Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2015/9120 E. , 2017/11580 K.

17. Hukuk Dairesi 2015/9120 E. , 2017/11580 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 402343
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2015/9120 E. , 2017/11580 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar... ve ... vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 12.12.2017 Salı günü davalılar ... ve ... vekili Av. ... geldi. Davacı vekili Av. ... geldi. Davalı ... tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı ve davalılar vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ... aleyhine ... takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunmadığını ileri sürerek, alacaklılarından mal kaçırma amacı ile borçlunun müteahhit olarak diğer davalı arsa sahiplerinden olan alacak haklarından 03.09.2010 tarihli noterde düzenlenen sözleşme ile vazgeçtiğinden, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, müvekkillerinin, ... ada, 1 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak diğer davalı yüklenici ile "Taşınmaz Mal Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" yaptıklarını, sözleşme ile üstlendiği edimini yerine getirmemesi nedeniyle, davalı yükleniciye ... 7. Noterliğinde düzenlenen 13/04/2010 Tarih ve ... Yevmiye nolu ihtarname gönderilerek, sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, müvekkillerinin sözleşmeyi feshetmekte haklı olduklarını, davacıyı dolandırma gibi bir niyetlerinin olmadığını, müvekkilleri ve davalı yüklenici aleyhine ... Tüketici Mahkemelerinde aynı nedenle davalar açıldığını, bu davaların reddedildiğini, davacının şikayeti üzerine müvekkilleri ve yüklenici aleyhine ayrıca ... 19. Ağır Ceza Mahkemesine 2012/190 E. Sayılı davanın açıldığını, müvekkillerinin dolandırıcılık suçundan yargılandıkları bu davada beraat ettiklerini, davalılar arasında yapılan sözleşme uyarınca; inşaatın süresinde tamamlanmaması halinde cezai şart tazminatı ödenmesinin ön görüldüğünü, davalı yüklenici tarafından tamamlanan inşaat bedelinin 2.600.000,00 TL olarak tespit edildiğini, tarafların, bu miktar üzerinden alacaklı ve borçlu olmadıkları hususunda anlaşarak, 03/09/2010 Tarihli fesih ve ibra sözleşmesi düzenlediklerini, davalıların bu tasarruflarının muvazaalı olmadığını, söz konusu sözleşmenin, davalı yüklenicinin edimini yerine getirmemiş olması nedeniyle, zorunlu ve haklı olarak imzalandığını savunmuş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., tebligata rağmen duruşmalara gelmemiş ve savunma yapmamıştır.
Mahkemece, davanın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle verilen görevsizlik kararı dairemizin 08.04.2013 tarih, 2013/2209 Esas ve 2013/4990 Karar sayılı ilamı ile, davanın İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davası olduğu ve mahkemenin görevli olduğu gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozmadan sonra yapılan yargılam sonunda mahkemece, davalılar arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde, davalı yüklenicinin inşaatı en geç 31/12/2010 tarihine kadar bitirmeyi ve inşaatın bu tarihten itibaren 45 iş günü geçtikten sonra tamamlamaması halinde, her ay için 3000 USD cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği, sözleşmede; cezai şart tazminatının ödeneceği son tarihin 31/12/2011 olarak belirlendiği, buna göre, davalı yüklenicinin ödeyeceği azami cezai şart tazminatı 31.500 USD' olduğu, davalı yüklenicinin söz konusu fesih ve ibraname ile; 2.600.000,00 TL tutarındaki alacağından vazgeçtiği, yüklenicinin, davalı arsa sahipleri ile yaptığı sözleşmede ön görülen ve ödenmesi de yargılamayı gerektiren cezai şart tazminatına karşılık 2.600.000,00 TL tutarındaki alacağından vazgeçmesi hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kaldı ki; vazgeçilen alacak tutarıyla, sözleşme uyarınca talep edilebilecek azami ceza- i şart tazminatı arasında çok büyük bir fark bulunduğu, İİY'nin 280/ ilk maddesi uyarınca; ödeme kabiliyetini kısmen veya tamamen kaybetmiş borçlunun iyi niyetli bir kişiden veya basiretli bir tacirden beklenilmeyecek tasarruflarla mevcudunu eksilttiği ve 3.kişinin de bu durumu bildiği veya bilmesi gerektiği hallerde yapılan tasarruf batıl olup, anılan yasa maddesinin yollamada bulunduğu aynı kanunun 278/ 2 maddesine göre de: akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun bedel olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler, bağışlama olarak kabul edildiğinden, davalılar arasında imzalanan 03/09/2010 tarihli fesih ve ibra sözleşmesi anılan yasa maddeleri kapsamında değerlendirildiğinde, davalı borçlunun tasarrufu ''bağışlama'' niteliğinde olduğu ve bu durumda; davalı arsa maliklerinin de iyi niyetli olduğu öne sürülemeyeceğinden, bahisle davanınkabulüne karar verilmiş hüküm davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
Davacının iptalini istediği 03.09.2010 tarihli fesih ve ibraname başlıklı sözleşmesi olmakla birlikte bu sözleşmede, davalı ...'ın müteahhit olarak davalılar ... ve ...'na ait arsa üzerinde 23.12.2009 tarihinde imzalanan satış vadi ile kat karşılğı inşaat sözleşmesinin feshi ve ibrası hüküm altına alınmıştır. 23.12.2009 tarihli sözleşmede müteahhit olan borçlu ... diğer davalıların arsası üzerinde yaptığı inşaat karşılığında bir kısım dairalerin mülkiyetini kazanacaktır.Yine sözleşmeye göre inşaatın süresinde tamamlanmaması halinde ceza şart ve haksız işgal tazminatı öngörüldüğü, inşaat ruhsat masraflarının davalı arsa sahipleri tarafından karşılandığı anlaşılmaktadır.Davacı taraf, borçlu müteahhit ...'ın inşaat sözleşmesi gereği almaya hak kazandığı 2.600,000,00 TL hakkından davacıların alacağını engellemek amacı ile vazgeçtiği iddiasındadır.
Davalı arsa sahipleri ... ve ... ise, mütahhidin hakedişinden kendilerince yapılmış inşaat ruhsat masrafları, sözleşmede öngörülen cezai şart ve haksız işgal tazminatı gibi kalemler dikkate alıdığında ve mahsup edildiğinde müteahhidin bir alacağının kalmadığını bu nedenle iptali istenilen 03.09.2010 tarihli ibra ve fesih sözleşmesi ile davacıdan bir mal kaçırmalarının söz konus olmadığını ileri sürmektedir.
Mahkemece, bu konuda inceleme yapmak üzere Mimar, hukukçu ve Harite ve kadastro mühendisinden oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınmıştır. Bu raporda borçlu ...'ın yaptığı inşaat maliyetinden dolayı 2.110.407,65 TL alacaklı olduğu, sözleşmedeki cezai şartı gereğince diğer davalı arsa sahiplerinin ise 31.500,00 TL alacaklı oldukları tesbiti yapılmıştır.
Karara dayanak alınan bilirkişi raporunda, 23.12.2009 tarihli sözleşmede davalı arsa sahipleri tarafından yapıldığı belirtilen inşaat ruhsat masrafları, işgal tazminatı gibi hususları hiç değerlendirmeye alınmadığı gibi cezai şartın hesaplanma şeklide anlaşılamamaktadır.
Yapılacak iş, konusunda uzman aralarında İnşaat mühendisinin de olduğu bilirkişi kurulundan, fesih tarihi 03.09.2009 da belirlenmiş olan inşaatın durumu dikkate alınarak, davalı borçlu müteahhidin hak ettiği bedel ile davalı arsa sahiplerinin 23.12.2009 tarihli sözleşme gereğince talep edebilecekleri hak ve alacaklarının (inşaat ruhsat masrafları, sözleşmede öngörülen cezai şart ve haksız işgal tazminatı gibi kalemler hususunda değerlendirme yapılarak) tesbiti yapıldıktan sonra iptali istenilen 03.09.2009 tarihli fesih ve ibranamenin davacı alacaklının haklarını engelleyici nitelikte olup olmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekiliin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1.480,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar ... ve ...'na verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 12/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları