Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2015/10759 E. , 2017/11581 K.

17. Hukuk Dairesi 2015/10759 E. , 2017/11581 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 402280
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2015/10759 E. , 2017/11581 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı ... ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunmadığını ileri sürerek borçlunun dava konusu taşınmazı 26.10.2011 tarihinde davalı yakını ...'a onunda 11.12.2013 tarihinde davalı ...'ya o da 27.03.2013 tarihinde davalı ...'a devrettiğini, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı borçlu ile üçüncü kişi ... arasındaki satış yönünden, anılan davalıların akraba oldukları ve borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğundan bahisle davanın kabulüne, davalılar ... ve ... yapılan satışlarını gerçek olduğu gerekçesi ile bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere ,mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı ... vekilinin tüm davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki k... düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Somut olayda, aciz halinde olduğu belgelenen borçlu tarafından borcun doğumundan sonra dava konusu taşınmaz 26.01.2011 tarihinde davalı ...'a, o da 21.12.2012 tarihinde davalı ...'a, onun tarafından da 27.03.2013 tarihinde davalı ...'e devredilmiştir. Davalı borçlu ile ... akraba oldukları gibi taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında önemli oransızlık bulunması nedeni ile 26.01.2011 tarihli satışın iptalinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davalı ..., dava konusu taşınmazı davalı ...'dan satın alan dördüncü kişi konumundadırlar. Dosya içerisindeki belgelerden, davalı ...'ın borçlunun amcasının oğlu olduğu, hem inşaat yapımı hemde emlak alım satımı ile uğraştığı, davalı ...'nın da davalı ...'ı tanıdığı ve zaman zaman taşınmaz aldığı yine borçlu ... ile davalı ...'nın da ... de emlakcılık işini yaptıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda aynı semtte aynı faaliyet alanında iş yapan dördüncü kişi ...'nın borçlunun mali durumu hakkında bilgi sahibi olmadığını söylemek mümkün değildir.
Mahkemece, davalı ... tarafından davalı ...'ya yapılan satışında iptaline karar verilerek 21.12.2012 tarihindeki taşınmazın gerçek değerinden yalnızca davalı ...'ı 27.03.2013 tarihindeki gerçek değeri ile 21.12.2012 tarihli satış bedeli arasındaki farktan davalı ... ve ...'ı müteselsilen tazminatla sorumlu tutulması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'ın tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü hükmün BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 9.221,80 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı ...'den alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları