Forum ana sayfa 23. Hukuk Dairesi 2016/2122 E. , 2016/4449 K.

23. Hukuk Dairesi 2016/2122 E. , 2016/4449 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387978
Konum: İstanbul



23. Hukuk Dairesi 2016/2122 E. , 2016/4449 K.

"İçtihat Metni"
...
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili yüklenici ile davalı arsa sahipleri arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri bulunduğu, sözleşmeler gereğince müvekkilinin davalılardan olan alacağının tahsili amacıyla ... 2009/16269 esas sayılı icra dosyası ile icra işlemlerine başladığını, davalıların vekilleri aracılığıyla borcun tamamına itiraz ettiklerini, itiraz üzerine icra takibinin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Yüksek 15. Hukuk Dairesi'nin, 2012/6059 Esas, 2013/885 Karar sayılı ilamıyla; davalılardan ...'nın dava ehliyeti ile ilgili gerekli araştırma ve incelemenin yapılıp elde edilecek sonuç dairesinde karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamı sonrası yapılan yargılama, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalılardan ...'nın ölümü üzerine mirasçılarının davaya dahil edildiği, bilirkişi kurulunun 24.10.2011 tarihli ek raporunda, 4. alternatif olarak belirttiği görüşün daha gerçekçi olduğu, davacı taraf ödemeleri üzerinden hesaplama yapıldığında asıl alacağın 118.400,00 TL, işlemiş faizin 12.933,00 TL olduğu ve bu alacağın içinde 3 adet bono bedeli toplamı olan 270.000,00 TL ile araç satışına karşılık 30.000,00 TL'lik bono bedelinin dahil olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 118.400,00 TL asıl alacak ve 12.933,00 TL işlemiş faiz yönünden davalı tarafın itirazının iptaline, icra takibinin bu miktarlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın "Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi" başlıklı 31/1. maddesi "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir." şeklinde düzenlenmiş ve bunun hakimin görevi olduğu açıkça vurgulanmıştır. Maddede, hakimin maddi anlamda davayı sevk yetkisi düzenlenmektedir. Bu yetkisiyle hakim, olayın ve hukuki uyuşmazlığın olgusal ve hukuki boyutlarını gerekli olduğu ölçüde taraflarla birlikte ele alabilecek, tarafların zamanında uyuşmazlığın çözümü için önemli vakıaların tamamı hakkında açıklama yapmalarını, özellikle ileri sürülen vakıalardaki .../...

S.2


eksiklikleri tamamlamalarını, delilleri ikame etmelerini ve gerekli talepleri ileri sürmelerini sağlayabilecektir.
HMK'nın 194. maddesinde de somutlaştırma yüküne yer verilmiştir. Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Genel geçer ifadelerle, somut bir şekilde ortaya koymadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi söz konusu olacaktır. Taraflar, haklarını dayandırdıkları hukuk kuralının aradığı koşul vakıalara uygun, somut vakıaları açıkça ortaya koymalıdırlar. Bu vakıaların somut olarak ileri sürülmesi, ilgili taraf için bir yüktür; bu yükü yerine getirmeyen sonuçlarına katlanacaktır.
Somut olayda, dava dilekçesinde, davacı tarafca sözleşmeye aykırılıklar nedeniyle uğradığı zararların giderilmesi ve ödediği 423.400,00 TL'nin istirdatı amacıyla icra takibi başlatıldığı ileri sürülerek, takibe yönelik itirazın iptali talep edilmiş ise de, yargılama sırasında alınan yazılı beyanlardan ve yapılan bilirkişi incelemesinden, icra takibine konu bedelin taraflar arasındaki sözleşmeler uyarınca tanzim edilen bonolara ilişkin olduğu, diğer bir anlatımla takibin bono bedellerinin istirdatına yönelik olduğu değerlendirilmiştir. Taraflar arasındaki tarihsiz sözleşmenin 3. maddesinde sayılan çek ve bonoların arsa sahiplerinin zararlarına karşılık ödendiği, 5. maddesinde sayılan bonoların ise yükleniciye devredilecek bağımsız bölümler karşılığı verildiği belirtilmiştir. 16.07.2007 ve 13.11.2007 tarihli sözleşmelerde ise bono ve çeklerle ilgili bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Taraflar arasında tanzim edilen bu sözleşmelere, sözleşmelerin yapıldığı tarihlerde arsa maliki olan kişilerin tamamının taraf olup olmadığı, taraf olmayanların sözleşmelere onay verip vermedikleri ya da onlarla ayrı sözleşmeler yapılıp yapılmadığı, bu sözleşmelere dayalı olarak hangi bağımsız bölümlerin inşa edildiği, takibin dayanağı olduğu ileri sürülen bonoların tam olarak ne için tanzim edildiği, bedellerinin ödenip ödenmediği, yükleniciye hangi bağımsız bölümlerin düştüğü, bağımsız bölümlerin tapu devirlerinin yapılıp yapılmadığı, hangi bağımsız bölümlerle ilgili anlaşmazlık bulunduğu, davacı yüklenicinin takibe konu alacağı kapsamında imalat bedeli alacağının da bulunup bulunmadığı gibi davanın aydınlatılmasını sağlayacak hususlarda yeterli araştırma ve inceleme yapılmamış, taraflardan bu hususlarda açıklama alınmamış, kısacası dava konusu uyuşmazlık mahkemece tam olarak aydınlatılmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, izah edilen hususlarla ilgili olarak inceleme ve araştırma yapılıp, taraflardan gerekli açıklamalar da alınarak, taraflar arasındaki hukuki ilişki ve olaylar ile birlikte uyuşmazlık konuları tam olarak belirlendikten sonra, gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesi de yapılarak, oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlık aydınlatılmadan, yetersiz gerekçeler içeren bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2) Bozma nedenine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün re'sen BOZULMASINA (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Kararları



cron