Forum ana sayfa 17. Hukuk Dairesi 2015/6368 E. , 2017/12105 K.

17. Hukuk Dairesi 2015/6368 E. , 2017/12105 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 402460
Konum: İstanbul



17. Hukuk Dairesi 2015/6368 E. , 2017/12105 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili ve davalı .... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacılar vekili, yaya murise önce davalılar ... ve ....’nin sürücüsü ve maliki olduğu aracın çarparak murisi 25 metre öteye fırlattığını, daha sonra davalı ...’in sürücüsü olduğu aracın yerdeki murisi altına alarak 250 metre sürükleyip olay yerinden kaçtığını, kusurun çarpan araçlarda olduğunu, murisin parçalanarak feci şekilde vefat ettiğini, müvekkillerinin murisin eşi ve evlatları olup elem çektiğini, murisin sağlıklı olduğunu beyanla, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 13.056,72 TL’ye yükselterek dava ve ıslah tarihinden yasal faiz talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davasının kısmen kabulü ile, davalı ... hakkında feragat nedeniyle davanın reddine, davalılar ...Kiralama ve ...‘dan 13.056,72 TL. tazminatın müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, alacağın 10.000,00 TL.‘sine dava tarihi olan 14/04/2006 tarihinden, ıslah olunan 3.056,72 TL.ye ıslah tarihi olan 18.11.2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş; hüküm davalı ... vekili ve davalı .... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğünün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi ... ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir.
Tefhim edilen hüküm başka gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK.’nun 381.-389. maddelerinde (6100 sayılı HMK m. 294-297), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK m. 297/II); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
...'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır.
Somut olayda yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 25/03/2014 tarihli kısa kararda ‘‘Davalılardan ... yönünden feragat edildiğinden bu davalı yönünden feragat sebebiyle açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden dava dilekçesi ve aldırılan bilirkişi raporu ve kapsamına göre ıslah talebi de yerinde görülmüş olmakla 13.056,72 TL tazminatın dava tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte bu miktarın dava tarihinden itibaren 10 Bin TL için ıslah tarihinden itibaren 3.056,72 TL ye yasal faiz uygulanmasına ve davalılar ...kiralama AŞ ile ... müştereken ve müteselsilen alınıp davacılara verilmesine, ihbar olunan ... sigortaya da tarafların rücu etmekte muhtariyetine,’’ denildiği halde, gerekçeli kararda ‘‘davacının davasının kısmen kabulü ile, davalı ... hakkında feragat nedeniyle davanın reddine, davalılar ... Kiralama ve ...‘dan 13.056,72 TL. tazminatın müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, alacağın 10.000 TL.‘sine dava tarihi olan 14/04/2006 tarihinden, ıslah olunan 3.056,72 TL.ye ıslah tarihi olan 18.11.2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,’’ karar verilmiştir. Ayrıca hükmün gerekçesinde müteveffa ...'in hak sahibi eşi ...'in talep edebileceği maddi tazminat tutarının 13.056,72 TL olduğu, müteveffa ...'in 01/01/1962 doğumlu oğlu ... ve 02/01/1961 doğumlu kızı ...'un annelerinin vefat tarihinde (sırasıyla 44 ve 45 yaşlarında) erişkin olması ve müteveffanın çocuklarına destek olduğuna ilişkin herhangi bir belgeye yer verilmemesi nedeniyle destek tazminatının hesaplanması gerekmediği anlaşıldığından, ıslah talebi de yerinde görülmüş olmakla, 13.056,72 TL. tazminata hükmedildiği belirtilmiş ise de; kısa karar ve hüküm fıkrasında davacılar ... ve ... bakımından red hükmü kurulmayıp 13.056,72 TL. tazminatın davacılara verilmesine hükmedilmiştir.
Hükmün gerekçesiyle kısa ve gerekçeli karar uyumlu olmayıp taraflar yönünden şüphe ve tereddüt uyandıracak nitelikte olduğundan, bu yön yukarıda açıklanan yasa maddelerine açık bir aykırılık oluşturduğundan (10.04.1992 gün, 1991/7 Esas-1992/4 Karar sayılı ... İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere) hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Kabule göre de;
a)Dava trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar dava dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tutarak toplam 10.000,00 TL maddi tazminat talep etmiş, hesap bilirkişi raporunda davacı ... ve ...’nın maddi tazminat talep edemeyeceğinin, davacı ...’un 13.056,72 TL maddi tazminat talep edebileceğinin belirtilmesi üzerine davacı ... talebini ıslahla 13.056,72 TL’ye yükseltmiş, mahkemece 13.056,72 TL tazminata hükmedilmiş ise de, dava dilekçesinde hangi davacı için ne kadar maddi tazminat talep edildiği açık olmadığından HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi doğrultusunda dava dilekçesinde hangi davacı için ne kadar tazminat talep edildiğinin ayrı ayrı açıklattırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru değildir.
b) HUMK'nun 73. maddesine göre; kanunun gösterdiği istisnalar dışında hakim, her iki tarafı dinlemedikçe veyahut sav ve savunmalarını bildirmeleri için yasal şekillere uygun olarak davet etmedikçe kararını veremez.
Somut olayda 18.11.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile hükme esas alınan 6.9.2013 tarihli hesap bilirkişi raporu davalı ... vekiline tebliğ edilmemiştir. Yasanın açık hükmüne aykırı olarak ve mahkemece kendisine yöntemince tebligat yapılmayarak savunma hakkı kısıtlanmış olan davalı ... vekiline 18.11.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile hükme esas alınan 6.9.2013 tarihli hesap bilirkişi raporu usulünce tebliğ edilip, ortaya koyacağı deliller toplanıp savunması çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
c)HMUK'nun 91. (HMK 309) maddesinde düzenlendiği üzere; feragat, iki taraftan birinin netice-i talebinden vazgeçmesidir.
Davacılar vekili 3.4.2008 tarihli celsede davalı ... yanında davalı .... bakımından da davadan feragat ettiği ve vekaletnamede davadan feragat yetkisi bulunduğu halde, mahkemece davalı .... bakımından davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre davalı .... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2-a) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı ... vekili ve davalı .... vekilinin temyiz itirazlarının, (2-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının, (2-c) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı .... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı ... ve davalı .... lehine BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davalı .... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ... ve davalı ....'ye geri verilmesine, 26/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararları