Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2015/7212 E. , 2017/11769 K.

17. Hukuk Dairesi 2015/7212 E. , 2017/11769 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 405827
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2015/7212 E. , 2017/11769 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; davalı ... Tic. AŞ'nin müvekkiline 2009 yılı cari hesap ekstresi gereği 217.764,29 TL borcu bulunduğunu, bu borca istinaden 21 adet bonoyu müvekkiline teslim ettiğini, bonoların bir kısmının müvekkilince takibe konularak takiplerin kesinleştiğini, dava konusu ... , ... , ... Mahallesi, 108 ada, 5 parsel sayılı 7.329 m2 fabrika binası olduğunu, binada davalı şirketin dokuma, boya, baskı, örme makineleri ve işletmesinin mevcut olduğunu, binanın makinelerle birlikte davalı şirkete ait iken 22/12/2009 tarihinde muvazaalı olarak ...'e kaçırıldığını, fabrikanın yaklaşık 7.000.000 TL değerinde olduğunu ve içindeki makinelerle birlikte satış tarihinde ... Boya Apre Teks. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye kiralandığını, muvazaanın açık olduğunu, davalı şirketin gerçek ve fiili adresinin dava konusu fabrika binası olduğunu, davalıların müştereken borçlunun alacaklarını ızrar kastı ile hareket ettiklerini, aynı gün yapılan devir ve kiralama işlemleri sonrasında yapılması gereken zorunlu levha yayın ve ilan işlemlerini tamamlamadıklarını, 02/06/2011 tarihinde davalı ... tarafından fabrikanın bu kerre ... Dokuma Kumaş Tekstil San. Tic. Ltd. Şti'ye muvazaalı olarak tapuda devredildiğini, ancak huzurdaki davada şimdilik bu davalı şirkete husumet yöneltmediklerini belirterek ... , ... , ... Mah, 108 ada, 5 parselde kayıtlı gayrimenkule ilişkin tasarrufun ... 11. İcra Müdürlüğünün 2012/9536 ve ... 18. İcra Müdürlüğünün 2012/5503 sayılı dosyasındaki müvekkil alacaklarına istinaden iptaline, taşınmazın 4. Şahsa devredilmesi sebebiyle dava tarihi itibariyle davalının elinden çıkardığı malın değerini aşmamak kaydı ile ... 11. İcra Müdürlüğünün 2012/9536 esas, ... 18. İcra Müdürlüğünün 2012/5503 esas sayılı dosya alacaklarını karşılayacak miktarın (55.000,00 TL asıl alacak, faiz ve fer'ileri) davalılardan nakden tazmini ile müvekkil şirkete ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın 22/12/2009 tarihinde yapıldığını, borcun 26/07/2010 tarihinde doğduğunu, müvekkilinin taşınmazın gerçek alım ilişkisi ile çek bedellerinin ödendiğini, bonoların cari hesaptan ari verildiğini, davacının iddiasının yazılı olarak ve ticari defterlerle ispatlaması gerektiğini, tasarruf bedelinin tam ve gerçek olarak muvazaasız ödendiğini, taraflar arasında organik ya da hukuki bir bağ bulunmadığını ve bedelin makul olduğunu, davacı tarafın borcun doğumunun tasarruftan önce olduğunu ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.Diğer davalıya usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermediği, duruşmalara iştirak etmediği görülmüştür.Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre;davacı yanca geçici aciz vesikası sunulamadığı, kesin aciz vesikası verilmesi talebinin de kabul edilmediğinin anlaşıldığı, son olarak tasarrufun alacaklıları zarara uğratmak amacı ile kötü niyetli ve muvazaalı olarak yapılmış olması gerektiği, davacı tarafça davalı yanın kötü niyetli ve zarara uğratmak kastı ile hareket ettiği yönünde şüpheden uzak ve kesin deliller sunulamadığı ve tasarrufun borcun doğduğu tarihten önce yapıldığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.İİK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.Mahkeme gerekçesinde borçlunun aciz halinde olduğunun ispatlanamadığı ve davaya konu tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.03.2005 gün, 2005/15-100-119 sayılı kararına göre, borçlu hakkında aciz vesikası alınmamakla birlikte, borçlu kayıp ve adresi saptanamıyorsa, saptanan ve bilinen adreslerinde de icraca, borçlunun haczi kabil malının bulunmadığı tespit edilmiş ise, bu durumu tespit eden haciz tutanağı geçici aciz vesikası niteliğindedir. Somut olayda,davacı alacaklı tarafından farklı icra takip dosyalarında davalı borçlu şirket ile dava dışı kefiller aleyhine icra takibine girişildiği, 02/07/2012 tarihinde şirket adresine hacze gidildiği, haciz tutanağında; Borçlu şirket sekreterinin hazır olduğu,ancak faaliyette bulunmadıklarını Burayı irtibat bürosu olarak kullandıklarını belirttiği, Adreste haczi kabil mala rastlanmadığının haciz tutanağı ile belirlenmiş olduğu, anlaşılmaktadır. Aciz belgesinin dava açılmadan, dava açıldıktan sonra veya temyiz aşamasından ve hatta hükmün Yargıtay'ca onanmasından veya bozulmasından sonra bile sunulma olanağı vardır. Somut olayda davanın dayanağını teşkil eden icra takip dosyasında yapılan 02/07/2012 tarihli haciz sırasında tutulan tutanağın İİK.nın 105. maddesi uyarınca geçici aciz vesikası niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda dava şartının gerçekleştiği kabul edilerek davanın esasına girilmesi, tarafların delillerinin toplanması ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
2-Öte yandan tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için borcun, iptali istenen tasarruftan önce doğması dava ön koşulu olup mahkemece res'en araştırılmalıdır. Dava koşulu gerçekleşmediği takdirde işin esası hakkında hüküm kurulamaz.Somut olayda davacının takip konusu alacağı 26/07/2010 tanzim tarihli bonolar olup dava konusu tasarruf 22/12/2009 tarihinde yapıldığından takip konusu borçtan önce yapıldığı görülmektedir. Ancak uygulamada alacak- borç ilişkisi daha önce başlamasına rağmen alacak için düzenlenen bono veya çek gibi kıymetli evraka sonraki tarihlerin atıldığı sıklıkla görülmektedir. Bu nedenle davacı alacaklı, borcun doğumunun takip dayanağı bonoların veya çeklerin keşide tarihinden önce gerçekleştiğini ileri sürerse mahkemece alacaklıya bu konuda kanıt sunma olanağı verilmeli, gerekirse davacı alacaklı ile borçlu isticvap edilerek senedin düzenlenmesine neden olan temel ilişki sorulmalı, gerektiğinde davacı ile borçlunun ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun gerçek doğum tarihi tespit edilerek koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalıdır. O halda mahkemece, davacı vekiline takip konusu borcun doğumuna ilişkin temel ilişki konusunda delillerini sunması için süre verilmesi, sunduğu delillerin toplanması,davacı ve davalı borçlunun ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, gerektiğinde davacı ve borçlunun isticvabı ile borcun doğumunun tespiti; daha önce doğduğu ispatlandığı takdirde buna ilişkin dava koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek işin esasına girilerek iptal nedenlerinin oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Aksi durumun tespiti halinde ise borcun doğumu tasarruf tarihinden sonra ise şimdiki gibi davanın ön koşul yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekir.Mahkemece tüm bu maddi hukuki olgular dikkate alınmadan hatalı tespit ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.3-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları