Forum ana sayfa 23. Hukuk Dairesi 2016/3218 E. , 2016/4829 K.

23. Hukuk Dairesi 2016/3218 E. , 2016/4829 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 389655
Konum: İstanbul



23. Hukuk Dairesi 2016/3218 E. , 2016/4829 K.

"İçtihat Metni"

...

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalılar ..., ... vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -

Davacı vekili vekili bulunduğu kooperatifin yönetim kurulu başkanı ve üyeleri olan davalıların usulsuz ödeme ve işlemleri sonucu kooperatifi zarara uğrattıklarını, 13.05.2001 tarihinde yapılan 2000 yılı olağanüstü genel kurul toplantısında yönetim kurulu hakkında dava açılması için denetim kuruluna yetki verildiğini, hesap tetkik komisyon raporuna göre ortaya çıkan 41.294,49 TL kooperatif zararının faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... kooperatife karşı olan tüm yükümlülüklerini noksansız olarak yerine getirdiğini, o dönemde kooperatif başkanı olan ... tarafından yapılan ve yapılmayan ödemelerden haberdar olmadığını ve bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili müvekkilinin 1998 ila 2000 yılları arasında yönetim kurulu üyesi olmadığı gibi kooperatif üyesi de olmadığını, 1998 yılı bilançosunun ibra edildiğini, esasen müvekkiline husumet düşmeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili kooperatif yetkili organlarınca yöneticiler hakkında dava açılması için usulüne uygun olarak alınmış bir karar bulunmadığını, tebligatın usülsuz olarak yapıldığını, idda edilen hususları kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... müvekkilinin asil üye ...'in üyeliği devretmesi sonucu yedek üye olarak yönetime katıldığını, ilk genel kurula kadar ticaret siciline tescili yapılmadığından sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... bütün harcama yetkilerinin kooperatif başkanı ...'a ait olduğunu bu nedenle kendisinin sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı ...'un kooperatif başkanı, diğer davalıların değişik tarihlerde kooperatif üyesi olarak görevli bulundukları Kooperatifler kanunu 98. madde yollamasıyla TTK'nın 341. madde hükümleri doğrultusunda kooperatif yönetimi hakkında dava açılmasına ilişkin usulüne
../..
S.2.


uygun olarak alınan genel kurul kararı bulunduğu davalıların davacı kooperatifin yöneticisi bulundukları değişik tarihlerde usulsüz işlem ve eylemleri nedeniyle davacı ... toplamda 9.301,24 TL zarara uğrattıkları davanın kısmen kabulü ile; kabul edilen bu miktara göre; davalı ...'un bu miktarın tamamından, davalı ...'nin 8.254,20 TL'lik, davalı ...'in 5.203,70 TL'lik, davalı ...'in 3.097,60 TL'lik, davalı ...'in 50,00 TL'lik bölümünden sorumlu tutulmaları kaydıyla; toplamda 9.301,20 TL'nin 28.09.2001 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davalılar ..., ... vekilleri ve davacı kooperatif vekili temyiz etmiştir.
Dava Kooperatif yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
1-Davacı kooperatif vekili ile davacı ... vekilinin itirazları yönünden Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “ceza hukuku ile medeni hukuk arasında münasebet” başlıklı 53. maddesi, “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat karariyle de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” hükmünü içermektedir. Karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir. Görülmektedir ki, ceza mahkemesinin “delil yetersizliğine dayanan beraat kararının” hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa, diğer anlatımla beraat kararı suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hakimini de bağlayacağı, ceza davasında hükme dayanak yapılan maddi olgularla ve özellikle eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen, mahkumiyet kararının bu yönlerinin hukuk hakimini bağlayacağı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hususları doktrinde ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında kabul edilmektedir. Öte yandan, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (...). Bilindiği gibi ceza mahkemesinin, uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle, olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgular hakkındaki kesinleşmiş saptaması, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturur. Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli bir konumda olmasıdır (.... sayılı ilamı). Böylece, kural olarak hukuk hakimi ceza yasasındaki hükümlerle ve ceza hakiminin kararıyla bağlı tutulmamış; BK’nın 53. maddesi ile bağımsızlık ilkesi benimsenmiştir.(...1996, s. 437 vd.)

../..
S.3.


Dosya kapsamında yer alan ceza mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile hukuk mahkemesince alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu, bu konuda taraf vekillerinin itirazları da dikkate alınarak meblağlar arasındaki çelişkinin nereden kaynaklandığının belirlenmesi maksadıyla denetime elverişli gerekçeli ek rapor alınmak suretiyle oluşacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken bu hususa riayet edilmemesi doğru görülmemiştir.
2-Davalı ...’in temyizi yönünden davalı ...’e ilk dava dilekçesinin tebliği Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre yapılmış ise de tebliğin usulüne uygun olmayıp, 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesi uyarınca davanın tarafları kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptir. Hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak taraflar duruşmaya çağrılmadan, eş anlatımla; taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, ... 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur ve aynı zamanda ... Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Mahkemece, yasanın bu açık hükmüne aykırı olarak kendisine usulüne uygun tebligat yapılmayarak savunma hakkı kısıtlanmış olan davalı ...’e usulünce dava dilekçesi tebliğ edilip, ortaya koyacağı deliller toplanıp, savunmaları da dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan davalının yokluğunda yargılama yapılıp hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Bozma nedenine göre, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı kooperatif ve davalılar Sami ve Kemal yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Davalı ...’in diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme kapalı olmak üzere, 31.10.2106 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Kararları