Forum ana sayfa 23. Hukuk Dairesi 2016/212 E. , 2016/4636 K.

23. Hukuk Dairesi 2016/212 E. , 2016/4636 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 391984
Konum: İstanbul



23. Hukuk Dairesi 2016/212 E. , 2016/4636 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR : 1-... 2-... 3-...
Vekilleri Av. ...

Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, ... 2012/1576 E sayılı dosyasında düzenlenen 20.09.2012 tarihli sıra cetvelinde, satış bedelinin davalıya ödenmesine karar verildiğini, oysaki davalı ile takip borçlusunun akraba olduklarını ve aralarındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile takip borçlusu... olduklarını, borçlunun aldığı borca karşılık müvekkiline senet verdiğini, senet ödenmeyince takibe konulduğunu, borçluya ait taşınmaz hisselerine haciz koyduklarını ve alacaklarına mahsuben hisseyi satın aldıklarını, alacaklarının muvazaalı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 16.04.2013 tarih ve 1899 E., 2493 K. sayılı ilamıyla onanmış, davalı vekilinin karar düzeltme istemi üzerine, yine Dairemizin 21.11.2013 tarih ve 5915 E., 7310 K. sayılı ilamıyla, somut olayda davalının, borçlu ile aralarında gerçek bir borç ilişkisi bulunduğunu, bu borcun ifası yerine geçmek üzere borçlunun taşınmaz hissesini kendisine devrettiğini ve kardeş olan diğer hissedarın açtığı tapu iptali ve tescil davası sonunda devrin iptal edildiğini ve borçlu ile aralarında yaşanan olayların ceza takibatına konu olduğunu ileri sürdüğü, bu durumda mahkemece, davalıya diğer delillerini ibraz ve ikame etmesi için imkan tanınıp bunların değerlendirmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, Dairemizin 16.04.2013 tarih ve 1899 E., 2493 K. sayılı onama ilamı kaldırılarak, hüküm bozulmuştur.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava dışı takip borçlusu Halil Güler'in, borcu nedeniyle ...Müdürlüğü'nün 2012/1576 E. sayılı dosyasında takibe konu 25.06.2008 tanzim ve 25.01.2009 ödeme tarihli 35.000,00 TL bedelli senedi davalıya verdiği, borcunu zamanında ödeyememesi üzerine adına kayıtlı olan taşınmaz hissesini 09.04.2009 tarihinde davalıya devrettiği, fakat dava dışı bir başka kişi tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda taşınmazdaki söz konusu pay temlikinin iptal edildiği, bunun üzerine davalı tarafından bahsi geçen senedin takibe konulduğu, davalının takip tarihinin, davacılar tarafından takip borçlusu ... adına yapılan kefaleten ödemedelerden ve davacıların takip tarihlerinden önce olduğu, tüm bu olgular değerlendirildiğinde, davalı tarafça yapılan takibin davacıları zarara uğratmak kastıyla yapıldığının kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, muvazaa nedenine dayalı sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir.
Muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında iddia, kural olarak, borçlu ile davalı alacaklının anlaşmalı (muvazaalı) biçimde borç ilişkisi oluşturarak, diğer alacaklılardan mal kaçırma amacı güttükleri noktasındadır. Bunun için muvazaalı ../..
S.2.

muamelenin borçlandırıcı işleme göre yapıldığı tarih önem taşır. Muvazaadan söz edilebilmesi için, kural olarak, muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşıması gerekir. Diğer anlatımla, muvazaadan söz edilebilmesi için, kural olarak, muvazaalı olduğu ileri sürülen alacağın, kendisinden mal kaçırıldığı iddia edilen alacaktan daha sonra veya yakın tarihlerde doğmuş olması, muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşıması gerekir. Muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü, davalı alacaklıdadır. Davalı alacaklı alacağının varlığını ve miktarını, takipten önce düzenlenmiş ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilecek nitelikte olan usulüne uygun, birbirini doğrulayan yazılı delillerle kanıtlamalıdır. Her zaman düzenlenmesi mümkün olan çek ve bono, alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli değildir. Senetler ve çekler ancak tarafları ve onların cüz'i ve külli halefleri yönünden kesin delil niteliğinde olup, temel ilişkinin ve kambiyo ilişkisinin dışında kalan davacı üçüncü kişi bakımından bu nitelikte bir ispat vasıtası olarak kabul edilemez.
Somut olayda, davalı taraf, takip borçlusu kardeşi ... alacaklı olduğunu ve bu nedenle takibe konu senetlerin tanzim edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine, ... adına kayıtlı bulunan taşınmaz hissesini pay temliki suretiyle devraldığını, ancak diğer bir kardeşinin açtığı tapu iptal ve tescil davası sonucunda pay temlikinin iptal edildiğini ve kardeşler arasındaki husumetin ceza kovuşturmasına da konu olduğunu savunmuş ise de, söz konusu tapu iptal ve tescil davası ile icra takibine konu senedin bir ilgisinin bulunmadığı, davalının, ceza yargılamasında, "...babadan kalma tarlamız vardı, diğer kardeşim ... hissesini satın aldım..." şeklindeki beyanı ile işbu davadaki savunmasının örtüşmediği anlaşılmış olup, anılan davaların ve davalı tarafından gösterilen diğer delillerin alacağın varlığını ve gerçekliğini ispatlamaya yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, davalının icra takip tarihi, davacıların icra takip tarihlerinden önce ise de; davacılar ... ve ...'un alacağının 18.12.2007 tarihli banka kredi sözleşmesine, davacı ...'nun alacağının ise 01.12.2009 tarihli kooperatif borç senedine dayalı bulunduğu anlaşılmış olup, temel borç ilişkisinin kurulduğu bu tarihler itibariyle davacıların, davalıya karşı muvazaa iddiasında bulunabileceklerinin kabulü gerektiğinden, mahkemenin aksi yöndeki gerekçesinde isabet görülmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, davalının, alacağının dayanağı olan senedin gerçek bir borç ilişkisine dayalı olarak düzenlendiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bozma ilamına yanlış anlam verilerek, yanılgılı gerekçeyle, davanın reddine karar verimesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harçların istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.10.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Kararları