Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2016/13703 E. , 2017/12110 K.

17. Hukuk Dairesi 2016/13703 E. , 2017/12110 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 403587
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2016/13703 E. , 2017/12110 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Davacı vekili, müvekkiline zorunlu trafik sigortasıyla sigortalı ve davalı sigortalıya ait aracın dava dışı araca tam kusurlu ve 169 promil alkollü olarak arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası nedeniyle müvekkilinin karşı araç için 9.000,00 TL hasar bedeli ile kazada ölen şahsın mirasçılarına 46.929,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödediğini beyanla, ödenen 55.929,00 TL maddi tazminatın 22.12.2008 ödeme tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan rücuen tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemizin ilgili bozma ilamına uyulmasına karar verilerek toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 54.129,00 TL rücuen tazminatın ödeme tarihi olan 22/12/2008 tarihinden itibaren davalı ... Ariyel'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, zorunlu trafik sigortacısı tarafından zarar gören üçüncü kişiye ödenen tazminatın alkol nedeniyle sigortalısından rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili tarafından karar temyiz edilmiş ve dosyaya 21.10.2014 tarihli ibraname sunulmuştur. İbraname, borcu sona erdiren sebeplerden olup mahkemece davalının ödeme iddiası araştırılarak ve bu hususta gerekli belgeler getirtilerek sonucuna göre bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Kabule göre de; 2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan "b-2" bendinde "alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır. Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. O halde, zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar
verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz. YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713, YHGK 14.05.2014 gün ve 2013/17-1098, 2014-644; YHGK 13.05.2015 gün ve 2013/17-2156, 2015/1338 sayılı ilamları)
Somut olayda mahkemece bozma ilamı öncesi hükme esas alınan makine mühendisinden aldırılan bilirkişi raporunda davalıya ait aracın sürücüsü arkadan çarpmaktan %100 kusurlu bulunarak 16.4.2013 tarihinde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davalı tarafça kusur bakımından da temyiz edilmiş, Dairemizin 26.2.2015 tarihli, 2013/16070 Esas, 2012/3510 Karar sayılı ilamıyla davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, özetle mahkemece konusunda uzman nörolog, trafik bilirkişisi ve hukukçu bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetinden, kazanın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli rapor alınarak, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek trafik polis memuru, nöroloji uzmanı ve hukuk müşavirinden rapor aldırılmıştır. Raporda nöroloji uzmanının tespit ve değerlendirmesinde; davalıya ait aracın sürücüsünün 1.69 promil alkollü olduğu belirlenmekle, bu kişinin bu durumda cisimleri göremeyeceği, güvenli sürüş yeteneğini kaybedeceği, kişinin dikkat koordinasyon ve muhakemesinde bozulma, hareketlerinde dengesizlik olması nedeniyle güvenli sürüş yeteneğini kaybedeceği belirtilmiştir. Trafik polis memurunun tespit ve değerlendirmesinde ise; davalıya ait aracın sürücüsü arkadan çarpmaktan %80 oranında kusurlu, dava dışı araç sürücüsü hiçbir uyarıcı önlem almadan duraklama yaptığından %20 oranında kusurlu bulunmuş, trafik kazasının salt alkolün etkisiyle olamayacağı, alkolsüz bir sürücünün de bu şekilde duraklama yapan araca çarpabileceği bildirilmiştir. Hükmün gerekçesinde ise davalıya ait aracın sürücüsünün %100 kusurlu ve 1.69 promil alkollü olduğu belirtilerek, davalıya ait aracın sürücüsünün %80 kusur oranına göre hesaplama yapan hesap bilirkişi raporu
hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Mahkemenin gerekçesindeki kabulü ile hükme esas alınan rapordaki kusur oranı örtüşmediği gibi, hükme esas alınan rapor da denetime elverişli olmayıp münhasırlık bakımından kendi içerisinde çelişkilidir. Bu durumda mahkemece aynı bilirkişi heyetinden ek rapor aldırılarak kazanın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin net olarak, tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli şekilde tespit edilerek, davalıya ait aracın sürücüsünün münhasıran alkollü olmadığı anlaşılırsa davanın reddine, münhasıran alkollü olduğu anlaşılırsa davalı lehine oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 26.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları