Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2015/6942 E. , 2017/12049 K.

17. Hukuk Dairesi 2015/6942 E. , 2017/12049 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 405739
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2015/6942 E. , 2017/12049 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkili sigorta şirketince; sigortalı ...'a ait ... Mah. .... No:8 ... adresinde bulunan işyeri için Birleşik Ürün Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, sigortalının hasar ihbarı üzerine müvekkili şirket tarafından ekspertiz gönderildiğini ve hasara ilişkin rapor alındığını, 04/12/2010 tarihinde sigortalıya ait işyerinin üst katında bulunan merdiven başındaki su borusunun kırıldığını, akan suların zemine yayılarak buradan alt kat sigortalı işyerine sızdığını, tavandan akan suların tavan alçıpanında şişmeye ve lekelenmeye neden olduğunu ayrıca giyim eşyaları üzerine akarak ıslanmalarına sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini, sigortalının davalıya ait işyerinde kiracı olduğunu, sigortalı işyerinin bulunduğu binanın davalıya ait olduğunu, davalının malik olarak gayrimenkulün bakımı, korunması ve zararından sorumlu olduğunu, yapılan inceleme ve ekspertiz raporunda hasarlanan işyeri için 31/01/2011 tarihinde 5.212,00 TL hasar tazminatı ödendiğini, dava öncesinde ödenen tazminatın tahsili için davalı aleyhinde ... İcra Müdürlüğü'nün 2011/2483 esas sayısı ile ilamsız takip yapıldığını, davalının süresinde yetki ve borca itirazları neticesinde takibin durduğunu, dosyanın süresi içinde yetkili icra müdürlüğü ... İcra Müdürlüğü'ne gönderildiğini, ... İcra Müdürlüğünün 2011/... sayılı dosyasına süresi içinde borçlu vekili tarafından yapılan itiraz neticesinde takibin
durduğunu, bu nedenlerle itirazın iptaline, takibin devamına, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin sigortalısı olan ...’ın, bahsi geçen müvekkiline ait dükkanda kiracı olarak bulunduğunu ve hazır giyim işi yaptığını, müvekkilinin, ... isimli şahısla ... 1. Noterliğinin 04/11/2010 tarih ve ... Yev. Nolu kat karşılığı inşaat sözleşmesini imzaladıklarını ve ...'dan kiracı olarak bulunduğu dükkanı boşaltmasının istendiğini, ...’ın, dükkanı boşaltmak istemediğini ve haksız para taleplerinde bulunduğunu, su basma olayından bir yıl öncesinde üst katın boşaltıldığını, üst katın boş olmasını fırsat bilen bazı kimselerin elektrik kablosu, su saati ve borusu gibi malzemeleri sökerek çaldıklarını, böyle bir hırsızlık olayı sırasında bazı su borularının zarar görmesi neticesi olayın meydana gelmiş olabileceğini, tazminata konu su basması olayının meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, bu nedenlerle davacının haksız ve kötü niyetle açtığı davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekillik ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve dosya kapsamındaki benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile; ... İcra Müdürlüğü'nün 2011/3485 sayılı icra takip dosyasına davalı/borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline, icra takibinin kaldığı yerden aynen devamına, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinde bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, işyeri sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gereken hususlardandır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesinde sigortacının, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal edeceği, sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacının, mahkemenin veya diğer tarafın onayı
gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebileceği hüküm altına alınmıştır.
Dava, sigorta şirketi tarafından sigortalısının halefi olarak açıldığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4. maddesinde ise dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın kiralanan taşınmazların, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların sulh hukuk mahkemesinin görevinde olduğu düzenlenmiştir.
Somut olayda, sigortalı işyerinde oluşan su hasarı sebebiyle meydana gelen zarar sigortacı tarafından sigortalıya ödenmiş olup ödenen tazminatın işyerinin maliki olan davalıdan tahsili talep edilmiştir. Dosyaya sunulan kira sözleşmesine göre dava dışı sigortalı, sigortalı işyerinde kiracı olarak bulunmaktadır. Bu nedenle dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki temel hukuki ilişki kira sözleşmesine dayanmaktadır. Sigortalı ile davalı arasında uyuşmazlık kira ilişkisinden doğduğuna göre; davaya bakma görevi sulh hukuk mahkemesindedir. Bu nedenle sigortacı tarafından halefiyet yoluyla açılan davanın da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.
Bu nedenle mahkemece, uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği nazara alınarak, HMK 4 ve 114/1-C maddeleri gereğince mahkemenin görevli olmaması nedeniyle HMK 115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 25/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları