktarda paranın karşılıksız verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması karşısında, katılanın aşamalarda değişmeyen ifadeleri ile tanıklar ..., ... ve ... ...’in sanığın katılana 7.000,00 TL ödünç para verdiğine ilişkin beyanları nazara alınarak maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından sanığın tefecilik yapıp yapmadığı hususunda kolluk araştırması yapılması ve vergi inceleme raporu aldırılmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek, tanık beyanlarına itibar edilmeme nedenleri de denetime imkan verecek şekilde karar yerinde tartışılmak suretiyle sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle bozulmuştur.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular dikkate alındığında, davacı alacaklının borç kaynağı senedin tanzim tarihi 05.05.2007 tarihi itibari ile 260.000,00 TL parayı borçluya verebilecek ekonomik gücü olmadığı, bu borcun neye ilişkin olarak verildiğinin açıklanamadığı dolayısıyla alacağın gerçek olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'ya geri verilmesine 19.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları