Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2015/10986 E. , 2017/11644 K.

17. Hukuk Dairesi 2015/10986 E. , 2017/11644 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 403759
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2015/10986 E. , 2017/11644 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın ve birleşen davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı ... Tekstil San. ve Tic. AŞ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dilekçesinde; davalı şirket ile müvekkili arasında kumaş alım satımı yapıldığını, şirket ortakları tarafından müvekkiline olan borçlarına karşılık olarak keşideci davalı şirket, cirantalar ..., ... olan, muhatabı TEB AŞ ... Şubesi olan 14/12/2013 keşide tarihli, 40.000,00 TL'lik, 31/12/2013 tarihli 60.000,00 TL'lik çeklerin verildiğini, muhatap bankaya ibraz edilen çek bedelleri ödenmediğinden ...Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/51 d.iş sayılı dosyasından alınan ihtiyati haciz kararının ... 18. İcra Müdürlüğü'nün 2014/572 sayılı dosyasında icra takibine konulduğunu, icra dosyasında davalı şirketin ticaret sicil memurluğunda kayıtlı son adresine hacze gidildiğinde hacze kabil mal bulunamaması üzerine ... Tapu Müdürlüğü'ne yazı yazıldığını, verilen cevapta ... 3199 ada 173 parsel sayılı, 9.758,59 m2 yüzölçümlü taşınmazın davalı şirket adına kayıtlı iken 1/4 hissesi olan 2.439,65 m2'si ile fabrika binasının 20/12/2013 tarihinde diğer davalıya muvazaalı olarak satıldığını, soy isimleri farklı ise de davalı ...'in ... ve ...'ın yakın akrabası olduğunu, tüzel kişilerin organik bağ ilişkisi bulunmasa dahi şirket ortağı olan ve isimleri
geçen dava dışı kişilerin diğer davalı ile yakın akraba olduklarını, taşınmaz ve üzerine kurulu fabrika binasının ticari işletme niteliğinde olduğunu, prosedüre uygun olarak satış yapılmadığı taktirde mutlak iptal sebebi olduğunu taşınmazın davalıya 500.000,00 TL civarında bir ipotekle yükümlü olarak diğer davalıya devredilmiş ise de, asıl değerinin en az 2.000.000,00 TL olduğunu, muvazaa iddialarının çürütülebilmesi için iptal davası açmadan en az üç ay önceden satışın bildirilmesi, satışa ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi veya alacaklıların haberdar olabileceği şekilde ilan yapılması, görülebilir bir yere levha asılması gerektiğini, davalıların aynı sektörde faaliyet gösterdiklerini, bu sebeple davalı şahsın, diğer davalı şirket ortakların borçlunun alacakları ızrar kastı içerisinde olduğunu bildiğine karine sayıldığını, İİK'nun 280/3. maddesinin söz konusu olduğu tasarruflarda 3. şahsın iyi niyetinin aranmayacağını ve edimler arası fahiş fark bulunup bulunmadığının önemi olmadığını belirterek öncelikle icra dosyası alacakları olan 98.955,00 TL ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere taşınmazın tapu kaydına ihtiyati haciz konulmasını, iptali istenen tasarrufun icra dosyası alacaklarına şamilen iptali ile icra dosyasında cebri icra yolu ile haciz ve satış yetkisi tanınmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekilinin birleşen dosya dava dilekçesinde; yukarıda özetlenen dava konusu ile aynı mahiyette açılan davada bu kez 18/01/2014 keşide tarihli, 44.700,00 TL bedelli TEB AŞ ... Şubesine ait çekin ödenmemesi sebebiyle ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/96 D.İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati haciz kararının ... 18. İcra Müdürlüğü'nün 2014/1002 sayılı dosyasında takibe konulduğunu, davalı borçlunun alacaklıların alacaklarını engellemek kastı ile adına kayıtlı gayrımenkulü davalı ...'ye devrettiği belirtilerek tasarrufun iptali ile ... 18. İcra Müdürlüğü'nün 2014/572 sayılı dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere cebri icra yolu ile haciz ve satış yetkisi tanınmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı ... Tekstil A.Ş. yetkilisi ... vekili, dava konusu satışın tapuda ve usulüne uygun olduğunu, satış bedelinin 1.050.000,00 TL olduğunu ve bedelin fatura ile gelir beyan edildiğini ve şirketin borçlarının kapatılmasında kullanıldığını, ödemelere ilişkin makbuzların dilekçe ekinde sunulduğunu, satılan yerin bir ticari işletme olmadığını, şirketin faaliyetini sürdürdüğünü, satılan yerde bulunan tezgahların yurtdışına satıldığını, belgelerinin sunulduğunu, şirketin haczi kabil malı bulunmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, icra dosyasına sundukları mal beyanında borcu karşılayacak ve artacak kadar mal varlıkları bulunduğunu, alacaklarını zarara uğratma kasıtları bulunmadığını, tam tersine borçlarını ödemek için iptali istenen satışın yapıldığını, ödeme makbuzlarının sunulduğunu, dava konusu yerin 2 yıl önce satışa çıkarılmasına rağmen uzun süre satılmadığını, bu konuda kendisinden yardım istenen emlak komisyoncusu ...'in tanıklık yapabileceğini belirterek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazı 910.000,00 TL nakit, 140.000,00 TL civarı ipotek borcunu üstlenerek 1.050.000,00 TL bedelle satın aldığını, satışa ilişkin kesilen faturanın dilekçe ekinde olduğunu, davacının müvekkilinin davalı şirket ortakları ile yakın akraba ilişkisi olduğunu iddia ettiğini, ticari işletme devri ya da yakın akrabalığın söz konusu olmadığını, satış anında taşınmazın bir kısmı kirada, geneli boş bir halde olduğunu, ticari işletme olarak adlandırılabilmesi için faal bir halde iken satın alınması ve alıcı tarafından işletilmeye devam edilmesi gerektiğini, tapuda satış sırasında belediyeden alınan rayiç değerin gösterildiğini, tapuda 340.000,00 TL olarak gösterildiğini, ancak sunulan faturalarda görüleceği üzere 1.050.000,00 TL'ye satın alındığını, ancak davacının iddiası gibi değerinin 2.000.000,00 TL'de olmadığını, davalı şirketin ticari emtiasının fabrika binası olmayıp, ürettiği çuval ve tekstil ürünleri olduğunu, davacının bir başka iddiasının da davalıların aynı sektörde faaliyet gösterdiğine ilişkin olduğu, ancak müvekkilinin hiçbir zaman tekstil sektöründe olmadığını, tarım ve hayvancılıkla iştigal ettiğini, davacının bir diğer iddiasının mülkün 500.000,00 TL ipotek ile alındığının iddialarını ispat ettiğini belirttiğini, ipotek evrakı bu rakamı gösteriyor ise de, ipotek alacaklısından borcun 140.000,00 TL olduğunu öğrendiklerini, davalı şirket ile yapılan satış sözleşmesinde satış bedeline bu rakamın eklendiğini, ödemelerin de bu şekilde yapıldığını, ödemelere ilişkin evrakların sunulduğunu belirterek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını istemiştir.
Mahkemece; toplanan deliller, dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1-Dava, İİK.'nın 277. ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun aciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir. Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu davanın ön koşulu, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.'nun 277. md) bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.'nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.'nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için borcun, iptali istenen tasarruftan önce doğması dava önkoşulu olup mahkemece res'en araştırılmalıdır. Dava koşulu gerçekleşmediği takdirde işin esası hakkında hüküm kurulamaz. Somut olayda, dava dayanağı takip konusu alacak asıl davada 14.12.2013 keşide tarihli ve birleşen dava da ise 18.01.2014 keşide tarihli çekten kaynaklanmış, dava konusu tasarruf ise 20.12.013 tarihinde gerçekleşmiştir. Birleşen davanın dayanağı olan 18.01.2014 keşide tarihli çekin ise dava konusu tasarrufun tarihinden sonraki bir tarihi taşıdığı anlaşılmakta ise de bu durumun gerçekten tasarruftan sonra doğmuş bir borç ilişkisini mi yoksa daha önce yapılmış bir ticari ilişkiden kaynaklanan vadeli çek uygulaması olarak da bilinen bir vakıayı mı gösterdiği hususu yeterince araştırılmamıştır.Bu nedenle, davalı borçlu ve davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi vasıtası ile inceleme yapılarak aralarındaki ticari ilişkinin ne zaman başladığı, tasarruf tarihi itibariyle borçlu davalıların davacı şirkete bir borcu olup olmadığının belirlenmesi, bu inceleme sırasında gerektiğinde taraflardan bu hususta delillerinin istenilmesi, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve incelemeye göre karar verilmesi doğru değildir.
2-Dava konusu tasarrufa konu gayrimenkulün tapu kayıtlarına göre fabrika binası olduğu anlaşılmaktadır. İİK'nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği, aynı maddenin son fıkrasında ise ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır. Mahkemenin boş fabrika binası satışının ticari işletme devri olmadığı yönündeki görüşüne katılma imkanı yoktur. Zira makinaların ayrı binanın ayrı satılması çalışan bir işyerinin işletme olarak satılmadığının göstergesi olamaz. İİK 280/3 hükmü bu yönüyle değerlendirilmeden yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
3-Ayrıca davacı beyanlarında davalı borçlu şirketin ortağı ile davalı 3. şahıs arasında akrabalık ilişkisi olduğu, davalı 3. şahıs ile davalı borçlu şirketin ortağı arasında kayınbirader -enişte ilişkisi olduğu, davalı 3. kişi ...'in kızkardeşinin davalı borçlu firmanın ortaklarından ...'un kardeşi olduğu, iddia edilmiştir. Bu durumun davalı 3.kişinin borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olup olmadığı, gerektiğinde nüfus kayıtları da getirtilerek dava konusu tasarrufun İİK 280/1 madde gereğince iptale tabi olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
4-Bozma neden ve şekline göre asıl ve birleşen davada davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıya geri verilmesine, 13/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları